Ne Kasr-ı Dilkeş-i Gülşen ne Sahn-ı Bâğ Ararız
Şair, saray ve bahçeden vazgeçip ferâgat köşesi ararken rıza ile adalet, akıl ile hayret ve yol gösterme iddiasıyla iz arama ihtiyacı arasındaki gerilimleri işler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne ne sahn-ı bâğ ararız
Şu tengnâda hemân ararız
1Ne Gülşen'in gönül çeken sarayını ne de bağın avlusunu arıyoruz;
2bu darlıkta yalnızca bir ferâgat köşesi arıyoruz.
- 2
Olur
Henüz şemm-i gül-i kâma biz dimâğ ararız
1Kavuşma nezlesi, bin arzunun koku alma duyusunu köreltir;
2biz hâlâ murat gülünü koklayacak bir idrak arıyoruz.
Kavuşma burada ödül değil hastalıktır: bin arzunun koku alma duyusunu köreltmiş bir nezle. Bu yüzden aranan şey gülün kendisi değil, onu koklayabilecek sağlam bir duyudur. Beyit arzunun nesnesini değil, arzu duyabilme yeteneğini konu edinir.
- 3
Rızâya hükm-i kazâda muvâfıkız ammâ
Biraz da mezheb-i insâfda ararız
1Kader hükmünde rızaya uyuyoruz, ama
2adalet yolunda biraz da izin ve çıkış arıyoruz.
Beyit iki tutumu ‘ammâ’ ile birbirine bağlar: kader hükmüne rıza ve insaf yolunda biraz hareket alanı. Teslimiyet reddedilmez, yalnız yanına bir pay istenir. ‘Mesâğ’ sözcüğünün izin anlamı, itirazı bile kurallı ve ölçülü bir talep hâline getirir.
- 4
Delîl-i aklı edip reh-nümâ-yı hazret-i dost
Fürûğ-ı mihri yakup mâhdan çerâğ ararız
1Aklın delilini dostun huzuruna kılavuz edip,
2güneş ışığını yakıyor; yine de aydan bir kandil arıyoruz.
Beyit kendi çelişkisini gösterir: elde güneş ışığı varken aydan kandil aranmaktadır. Aklın kılavuz edilmesiyle başlayan dize, aklın da yetmeyişiyle biter. Büyük aydınlığın yanında küçük bir işaret aramak, arayışın nesneden çok alışkanlıktan doğduğunu sezdirir.
- 5
Zemîn-i nevk-i sîne-i âh
Sezâ-yı kîse-i tahsîn-i ararız
1İçi kazınmış göğüs zemininde, âhın sivri ucuyla
2yara nakdine yaraşır bir övgü kesesi arıyoruz.
Beyit üç ayrı alandan sözcük toplar: kazı, silah ucu ve para kesesi. Göğüs kazılan bir zemin, âh sivri bir alet, yara ise değeri ölçülecek bir nakittir. Acı böylece hissedilen bir hâl olmaktan çıkıp tartılan, karşılığında övgü beklenen bir mal gibi düşünülür.
- 6
Vüfûr-ı himmet ile olalım
Niçin bu vâdi-i hayretde biz sürâğ ararız
1Gayretimizi çoğaltıp yolunu yitirenlere Hızır olalım;
2öyleyse bu hayret vadisinde biz niçin bir iz arıyoruz?
Makta şiirin bütün arayışını tek bir soruya çevirir: başkalarına yol gösterecek olan neden hâlâ kendi izini aramaktadır? Hızır adı kılavuzluğun en yüksek örneğidir, ‘vâdi-i hayret’ ise yolun kaybolduğu yer. Beyit iddia ile hâli yüzleştirip cevabı vermeden bırakır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.0e79792e-13b1-4a31-b154-3594bf9104c1:g83-pdf403. Ana tez basılı s.388/PDF 403'te G.83'ü ölçü kalıbının adı, altı beyit, Râgıb maktası ve sonraki G.84 başlığıyla verir. BSB 1837 Bulak basılı s.28/canvas39 aynı tam sınırı doğrular; kimliği değiştiren ek veya eksik beyit yoktur. Ana AVESİS eki profil-komşu CC BY 4.0 bağlantısıyla sunulur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sanma kim dâire-i şeyhi kerâmetle dönerKoca Râgıb Paşa · Gazel→
İki dize arasında keskin bir ölçek düşüşü vardır: saraydan ve geniş bahçe avlusundan bir köşeye inilir. İstenen yerin ‘tengnâ’, yani darlık içinde aranması da bu isteği bir kaçış değil, mevcut sıkışıklığın içinde açılacak küçük bir boşluk hâline getirir.