DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Deliler kolundaki yarayı oynattığında
Şiir · 17. yüzyıl

Deliler kolundaki yarayı oynattığında

Şiir aşk delilerinin zincir, yara ve kanla sınanan hâlini anlatır; görünmeyen hazinenin değerini sıradan kişinin bilemeyeceğini söyler. Eski felek talipleri oyalar, fakat âşık hurinin cefasına rağmen sevgiden dönmez. Ömer sonunda ay yüzlü aynanın zamanı gösterdiğini, yeni ay sanılan işaretin eğri feleğin dünyaya parmak oynatması olduğunu belirtir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Her kaçan dîvâneler bâzûsuna dâğ oynadır

    Yedi kat zencîr-i aşkı depredüp yâğ oynadır

    1Deliler ne zaman kollarındaki yarayı oynatsa,

    2Aşkın yedi kat zincirini kımıldatır; basılı ‘yâğ’ yüzeyi açıklanmadan korunur.

    Kol yarasını oynatan deliler aşkın yedi kat zincirini de harekete geçirir. İkinci dizedeki ‘yâğ’ yüzeyi açıklık taşımadığından yorum, zincirin yönü ya da nesnesi konusunda kaynak dışı tamamlamaya gitmez.

  2. 2

    Kabza-i kudret kaçan kasdıyle nacağ oynadır

    Şerhalar hûn-i ciğerden kanlu ırmağ oynadır

    1Kudret eli kastederek basılı ‘nacağ’ı oynattığında,

    2Yarıklar ciğer kanından kanlı ırmak akıtır.

    Kudret eliyle savrulan ‘nacağ’ın araç türü kesinleştirilmez; sonuç, ciğerde açılan yarıklardan kanlı ırmak akmasıdır. Birim aşk sınavını soyut acıdan yoğun bir beden yaralanmasına çevirir.

  3. 3

    Anlamaz her bir denî gencîne-i gaibleri

    Anın içün gevherin nâdir düşen sâhibeleri

    1Her aşağılık kişi görünmeyen hazineleri anlayamaz.

    2Bu yüzden cevherin ender sahipleri az bulunur.

    Gizli hazinenin değerini sıradan kişi anlayamaz; nadir cevher de ancak nitelikli sahibine düşer. Şair aşk bilgisini herkesin erişebileceği mal değil, ayırt etme gücü isteyen seçkin bir emanet sayar.

  4. 4

    İşbu şâd eylemez tâlibleri

    Hâ bir iki gün yüze gülerse de lâğ oynadır

    1Bu eski dansçı taliplerini sevindirmez.

    2Bir iki gün yüzlerine gülse de sonra oyun ve alay eder.

    Eski dansçı diye anılan felek, talipleri gerçekten sevindirmez. Birkaç günlük gülüşün ardından alay etmesi, dünya bahtının sunduğu iyiliğin kısa ve güvenilmez olduğunu ritmik oyun imgesiyle anlatır.

  5. 5

    Her ne denlü âşıka cevr itse ol hûr-i cinan

    Âşık aşkından ırâğ olmaz eder meyl-i cevân

    1Cennet hurisi âşığa ne kadar eziyet etse de

    2Âşık sevgisinden uzaklaşmaz, yine gence yönelir.

    Cennet hurisinin eziyeti âşığı genç sevgiliden uzaklaştırmaz. Cefa ile yöneliş arasındaki ters ilişki, acı arttıkça bağlılığın çözülmediğini ve âşığın seçiminde ısrar ettiğini gösterir.

  6. 6

    Sanma te’sîr eylemez ol cevre âh-ı âşıkan

    Bâd kim tuğyân eder bî şübhe yaprağ oynadır

    1O cefaya âşıkların ahının işlemediğini sanma.

    2Rüzgâr kabarınca kuşkusuz yaprağı oynatır.

    Âşıkların ahı görünmez diye etkisiz değildir; kabaran rüzgârın yaprağı oynatması bunun doğadaki karşılığıdır. Hafif görünen nefes, zamanı gelince sevgilinin düzenini sarsabilecek kuvvete dönüşür.

  7. 7

    Künc-i istiğnâda beklerse nola dârâ-yi aşk

    Şîrinerden yüz çevirmez merd-i bîpervâ-yi aşk

    1Aşk hükümdarı kayıtsızlık köşesinde beklese şaşılır mı?

    2Aşkın korkusuz eri Şirinlerden yüz çevirmez.

    Aşk hükümdarı kayıtsızlık köşesinde beklese bile korkusuz âşık Şirin gibi sevgililerden vazgeçmez. Hükümranlık ile pervasızlık, erişilmezlik karşısında geri çekilmeyen iradeyi kurar.

  8. 8

    Söyle bir sertizdir çalsa yed-i tûlâ-yi aşk

    Tâ semâdan istühân-ı gâve varsağ oynadır

    1Basılı ‘sertizdir’ kuruluşu açık değildir; aşkın uzun eli bir darbe indirirse

    2Gökte sığır kemiği varsa onu bile varsak oynatır.

    Basılı söz dizimi darbeyi kesin açıklamaz; ancak aşkın uzun eli göğe erişen olağanüstü güç gibi sunulur. Sığır kemiğinin varsak oynatması, bu kuvveti halk oyunu ve kozmik abartıyla birlikte gösterir.

  9. 9

    Bir aceb âyînedir âyîne-i vech-i kamer

    Gösterir ayniyle yüz dehre mürür ettikçe ser

    1Ay yüzünün aynası şaşırtıcı bir aynadır.

    2Zaman geçtikçe dünyaya yüzü olduğu gibi gösterir.

    Ay yüzünün aynası, zamanın dünyaya gerçek yüzünü gösteren araçtır. Görüntü yalnız sevgilinin güzelliğini yansıtmaz; geçen başların ve çağların değişimini de seyredene açık eder.

  10. 10

    Ay başında mâh-ı nev sanma görünen ey Ömer

    tâlib-i dünyâya parmağ oynadır

    1Ey Ömer, ay başında görüneni yeni ay sanma.

    2Eğri felek dünyaya talip olana parmak oynatır.

    Ömer, ay başında görünen işareti yeni ay sanmaması için uyarılır. Parmağını oynatan eğri felek, dünyaya heves edenleri aldatan bir kuklacıya dönüşür ve şiiri dünyevi isteğe kuşkuyla kapatır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 19. dize “Ay başında mâh-ı nev sanma görünen ey Ömer”.

Atıf kanıtını aç ↗

Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 542 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirYolum İshak’ımın dükkânına ne zaman düşse
Her kaçan düşse yolum dükkânına İshâk’ımın
Âşık Ömer · Şiir

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

bâzû

Kol.

şerha

Yara yarığı.

gencîne-i gaib

Görünmeyen hazine.

rakkas-ı kühen

Eski dansçı; felek.

künc-i istiğnâ

Kayıtsızlık köşesi.

çerh-i kecrev

Eğri giden felek.