Her Sabah Her Sabah Hânın Dağılır
İmam Hüseyin'in türbesi önünde söylenmiş bir dilek nefesi. Beş bent aynı cümleyi tekrarlıyor; konuşan kişi kendini garip, sâil ve boynu eğik diye tanımlayıp eşikten ayrılmıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Her sabah her sabah hânın dağılır
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyin
Âşık bülbüllerin boynu bükülür
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyn
1Her sabah her sabah sofran dağıtılır;
2ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
3Âşık bülbüllerin boynu bükülür;
4ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
- 2
Yaslanayım eşiğine durayım
Görmediğim yeri göster göreyik
Senden gayrı kim var kime varayım
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyn
1Eşiğine yaslanayım, durayım;
2görmediğim yeri göster, göreyim.
3Senden başka kim var, kime gideyim?
4ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
Eşik burada geçilecek değil, kalınacak yer: dilekçi içeri girmiyor, kapının dibinde duruyor. Üçüncü dize bütün nefesin gerekçesini veriyor — başka kapı yok. Kaynakta ikinci dize “göreyik” diye dizilmiş; beklenen biçim “göreyim” olsa da dizgiye dokunulmadı.
- 3
Garîbim türbene geldim ey
Gümansız şübhesiz seni severim
Sâilim kapunda boynum eğerim
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyn
1Garibim, türbene geldim, ey kerem sahibi;
2kuşkusuz, şüphesiz seni severim.
3Dilenciyim kapında, boynumu eğerim;
4ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
Şiir burada bir mekân kazanıyor: türbe. Konuşan kendini üç sıfatla tanımlıyor — garip, sâil, boynu eğik — ve üçü de aynı şeyi söylüyor: istemekten başka elinde bir şey yok. “Gümansız şübhesiz” ikilemesi Türkçe ve Farsça eşanlamlıları yan yana koyan halk söyleyişidir.
- 4
Seni seven âşık olur
Arar Hak'kı kendi özünde bulur
Yaşını silmeğe kapuna gelür
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyn
1Seni seven âşık divane olur;
2Hakk'ı arar, kendi özünde bulur.
3Gözyaşını silmeye kapına gelir;
4ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
İkinci dize nefesin en yüklü cümlesi: aranan dışarıda değil, arayanın özünde bulunuyor — tekke şiirinin içe dönük bilgi anlayışı. Üçüncü dize bunu hemen somutlaştırıyor: bulan kişi yine kapıya, gözyaşını silmeye geliyor. Bilgi, ağlamayı bitirmiyor.
- 5
ehli olan ikrârın bulur
Ali'yi sevenler çığıra gelür
Derviş Mehemmed'in sana yalvarır
Ver benim murâdım İmâm-ı Hüseyn
1İkrar ehli olan ikrarını bulur;
2Ali'yi sevenler yola gelir.
3Derviş Mehemmed'in sana yalvarır;
4ver benim muradımı, İmâm-ı Hüseyin.
İkrar, yola girerken verilen sözdür; ilk dize verdiğini bulma ilkesini kuruyor. “Çığır” açılmış yol demek, ikinci dize sevgiyi bir güzergâha bağlıyor. Mahlas iyelik ekiyle geçiyor — “Derviş Mehemmed'in”, yani senin Derviş Mehmed'in — böylece imza da bir bağlılık bildirimine dönüşüyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 156247 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Sayfa numarası işareti (—8—) metne alınmadı. Nakarat ilk geçişte “İmâm-ı Hüseyin”, kalan dört geçişte “İmâm-ı Hüseyn” dizilmiş; ikisi de korundu. İkinci bentteki “göreyik” de kaynaktaki biçimiyle bırakıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nasrunminallahın lûtfu dokunaDerviş Mehmed · Nefes→
Nakarat bir istek cümlesi ve şiirin tamamı onun tekrarı üzerine kurulu. Açılıştaki “hân” sofra demektir: her sabah dağıtılan bir nimet var, şair ondan payını istiyor. Kaynak ilk nakaratı “Hüseyin”, kalan dördünü “Hüseyn” diye diziyor; ikisi de korundu.