Hiç Âlemde Benim Bu Dadıma Dad Olmadı
Şiir cevapsız feryadı, naz uykusundaki sevgiliyi ve taş yağmuruyla yıkılan gönül ülkesini bir araya getirir. Muhibbî, aşk hikâyelerindeki fedakârlıkla kendi hâlini ölçer; sonunda gözyaşını Dicle’ye denk büyüklükte gösterir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hiç âlemde benim bu dâdıma olmadı
Bend-i gamdan bir lahza âzâd olmadı
1Bütün dünyada bu feryadıma karşılık veren olmadı.
2Gönlüm gam bağından bir an bile kurtulmadı.
- 2
Leylî vü Mecnûn’a var Hüsrev ü Şîrîn velî
Cân u baş terk etmede hiç biri Ferhâd olmadı
1Leyla ile Mecnun ve Hüsrev ile Şirin vardır; fakat
2Canından ve başından vazgeçmede hiçbiri Ferhat olmadı.
Leyla-Mecnun ve Hüsrev-Şirin çiftleri aşk geleneğinin tanınmış örnekleridir; Ferhat ise can ve baştan vazgeçmenin ölçüsü yapılır. Beyit, ünlü hikâyeleri sıralamakla yetinmez, fedakârlığın derecesi bakımından aralarında ayrım kurar.
- 3
Dostum nâz uyhusından dahı olmadıñ
Şöyle zann etme felekde âh u feryâd olmadı
1Dostum, naz uykusundan hâlâ uyanmadın.
2Gökte hiç ah ve feryat yükselmedi sanma.
Sevgilinin naz uykusu, âşığın sesine bilerek kapalı duran bir rahatlığı gösterir. Ardından göğe yükselen ah ve feryat bu sessizliği bozar; sevgili uyanmamış olsa da acının felekte hiç duyulmadığını sanmaması istenir.
- 4
Cevr-i sengin yağdırup kıldın gönül mülkün harâb
Devr-i hüsnünde senin ol bir kez olmadı
1Ağır eziyet taşları yağdırıp gönül ülkesini harap ettin.
2Senin güzellik devrinde orası bir kez bile bayındır olmadı.
Cefa taş gibi ağırlaşır ve yağmur biçiminde gönül ülkesine iner; yıkımın faili açıkça sevgilidir. Onun güzellik devri dışarıdan parlak görünse de âşığın iç ülkesi bu iktidar sırasında bir kez bile imar edilmemiştir.
- 5
Gözlerim yaşı degil eksik (Muhibbî) Dicle'den
Yaşıma gadr eden kim cûy-ı Bağdâd olmadı
1Ey Muhibbî, gözyaşım Dicle’den hiç eksik değildir.
2Yaşıma haksızlık eden Bağdat ırmağı olmadı [karşılaştırmanın yüklemi kapalı].
Muhibbî gözyaşını Dicle ile ölçerek kişisel acıyı Bağdat coğrafyasına taşır. Son dizedeki ırmak, yaşa haksızlık eden karşılaştırma öğesidir; söz dizimi tam kapanmadığından gözyaşının Dicle’yi aşması dışında ek bir neden uydurulmaz.
Metnin kaynağı
Muhibbî (Kanûnî Sultan Süleyman) kimliği basılı kaynaktaki görünür yüzey ve kamu otoritesi kaydına bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Muhibbî Dîvânı, Âdile Sultan nüshası neşri (1890); 5 birim/10 dize. Kayıt kaynakta “Hiç âlemde benim bu dâdıma dâd olmadı” ile başlar, “Yaşıma gadr eden kim cûy-ı Bağdâd olmadı” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Cân eder şem'-i ruhun şevkine pervânelik” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Başlık/imza parateksti gövdeye katılmadı; kapalı yüzeylerde tahmin yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Zülf-i zencîrin görüp buldı gönül dîvâneliğiMuhibbî · Gazel→
Açılıştaki ‘dâd’ sözcüğü hem feryadı hem ona verilecek adaletli karşılığı çağrıştırır; konuşan iki anlamda da cevapsız kalır. Gönlün gam bağı içinde tutulması, bu karşılıksızlığı bir anlık kederden sürekli tutsaklığa çevirir.