Zülfünün Zincirini Görüp Buldu Gönül Divaneliği
Muhibbî, sevgilinin zincir gibi zülfü karşısında gönlün ve aklın çözülüşünü anlatır. Zahidin bilmediği aşk hâli, tavus cilvesi ve pervane yanışıyla görünür olur; ezelî özlem sonunda canı tehlikeye atan divaneliğe varır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Zülf-i zencîrin görüp buldı gönül
Hâsıl etdi şem'-i hüsnüñe cân-ı Ya'kûb pervâneliği
1Zülfünün zincirini görünce gönül divaneliği buldu.
2Güzelliğinin mumuna Yakup’un canı pervane oldu.
- 2
Hâlet-i aşkı ne bilsün zâhid-i
Cilve-i tâvûs hiç eyler mi murg-ı hâneliği
1Yün hırka giyen zahit aşkın hâlini nereden bilsin?
2Tavusun cilvesini evcil bir kuş hiç gösterebilir mi?
Yün hırkalı zahit dış görünüşüyle zühdü temsil eder, fakat aşkın iç hâlini bilmez. Tavus ile ev kuşu karşılaştırması bu bilgi farkını görünür kılar: göz alıcı cilve, güvenli kafes hayatının içinden taklit edilemez.
- 3
İştiyâk olmasa idi ezelden kâşki
İştiyâkından saña çün yek kâfir-i büt-hâneliği
1Keşke özlem ezelden beri var olmasaydı.
2Sana duyduğu özlem yüzünden put tapınağındaki kâfirle kurulan yüklem bağı basılı yüzeyde tamamlanmıyor.
Şair özlemin ezelden başlamamış olmasını diler; böylece acıyı sonradan doğan bir heves değil yaratılış öncesine uzanan yazgı sayar. İkinci dizede put tapınağı kâfiriyle kurulan bağ eksik kaldığı için metin, tahminsiz ve kapalı tutulur.
- 4
Akl u sabrı küllî birden eyledim
Âşıkım dîvânelikdir hâsılım
1Aklı ve sabrı bütünüyle, birden unuttum.
2Âşığım; elde ettiğim yalnız divaneliktir.
Akıl ile sabrın aynı anda unutulması, aşkın hem düşünme gücünü hem dayanma imkânını ortadan kaldırdığını bildirir. Âşık kendisine kalan hasılayı yine divanelik diye adlandırır; kayıp, şiirin bilinçli biçimde benimsediği kimliğe dönüşür.
- 5
Aşka düşdüñ ey (Muhibbî) cân u başa kaldıñ
Eyledik arasında aceb
1Ey Muhibbî, aşka düştün; canınla başın tehlikede kaldı.
2Âşıklar arasında şaşılacak bir divanelik ettik.
Mahlaslı kapanış Muhibbî’ye doğrudan seslenerek aşkın bedelini can ve baş tehlikesiyle somutlaştırır. Son dize bu kişisel düşüşü âşıklar topluluğu önünde yaşanan şaşırtıcı bir divanelik olarak kayda geçirir ve ilk beyitteki hükmü tamamlar.
Metnin kaynağı
Muhibbî (Kanûnî Sultan Süleyman) kimliği basılı kaynaktaki görünür yüzey ve kamu otoritesi kaydına bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Muhibbî Dîvânı, Âdile Sultan nüshası neşri (1890); 5 birim/10 dize. Kayıt kaynakta “Zülf-i zencîrin görüp buldı gönül dîvâneliği” ile başlar, “Eyledik uşşâk arasında aceb dîvâneliği” ile biter; hemen ardından gelen kayıt “Hiç âlemde benim bu dâdıma dâd olmadı” dizesiyle açılır. Dizeler kaynağından korundu. Başlık/imza parateksti gövdeye katılmadı; kapalı yüzeylerde tahmin yapılmadı. Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryasınca hazırlandı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Celîs-i halvetim, varım, habîbim mâh-ı tâbânımMuhibbî · gazel→
Zülfün zincire benzetilmesi gönlün isteyerek tutsaklığa girdiğini gösterir; aynı beyitte güzellik mumuna dönen yüz, Yakup’un canını pervane yapar. Gönül esareti bulurken can yanmaya yönelir ve aşk iki ayrı kayıp biçimi kazanır.