DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Kalender Abdal/Hôr Bakma Fukarâya Sakın Ey Ehl-i Hüner
Müseddes (mütekerrir) · 16. yüzyıl

Hôr Bakma Fukarâya Sakın Ey Ehl-i Hüner

Beş bentlik bir mütekerrir müseddes. Her bent, aba giymiş dervişi hor görmemeyi öğütleyen aynı iki dizeyle kapanır; aradaki dizeler mevki ile değer arasındaki farkı işler ve son bentte velâyetin fukaradan çıktığı söylenir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Hôr bakma fukarâya sakın ey ehl-i hüner

    Sûrete etme nazar sîrete bakub ekser

    Kadir olmazsa da bir habbeye dünyâda eğer

    Düşer lûtf-i Hudâ’ya mazhar

    Etme dervîş-i abâpûşa hakaretle nazar

    O da hâlince fenâ mülketinin şâhı geçer

    1Sakın fukarayı hor görme, ey hüner sahibi

    2Surete bakma, çoğunlukla sirete bak

    3Dünyada bir habbeye bile gücü yetmese de

    4Fenâ erleri Allah'ın lütfuna mazhar düşer

    5Aba giymiş dervişe hakaretle bakma

    6O da kendi hâlince fenâ ülkesinin şahı sayılır

    Şiirin muhatabı ilk dizede seçilir: yoksul değil, “ehl-i hüner”. Öğüt yukarıdan aşağıya değil, aşağıdakini savunmak için yukarıya söylenir. Habbe, en küçük ağırlık ölçüsüdür; bir habbeye gücü yetmeyen ile bir mülkün şahı, tekrar dizelerinde aynı cümlede buluşur.

  2. 2

    Âdemi fıtrat-ı evvelde Hudâ-yi mutaâl

    Kimisin şâh-ı cihân etti kimisin abdâl

    Kimine sadr nasîb etti kime

    Bu nasihatleri gûş et sakın ey

    Etme dervîş-i abâpûşa hakaretle nazar

    O da hâlince fenâ mülketinin şâhı geçer

    1Yüce Allah, ilk yaratılışta insanı

    2Kimini cihan şahı etti, kimini abdal

    3Kimine başköşeyi nasip etti, kimine pabuçluk safını

    4Ey iyi huylu, bu öğütlere kulak ver, sakın

    5Aba giymiş dervişe hakaretle bakma

    6O da kendi hâlince fenâ ülkesinin şahı sayılır

    Bent, mevki farkını insanın eseri saymaz, ilk yaratılışa bağlar: paylaştıran kişi değil, dağıtan Tanrı'dır. Sadr ile saff-ı niâl bir meclisin iki ucudur — başköşe ile ayakkabıların bırakıldığı yer. Kimin nerede oturduğu kısmetse, oturana bakıp hüküm vermek de dayanaksız kalır.

  3. 3

    Hünerine nazar et aybını pinhân eyle

    Kibri ko yanına al âlemi seyrân eyle

    Def’-i gam kıl güle bak yüzüne handân eyle

    Hâtırını ele al lûtf edüb ihsân eyle

    Etme dervîş-i abâpûşa hakaretle nazar

    O da hâlince fenâ mülketinin şâhı geçer

    1Hünerine bak, ayıbını gizle

    2Kibri bırak, yanına al, âlemi seyret

    3Gamını gider, güle bak, yüzünü güleç et

    4Gönlünü al, lütfedip ihsanda bulun

    5Aba giymiş dervişe hakaretle bakma

    6O da kendi hâlince fenâ ülkesinin şahı sayılır

    Bu bent soyut öğüt vermez, davranış tarif eder: bakma biçimi, yüz ifadesi, konuşma sırası. Dört dizenin dördü de “eyle” ile biter ve öğüt bir iş listesine dönüşür. “Kibri ko yanına al” ikilemi tek dizede yapılacak ile bırakılacağı yan yana kor.

  4. 4

    Sâf dil ol yere ko yüzünü çün âb-ı revan

    Kaynayub tekye-i aşk içre varub niçe zaman

    Bir bilür şâh u kadrini ehl-i irfan

    Yedi iklime olursan da eğer şâh-ı cihan

    Etme dervîş-i abâpûşa hakaretle nazar

    O da hâlince fenâ mülketinin şâhı geçer

    1Temiz gönüllü ol, akarsu gibi yüzünü yere koy

    2Nice zaman aşk tekkesinde kaynayıp durarak

    3İrfan ehli, şahla dilencinin değerini bir bilir

    4Yedi iklime cihan şahı olsan bile

    5Aba giymiş dervişe hakaretle bakma

    6O da kendi hâlince fenâ ülkesinin şahı sayılır

    Suyun benzetmesi tam yerinde durur: akarsu ancak yüzünü yere koyarak akar, alçalması hareketinin şartıdır. Üçüncü dize bentin hükmünü verir — irfan ehli için şah ile dilenci aynı terazidedir. Dördüncü dize bu ölçüyü en yüksek makama uygular ve tekrar beytine bağlar.

  5. 5

    Münkir olma fukarâya yürü zâhid zinhâr

    Rifk ile bak yüzüne lûtf ile eyle güftâr

    Fukarâdan kopar erbâb-ı velâyet her bâr

    Gel Kalender sözüne eyleme lûtf et inkâr

    Etme dervîş-i abâpûşa hakaretle nazar

    O da hâlince fenâ mülketinin şâhı geçer

    1Ey zâhid, yürü, sakın fukarayı inkâr etme

    2Yüzüne yumuşaklıkla bak, sözü lütufla söyle

    3Velâyet erleri her defasında fukaradan çıkar

    4Gel, lütfet, Kalender'in sözünü inkâr etme

    5Aba giymiş dervişe hakaretle bakma

    6O da kendi hâlince fenâ ülkesinin şahı sayılır

    Son bentte muhatap değişir: hüner sahibi gider, zâhid gelir. Üçüncü dize şiirin gerekçesini nihayet açık eder — ermişler zenginden değil fukaradan çıkar, dolayısıyla hor görülen kişi yarının velîsi olabilir. Mahlas dizesi aynı fiili kendi sözü için tekrarlar: inkâr etme.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144549 numaralı sürüm esas alındı; Ergun derlemesinin Kalender faslındaki —6— numaralı şiirdir. Sıra numarası ile metnin başındaki “— Müseddes —” nazım şekli etiketi metne alınmadı. Sayfanın sonundaki “YETİMΔ başlığı ve ardından gelen biyografi paragrafları KİTABIN SONRAKİ BÖLÜMÜNE aittir, bu şiirin parçası değildir; aktarım aralığı 125. sayfaya taştığı için sayfada görünüyorlar, metne alınmadı. Beş bendin her biri altı dizedir ve son iki dize her bentte aynen tekrarlanır; arşiv bentli nazım şekillerini “dörtlük” birimiyle kaydettiği için unitKind burada da “dörtlük” bırakıldı. Matla dizesi kalıba göre bir hece eksiktir; kalan dizeler Fe'ilâtün ×3 + Fe'ilün kalıbına oturuyor, son tef'ile yer yer Fa'lün'e dönüyor.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Önceki şiirHer Câna Kalan Serseriye Er Demesinler
Her câna kalan serseriye er demesinler
Kalender Abdal · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

fukarâ

yoksullar; tekke dilinde dervişler

sîret

iç yüz, huy, ahlâk

abâpûş

aba giyen, yün hırkalı derviş

erbâb-ı fenâ

benliğini yok etmiş kimseler

mülket

ülke, memleket

saff-ı niâl

ayakkabıların bırakıldığı saf; meclisin en alt yeri

nîk hisâl

iyi huylu

gedâ

dilenci, yoksul