Hudâ Lutfı Var El-hamdü-li’llâh
Fahrî, bollukta ve darlıkta hamdi sürdüren; ümmet, teselli ve şükür bağlarını ortak sesle kuran bir şiir söyler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hudâ lutfı var ‘El-hamdü-li’llâh’
Bize dâ’im şükür ‘El-hamdü-li’llâh’
1Allah'ın lütfu vardır; Allah'a hamdolsun.
2Bize sürekli şükür düşer; Allah'a hamdolsun.
- 2
Muhammed ümmetinden itdi bizi
Şükür dâ’im şükür ‘El-hamdü-li’llâh’
1Bizi Muhammed'in ümmetinden kıldı;
2sürekli şükür, şükür; Allah'a hamdolsun.
Ümmete katılmak burada bir doğum değil, itdi fiiliyle bir kılınma olarak anlatılır. Şükür dâ’im şükür yinelemesi yalnız ölçüyü doldurmaz; sözcüğün iki kez söylenmesi, bu kılınmanın karşılığının tek bir teşekkürle ödenemeyeceğini duyurur.
- 3
-ı vü evliyâyız
Diriz Yâ Rab saña ‘El-hamdü-li’llâh’
1Peygamberleri ve velileri doğrulayanlarız;
2ey Rabbim, sana ‘Allah'a hamdolsun’ deriz.
Mukırr ikrar eden demektir; inanç burada bir duygu değil, sözle üstlenilen bir tasdik işlemidir. Peygamberlerle velilerin aynı ikrarda birleştirilmesi, iki ayrı silsileyi tek bir bağlılık cümlesinde toplar.
- 4
Tesellî nûrunuñ mazharlarıyız
Diyelim rûz-ı şeb ‘El-hamdü-li’llâh’
1Teselli nuruna erişenleriz;
2gece gündüz ‘Allah'a hamdolsun’ diyelim.
Teselli bir duygu olmaktan çıkıp nura dönüşür ve konuşanlar o nurun düştüğü yer, yani mazhar sayılır. Böylece avunma dışarıdan işitilen bir söz değil, üzerine ışık düşenin taşıdığı bir hâl olur.
- 5
Eger vü zarrâda hemîşe
Hudâvendâ diriz ‘El-hamdü-li’llâh’
1Bollukta da darlıkta da her zaman
2ey Rabbim, ‘Allah'a hamdolsun’ deriz.
Serrâ ile zarrâ karşıtlığı hamdi koşula bağlı olmaktan çıkarır: bolluk minnettarlığın kolay, darlık ise sınandığı yerdir. Hemîşe bu iki uç arasındaki bütün zamanı kapatır ve arada hamdsiz bir aralık bırakmaz.
- 6
Bu Fahrî-i günâhkâr ez-cân-ı dil
Müdâm diriz şükür ‘El-hamdü-li’llâh’
1Bu günahkâr Fahrî canıgönülden
2sürekli şükredip ‘Allah'a hamdolsun’ der.
Son beyitte günahkârlık gizlenmez, ez-cân-ı dil ile birlikte söylenir; kusurun itirafı ile içtenliğin beyanı aynı dizede durur. Şükrün müdâm niteliği, kusurun sürekliliğine verilmiş bir karşılık gibi okunur.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf173-printed164-n137. Bu görüntü aralığında 137 numarasıyla başlayan kayıt, sonraki numaraya kadar tam 12 dizedir; basılı ölçü satırı aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hudânuñ lutfı var ‘El-hamdü-li’llâh’Mehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Matla, lütfu bildiren yarımla şükrü buyuran yarımı yan yana koyar: birincisi Hakk'a ait, ikincisi kula düşen paydır. Dâ’im sözcüğü bu payın bir defalık değil, hiç kapanmayan bir borç olduğunu belirtir.