Ey peri, güzel yazını çılgın âşığa bütünüyle vermem
Şair sevgilinin yazısını, dudağını, boyunu ve dişlerini eşsiz değerler olarak sakınır; bunları hiçbir benzerine değişmeyeceğini söyler. Ayrılık âşıkları perişan ederken güzelin bedeninde kutsal işaretler okunur. Leyla ve Mecnun çağrışımlarıyla büyüyen övgü, sevgilinin tek görünüşünü dünyaya ve cennete değişmeme kararıyla sonuçlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Hüsn-i hattın ey perî vermem büsbütün
dürrün gonca-i ra’nâya vermem büsbütün
1Ey peri, güzel yazını çılgın âşığa bütünüyle vermem.
2İnci gibi dudağını güzel goncaya bütünüyle değişmem.
- 2
Kametin ar’ar dişin ebin âb-ı zülâl
Ol katresin deryâya vermem büsbütün
1Boyun ardıç, dişin inci; baskıdaki ‘ebin’ berrak sudur.
2O berrak suyun bir damlasını bile bütünüyle denize vermem.
Ardıç boy, inci diş ve berrak su dizisi bedeni tabiatın seçkin maddeleriyle kurar. Bir damlanın denize değişilmemesi, küçücük sevgili unsurunu sonsuz büyüklükten üstün tutar.
- 3
Kal olup efkendeler çektikçe hüsnün firkatin
Firkatin tebdîl eder cismimde câhil kisvetin
1Düşkünler güzelliğinin ayrılığını çektikçe perişan olur.
2Ayrılığın bedenimdeki cahillik giysisini değiştirir.
Ayrılığı çeken düşkünlerin erimesi, bedendeki cahillik giysisinin değişmesine bağlanır. Acı yalnız yıpratmaz; konuşanı eski benliğinden çıkaran sert bir bilgi tecrübesine dönüşür.
- 4
Sîn ile yazmış Hudâ hüsnünde Vettîn âyetin
Hâsılı bir nüktesin vermem büsbütün
1Tanrı, güzelliğinde Tîn suresinin ayetini ‘sîn’ ile yazmış.
2Kısacası onun bir inceliğini bile açıklamaya bütünüyle vermem.
Tîn ayetinin güzellikte yazılı olduğu söylenirken beden kutsal bir metin gibi okunur. Bu metnin tek nüktesini bile ifşa etmemek, şairin hayranlıkla birlikte sır saklama sorumluluğunu üstlendiğini gösterir.
- 5
Âlem içre hubların a’lâsı sensin şübhesiz
Dehr-i asrın sânî-i Leylâ’sı sensin şübhesiz
1Dünyadaki güzellerin en üstünü kuşkusuz sensin.
2Bu çağın ikinci Leyla’sı şüphesiz sensin.
Sevgilinin çağın ikinci Leyla’sı sayılması, klasik aşk hikâyesini bugüne taşır. Bütün güzellerden üstünlük iddiası, bireysel hayranlığı ortak edebî hafızanın ölçüsüyle güçlendirir.
- 6
Bu dil-i Mecnûn’umun sevdâsı sensin şübhesiz
sîneni sahrâya vermem büsbütün
1Bu Mecnun gönlümün sevdası kesinlikle sensin.
2Nurlu dağ gibi göğsünü bütünüyle çöle vermem.
Konuşan gönül kendisini Mecnun olarak tanımlar ve aydınlık dağ gibi göğsü çöle bırakmaz. Leyla-Mecnun coğrafyasındaki sahra, sevgilinin bedenini kaybetme ihtimaline karşı reddedilir.
- 7
Bu Ömer görmüş değil bir câna benzer sûretin
Tâc-i adnin sûret-i sultâna benzer sûretin
1Bu Ömer senin cana benzeyen suretin gibi bir yüz görmedi.
2Görünüşün cennet tacı taşıyan bir sultana benzer.
Ömer’in daha önce benzer suret görmemesi, yüzü hem canlı cana hem cennet tacı taşıyan sultana yaklaştırır. Bedensel güzellik ile hükümdarlık görkemi tek görüntüde birleşir.
- 8
Hüsnünü kim fehm eder Rıdvâna benzer sûretin
Bir cemâlin görmeği dünyâya vermem büsbütün
1Rıdvan’a benzeyen yüzünün güzelliğini kim anlayabilir?
2Yüzünü bir kez görmeyi bütün dünyaya değişmem.
Cennet bekçisi Rıdvan’ın bile anlayamayacağı güzellik, dünyevi ölçünün dışına çıkar. Son karar, sevgilinin tek bir görünüşünü bütün dünyadan daha değerli sayarak şiirdeki değiş tokuş dizisini kapatır.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 13. dize “Bu Ömer görmüş değil bir câna benzer sûretin”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 521 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Hüsnile dillerde ismi oldu destan Yûsuf’unÂşık Ömer · Şiir→
Güzel yazı ile inci dudak, başkalarına devredilmeyecek kişisel hazineler gibi korunur. ‘Vermem’ sözü kıskançlıktan çok sevgilinin her unsuruna biçilen benzersiz değeri açıklar.