İmtihan
Öğretmeninin çalışma öğüdünü benimseyen öğrenci, yıllarca hazırlandığı sınavı emeğinin mihenk taşı ve ailesine borcunu ödeme fırsatı sayar; başarısızlık korkusunu cesaret çağrısıyla bastırıp bilgisini göstermeye hazır olduğunu ilan eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bana hocam derdi ki: «Ey sevgili çocuğum.
Sana gülen bu hayat sade oyun değildir;
Zaman, tembel alını bir gün yere eğiltir!...
1Öğretmenim bana, ‘Sevgili çocuğum,
2sana gülümseyen bu hayat yalnızca oyun değildir;
3zaman, tembel insanın alnını bir gün yere eğdirir,’ derdi.
- 2
Şu dünyada her şeyi sen kendinden bekle, um.
Çalışırsan sana nurlar serpecek.
talih gelerek ayağını öpecek!...»
1Bu dünyada her şeyi önce kendinden bekle ve um.
2Çalışırsan gelecek önüne ışıklar serecek;
3gururlu talih gelip ayağını öpecek.
İkinci öğüt beklentiyi dış yardımdan kişinin kendi emeğine çevirir. Çalışma karşılığında gelecek yolu ışıkla döşer, normalde erişilmez ve mağrur olan talih ise öğrencinin ayağına kadar gelip eğilir. Bu abartılı tersine dönüş emeğin kader üzerindeki gücünü yüceltir.
- 3
İşte o gün...
Evet bugün, bizim büyük imtihan...
Bugün, benim altın olan emeğime mihenktir;
Bin zahmetle ektiğimi biçme vakti demektir.
1Beklenen gün işte geldi.
2Evet, bugün bizim büyük sınavımız var.
3Bugün, altın değerindeki emeğimin mihenk taşıdır;
4bin zahmetle ektiğimi biçme zamanıdır.
Tekrarlanan ‘bugün’ uzun hazırlığın karar anını yakınlaştırır. Sınav emeğin altın olup olmadığını gösterecek mihenk taşı, öğrenme ise bin zahmetle ekilmiş ürün olarak düşünülür. Ölçme ve hasat imgeleri, sonucun tesadüf değil geçmiş çalışmanın karşılığı olacağını söyler.
- 4
Ben bugünün rüyasıyle, ümidiyle yaşadım;
Sıkıntılı geceleri bunlar ile okşadım.
Kırlangıçlı baharların türküsüne dalmadım,
Şu sevimli mektebimden bir gün geri kalmadım.
1Ben bugünün hayali ve umuduyla yaşadım;
2sıkıntılı gecelerde bunlarla avundum.
3Kırlangıçlarla gelen baharın türküsüne kapılmadım;
4bu sevimli okulumdan bir gün bile geri kalmadım.
Öğrenci sınav gününü yalnız korkuyla değil gecelerini yatıştıran umutla beklemiştir. Kırlangıçlı baharın çağrısı dışarıdaki eğlence ve özgürlük ihtimalini temsil eder; ona kapılmayıp okuldan geri kalmaması, bugünkü sınavın ardındaki sürekliliği ve ertelenmiş hazzı gösterir.
- 5
İşte o gün...
Evet bugün, bizim büyük imtihan...
Bugün, benim bildiğim şey bir hak gibi istenir;
Aileme olan borcum bir parçacık ödenir.
1Beklenen gün işte geldi.
2Evet, bugün bizim büyük sınavımız var.
3Bugün benden bildiklerim bir hak gibi istenecek;
4aileme olan borcumun küçük bir parçası ödenecek.
İkinci sayfada sınav nakaratı yeniden başlar, fakat odak emeğin değerinden aile borcuna kayar. Bilginin sorulması öğrencinin gözünde öğretmenin hakkıdır; vereceği başarılı cevaplar da kendisini yetiştiren ailesine duyduğu borcun hiç değilse küçük bir bölümünü ödeyecektir.
- 6
Ya sorulan suallere cevap vermez, kalırsam...
Ev halkına hangi yüzle bakarım ben bu akşam?...
Bir insanı hayatından memnun eden hayâdır;
Alın yerde gezmektense yaşamamak evlâdır.
1Ya sorulan sorulara cevap veremeyip sınıfta kalırsam?
2Bu akşam evdekilerin yüzüne nasıl bakarım?
3İnsanı hayatından memnun eden utanma duygusudur;
4alnı yerde yaşamaktansa yaşamamak daha iyidir.
Başarısızlık korkusu okul sonucu olmaktan çıkar, eve hangi yüzle dönüleceği sorusuna dönüşür. ‘Hayâ’ insanı doğru davranmaya yönelten öz denetim sayılır; yere eğilen alın önceki öğretmen öğüdünü geri çağırır. Son dizedeki ölüm tercihi, sınav baskısını dönemin sert onur diliyle aşırılaştırır.
- 7
Bildiğimi demekten korkmak niçin?.. Cesaret!
Cevaplarım su gibi gürül gürül akmalı;
Mümeyyizler bir bülbül dinler gibi bakmalı!...
1Bildiğimi söylemekten neden korkayım? Cesaret!
2Yanıtlarım gürül gürül akan su gibi kesintisiz olmalı;
3sınav görevlileri beni bülbül dinler gibi dinlemeli.
Öğrenci korkusuna tek kelimelik ‘Cesaret!’ buyruğuyla karşı çıkar. Bilgi artık zihinde saklanan yük değil gürül gürül akan su ve bülbül sesi olur. Akıcılık ile ezgi, doğru cevabın yalnız içeriğini değil kendinden emin ve kesintisiz söylenişini de başarı ölçüsüne dönüştürür.
- 8
— Evet, evet efendim, edebiyat, fen, hikmet...
Epey şeyler öğrendim, her taraftan sorunuz;
Cevaplarım hazırdır, hatta beni yorunuz!...
1— Evet efendim: edebiyat, bilim, düşünce...
2Oldukça çok şey öğrendim; her alandan sorabilirsiniz.
3Cevaplarım hazırdır, hatta beni zorlayın.
Kapanışta iç konuşma doğrudan sınav kuruluna verilen cevaba dönüşür. Edebiyat, fen ve hikmet geniş bir öğrenme alanı kurar; öğrenci soru seçmek yerine her yönden sınanmayı ister. ‘Beni yorunuz’ çağrısı kaygının yerini bilgisini göstermeye hevesli bir özgüvene bıraktığını gösterir.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'ın 165481 sabit revizyonu ve transklüde Türk Sazı.pdf 92–93. sayfaları birlikte denetlendi. Şablon, başlık ve basılı sayfa numarası çıkarıldı; kaynak yazımı sessizce düzeltilmedi. Sabitlenen tarama sayfasındaki bütün şiir gövdesi ve görünen bent sınırları korundu. Kaynak sayfası ölçüyü adlandırmıyor. Basılı metin tek bir hece sayısında birleşmiyor: dizelerin bir bölümü 7+7 duraklı on dört, bir bölümü 8+7 duraklı on beş hecedir; iki yerde tekrarlanan "İşte o gün... / Evet bugün, bizim büyük imtihan..." satırları da sayfada ikiye bölünmüş tek dizedir.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bu âlemde bir iş yok ki sıkıntısız yapılsın.Mehmet Emin Yurdakul · Bentli şiir→
Öğretmen hayatın gülen yüzüne rağmen yalnız oyundan ibaret olmadığını söyler. Zaman etkin bir yargıç gibi tembel kişinin alnını yere eğdirecektir; eğilen alın hem başarısızlığı hem utancı taşır. Öğüt, çocuğun bugünkü rahatlığını gelecekteki sorumlulukla sınırlar.