Her an Mehemmed Şah’ıma kavuşmayı beklerim
Şair, Mehemmed Şah’a kavuşup eteğine sarılmayı bekler. Tanrı’nın onu lütufla yarattığını, bütün dünyanın güzelliğine hayran kaldığını ve sade giysilerle yüzüğün ona yakıştığını söyler. Okuyup olgunlaşmaya çalışsa da asıl dileği ölmeden önce sevgilinin dudağına erişmektir; kapanışta hâlini anlatmaya utandığını ve sayısız kişinin ona kul olduğunu bildirir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
vaslına her dem Mehemmed şâhımın
Sarılup muhkem Mehemmed şâhımın
1Her an Mehemmed Şah’ıma kavuşmayı bekliyorum.
2Mehemmed Şah’ımın eteğine sıkıca sarılmak istiyorum.
- 2
Hamd ola öğmüş yaratmış lûtfu çok Perverdigâr
Hüsnüne âşık bütün âlem Mehemmed şâhımın
1Şükürler olsun, Tanrı onu büyük bir lütufla yaratmış.
2Bütün dünya Mehemmed Şah’ımın güzelliğine âşıktır.
Sevgilinin güzelliği Tanrı’nın özel lütfuyla açıklanır ve hayranlık bütün dünyaya yayılır. Böylece kişisel aşk, yaratılıştaki seçkinliğin herkesçe kabul edildiği evrensel bir övgüye dönüşür.
- 3
İntizâr üzre visâline hezâr üftâdeler
Eylemez uşşâkına evcâı merdüm zâdeler
1Binlerce düşkün kişi onun kavuşmasını bekliyor.
2Basılı ‘evcâı merdüm zâdeler’ sözünün âşıklara ilişkin anlamı açık değildir.
Binlerce düşkünün kavuşmayı beklemesi Mehemmed Şah’ın çekim gücünü gösterir. ‘Evcâı merdüm zâdeler’ yüzeyi güvenle çözülemediğinden, onun âşıklara nasıl davrandığı hakkında ek bir yargı kurulamaz.
- 4
Her kaçan giyse mubârek eğnine ak sâdeler
Yaraşur parmağına Mehemmed şâhımın
1Ne zaman kutlu bedenine sade beyaz giysiler giyse,
2Yüzük Mehemmed Şah’ımın parmağına yakışır.
Sade beyaz giysi ile parmaktaki yüzük, gösterişsiz fakat zarif bir görünüş kurar. Övgü yalnız yüz güzelliğine değil, sevgilinin giydiği şeyleri kendine yakıştıran ölçülü bedenine yönelir.
- 5
Okuyup yazmaktayım olmak içün ehl-i kemâl
Leblerin âb-ı zülâldir kaşları olmuş hilâl
1Olgun ve yetkin biri olmak için okuyup yazıyorum.
2Dudakları berrak sudur, kaşları hilale dönmüştür.
Şair okuyup yazarak olgunlaşmaya çalışırken dudak ve kaş tasviri dikkatini yeniden sevgiliye çeker. Bilgi yolculuğu ile güzellik seyri çatışmaz; ikisi aynı yetkinlik arzusunda buluşur.
- 6
İstemezdim şu cihanda zerrece mâl ü menâl
Ölmeden bir kez lebin emsem Mehemmed şâhımır
1Bu dünyada zerre kadar mal ve mülk istemezdim.
2Ölmeden önce bir kez dudağını emsem; baskıdaki ‘şâhımır’ sonu aynen korunur.
Dünya malından vazgeçme sözü, tek bir öpüşe duyulan isteği bütün servetten üstün tutar. Baskıdaki ‘şâhımır’ sonu düzeltilmediği için yorum, redif beklentisini kaynak yerine geçirmez.
- 7
Der ki Ömer görmedim ben böyle bir
Hâlimi arzeylemeğe eylerim andan hicâb
1Ömer der ki: Ben böyle yüce gönüllü birini görmedim.
2Hâlimi ona anlatmaya utanırım.
Ömer, Mehemmed Şah’ın yüce gönüllülüğünü överken kendi hâlini açıklamaya utanır. Bu mahcubiyet, sevgilinin erişilmez üstünlüğü karşısında âşığın söz söyleme gücünü kaybettiğini gösterir.
- 8
Gül cemâline dizilmiş benleri var bîhisâb
Niçeler bendesidir âlem Mehemmed şâhımın
1Gül yüzünde dizilmiş sayısız ben vardır.
2Dünyadaki nice kişi Mehemmed Şah’ımın kuludur.
Gül yüzündeki çok sayıdaki ben, çiçek üzerinde sıralanmış koyu işaretler gibi görünür. Dünyanın ona kul sayılması, bu yüzün yalnız bireysel değil toplumsal bir hükümranlık kurduğunu bildirir.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 13. dize “Der ki Ömer görmedim ben böyle bir âlîcenâb”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 489 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Kavuşma bekleyişi doğrudan eteğe sarılma arzusuyla somutlaşır. Mehemmed Şah’ın eteği hem bedensel yakınlığın hem de güçlü bir efendiye sığınmanın işaretidir; bekleyen özne iki anlamı birlikte taşır.