İş Mehdî'ye Kaldı Nesin Söyleyi
Bir uyarı nefesi. Mehdî'nin beklendiği bir zamandan başlar, evliya yolunun geçersiz kılınmasından şikâyet eder, cehennem tasvirine geçer. Son dörtlük dünyadaki unvanların öbür yakada işlemediğini söyleyerek biter.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İş 'ye kaldı nesin söyleyi
Tabibim diyene eyleyi
Otuz iki farzın birini belleyi
Dâra geçmiş eli ile söyöleyi
1İş Mehdî'ye kaldı, nesini söyler
2“Tabibim” diyene iftira eder
3Otuz iki farzın ancak birini beller
4Dâra durmuş, eliyle anlatır
- 2
Eli söyleyenin keserler elin
Kişi pir meydanında tutsun dilin
eylediler evliya yolun
Vah ümmetim deyu yolda ağlayı
1Eliyle söyleyenin elini keserler
2Kişi pir meydanında dilini tutsun
3Evliya yolunu geçersiz kıldılar
4“Vah ümmetim” diye yolda ağlar
Önceki dörtlüğün eliyle konuşması burada cezalandırılır: eliyle söyleyenin eli kesilir. Şiir çareyi susmakta bulur, pir meydanında dil tutulur. Üçüncü dize şikâyeti adlandırır — evliya yolu “battal”, yani hükümsüz kılınmıştır; yolda ağlayan da o yolun kendisidir.
- 3
Ulu divanın bir aynıdır bura
Bunu bilmeyenin yüzleri kara
Çalınsa çırpınsa bulunmaz çare
Atalar tamuya nârda ağlayı
1Burası ulu divanın tıpkısıdır
2Bunu bilmeyenin yüzleri kara
3Çalınsa çırpınsa çare bulunmaz
4Atalar cehenneme düşmüş, ateşte ağlar
Şiirin en sert dizesi ilkidir: “bura”, yani bu dünya, ulu divanın — mahşer mahkemesinin — bir aynıdır. Hesap ertelenmiş değil, şimdiden görülmektedir. Üçüncü dizedeki “çalınsa çırpınsa” ikilemesi, telaşın bile sökmediğini bir çift fiille anlatır.
- 4
Yedi cehennemden ileri dışa
Seni de çalarlar hem taştan taşa
Yılan akrep başına üşe
Sokarlar a'zâmı canda ağlayı
1Yedi cehennemden daha ileri, daha dışarı
2Seni de taştan taşa çalarlar
3Yılan, çıyan, akrep başına üşüşür
4Uzuvlarını sokarlar, can içinde ağlar
Cehennem burada sayıyla anılır: yedi tabaka. Tasvir üç fiille ilerler — çalarlar, üşe, sokarlar — ve failini hep gizli tutar. Yılan, çıyan ve akrep halk anlatılarında kabir azabının üçlüsüdür; ceza gövdeye toptan değil, “a'zâ”ya, uzuvların her birine ayrı ayrı iner.
- 5
Kul Mustafa'm eder korkarım hâşa
Görün en gelecek sağ olan başa
Ne burda bey derler ne orda paşa
Urganın boynuna vur da ağlayı
1Kul Mustafa'yım, der ki: korkarım, hâşa
2Görün, sağ kalan başa gelecek olanı
3Ne burada bey derler, ne orada paşa
4Urganı boynuna geçir de ağla
Mahlas dörtlüğü uyarıyı toplumsal düzene çevirir: öbür yakada ne bey ne paşa denir, unvan orada geçmez. Son dize buyruk kipine döner ve şaşırtır — urganı kendi boynuna sen geçir, ağlaman ancak o zaman işe yarar. İkinci dizenin kaynaktaki dizilişi bozuk, okunuşu belirsiz kaldı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 163086 numaralı sürüm esas alındı; metin Bektaşî Şairleri ve Nefesleri derlemesinin 323–324. sayfalarından aktarılmış. Sayfa başındaki “-3-” sıra işareti metne alınmadı. Son dörtlüğün ilk üç dizesi kaynakta bir boşlukla girintili dizilmiş, girinti aktarılmadı. Dizgi hataları korundu: dördüncü dizedeki “söyöleyi”. Bu dize ile “Otuz iki farzın birini belleyi” on ikişer hecedir, öbür on sekiz dize on birer; kaynakta öyle dizili. Mahlas dizesindeki italik işaretleri atıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nesini sorarsın garip hâliminKul Mustafa · Nefes→
Dört dizenin dördü de aynı ekle biter: “-eyi”, doğu ağızlarında geniş zamanın karşılığıdır ve şiire bir haber verme tonu kurar. Mehdî'ye kalan iş, sözün işe yaramadığı bir zamandır; son dize bunu resme çevirir — dâra durmuş biri artık ancak eliyle konuşabilir.