Ey Yârenler, Yâr Yolunda
Kadı Burhâneddin, sevgili yolunda yanmadık ve aşkın rengine boyanmadık hiçbir yanı kalmadığını söyler. Beden, can, gözyaşı ve kan imgeleri benliğin aşkta erimesini anlatır; yinelenen sorular, şairin acıdan usanmadığını ve bütünüyle teslim olduğunu vurgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
İy yârenler yâr yolına nem kaldı ki yanmamışam
Bunca ki yandum yanaram billah ki usanmamışam
1Ey dostlar, sevgili yolunda yanmadık neyim kaldı?
2Bunca yandım, hâlâ yanıyorum; vallahi usanmadım.
- 2
Hammâri gözinden anun bir tolu ayağ işmişem
Andan berü serhoşam uş hiç dahı uyanmamışam
1Onun sarhoş edici gözünden dolu bir kadeh içtim.
2O zamandan beri sarhoşum; işte, hiç uyanmadım.
Sevgilinin gözü sarhoş edici içkinin sunulduğu kadehe dönüşür. Bu bakıştan bir kez içen şairin ayıklığa dönememesi, aşk hâlinin geçici coşku değil bütün bilinci değiştiren kalıcı bir sarhoşluk olduğunu gösterir.
- 3
Can diledi benden gözün akl u gönül virdüm bile
Tanrım ben cân içün ma'şûka sakınmamışam
1Gözün benden can istedi; aklımla gönlümü de verdim.
2Tanrım tanıktır, canım için sevgiliden kaçınmadım.
Gözün istediği cana akıl ve gönül de eklenir; teslimiyet talep edilenden daha fazlasını vermektir. Tanrı’nın tanıklığı anılarak şairin canını korumak için sevgiliden geri durmadığı kesinleştirilir.
- 4
Lutf eyleyüp sen tut elüm saç oduma rahmet suyın
oduna düşmeği ben kimseye danmamışam
1Lütfet, elimi tut; saçının ateşime rahmet suyunu dök.
2Çünkü ateşine düşmüş olmayı kimseden gizlemedim.
Şair sevgiliden elini tutmasını ve saçından ateşine rahmet suyu dökmesini ister. Saç hem aşk ateşinin kaynağı hem onu söndürebilecek merhametin aracıdır; şair bu ateşe düşüşünü de saklamadığını belirtir.
- 5
Tap yah oduna cânumı vaktidürür iksîri sal
Ne put’a kaldı k'anda ben bin katla kaynanmamışam
1Canımı ateşine at; iksiri salmanın vaktidir.
2Öyle bir put kalmadı ki onun içinde bin kez kaynamamış olayım.
Canın ateşe atılması dönüşüm için gerekli bir aşama sayılır ve iksir imgesi bu yanışı değerli bir madene dönüşmeye bağlar. Bin kez kaynama sözü, aşkın bütün sahte putları eriterek benliği arındırdığını anlatır.
- 6
Cân ile iki cihâna akl u gönül ne var ise
Aşkı elinden içmişem illâ ki hiç kanmamışam.
1Can, iki dünya, akıl ve gönül; neyim varsa
2Aşkın elinden içtim, yine de hiç kanmadım.
Can, iki dünya, akıl ve gönül tek tek aşkın sunduğu kadehe verilir. Bütün varlığını içmiş olsa da doymayan şair, aşkın tüketildikçe biten bir nimet değil isteği daha da artıran sınırsız kaynak olduğunu söyler.
- 7
Sini didüm sine değin senden usanmah yoh bana
Bin kez ölüp dirilmişem ol sanuyı sanmamışam
1Senden mezara kadar usanmayacağımı söyledim.
2Bin kez ölüp dirildim; o sanıyı hiç sanmadım.
Mezara kadar sevgiliden usanmayacağını söylemek bağlılığın zaman sınırını kaldırır. Bin kez ölmek ve dirilmek de bu kararı değiştirmez; şair ölüm ihtimalini bile aşkın sona ermesi olarak düşünmediğini bildirir.
- 8
Gözüm yüzüni göreli görmedi râhat gündüzin
Yurd ideli can zülfüni bir gice dolanmamışam
1Gözüm yüzünü gördüğünden beri gündüz rahat görmedi.
2Canım saçını yurt edindiğinden beri bir gece bile çözülmedi.
Sevgilinin yüzünü gören göz artık gündüz rahat edemez; can ise saçı yurt edindikten sonra geceleri karanlık kıvrımlardan çıkamaz. Gündüz ile gece, yüzün ışığı ve saçın karanlığı çevresinde aynı huzursuzluğa bağlanır.
- 9
İçüm kara benzüm saru yaşum kan u kanum sudur
Dahı ne kaldı k'ana ben ışkunda boyanmamışam
1İçim kara, yüzüm sarı; gözyaşım kan, kanım sudur.
2Aşkında boyanmadık daha neyim kaldı?
İçin kararması, yüzün sararması, gözyaşının kana ve kanın suya dönüşmesi bedendeki bütün renkleri aşka verir. Son soru, şairin aşkın boyamadığı tek bir iç veya dış parçası kalmadığını ilan eder.
Metnin kaynağı
Kadı Burhaneddin kimliği sabit revizyon yazar alanı ve bağımsız kaynak denetimiyle bağlandı.
Atıf kanıtını aç ↗Türkçe Vikikaynak sabit oldid 142027; 9 birim/18 dize.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Açılıştaki soru, sevgili yolunda benliğin bütünüyle yanıp tükenmesini anlatır. İkinci dize acının geçmişte kalmadığını söyler; şair hâlâ yanmasına rağmen usanmadığını yeminle belirterek aşkın sürekliliğini kurar.