Kâkülün sevdâları lâm etti kaddim ey fetâ
Kâkülün kokusu ve sevgilinin güzelliği âşığı büker; rakibin ayrıcalığına rağmen şair umut ve kavuşma isteğinden vazgeçmez.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kâkülün sevdâları kaddim ey fetâ
Belli bûyinden ya anberdir yahud
1Ey genç, kâkülünün sevdası boyumu lâm harfi gibi büktü.
2Kokusundan belli: ya amberdir yahut Hoten miskidir.
- 2
Bir zaîfim şöyle kim hâlî yatur bir hayliden
Gelmek olmaz mı dahi insâfa sen ey bîvefâ
1Öyle zayıfım ki uzun zamandır hâlsiz yatıyorum.
2Ey vefasız, artık insafa gelmez misin?
Zaîf bedenin bir hayliden beri hâlî yatması, cefanın ani değil uzun süreli tükeniş olduğunu gösterir. “Gelmek olmaz mı” sorusu bîvefâyı insafa çağırır; konuşan emir verecek güçte değildir, hastalığını göstererek merhamet ihtimalini yoklar.
- 3
Gel rakîb-i eyle kapunda zelîl
Nice bir rûzî ola lûtfun ana cevrin bana
1Gel, kötü huylu rakibi kapında zelil et.
2Lütfun daha ne zamana dek ona, eziyetin bana düşecek?
Bedfiâl rakibin kapıda zelîl edilmesi istenirken sevgilinin eşiği bir hüküm yerine dönüşür. Lûtfun ona, cevrin bana düşmesi adaletsiz paylaşımı çıplaklaştırır; “nice bir” sorusu bu düzenin ne zamana kadar süreceğine yönelik sabırsız itirazdır.
- 4
Kimseler bir tâze dilber sevmeğe meyletmesin
Yanınızda günde bin kan eylemek
1Kimse taze bir dilber sevmeye yönelmesin.
2Sizin yanınızda günde bin cana kıymak küçük bir hata sayılır.
Tâze dilber sevmeye yönelenlere getirilen yasak, yanınızda günde bin kanın cüz’î hatâ sayılmasıyla gerekçelenir. Bin canlık mübalağa güzelliğin çekimini değil öldürücü kayıtsızlığı büyütür; aşkın tazeliği karşısında sürekli bir kıyım tehdidi vardır.
- 5
Gösterir âşıklara kaddin kıyâmetten nişan
Sûretindir ey perî
1Boyun âşıklara kıyametten bir işaret gösterir.
2Ey peri, yüzün dünyayı gösteren bir aynadır.
Kaddin kıyâmetten nişan göstermesi sevgilinin boyunu hem doğruluk hem de sarsıcı son gün imgesiyle büyütür. Sûretin âyine-i âlemnümâ oluşu ise yüzü bütün dünyayı gösteren aynaya çevirir; bedenin iki parçası zamanın sonunu ve mekânın tamamını kuşatır.
- 6
bir lâhçe ayılmaz sorar keyfiyyetin
Kim ki destinden alup nûşetse
1Sevgilinin elinden gönül açan kadehi içen kişi
2mahşere dek bir an ayılmaz ve onun hâlini sorar.
Destinden alınan câm-ı dilküşâ, içeni ferahlatmak yerine haşre dek ayılamayan bir sarhoşa dönüştürür. “Sorar keyfiyyetin” sözü, kadehin etkisiyle sevgilinin hâlini merak etmeyi bağlar; keyfiyyetin kime ait olduğu açık kalsa da ayılmazlık ile soru yan yana durur.
- 7
Benden Âşık Ömer’e yüz bin cefâ kılsan eğer
İdemem vaslından ey meh
1Bu Âşık Ömer’e yüz bin eziyet etsen bile,
2ey ay yüzlü, kavuşmandan ümidimi de beklentimi de kesmem.
Yüz bin cefâ şartı bile Âşık Ömer’in kararını değiştirmez. Kat’-ı ümmîd ü recâ edemem sözü, hem ümidi hem kavuşma beklentisini kesmeyi reddeder; “ey meh” hitabı eziyet eden sevgiliyi ay yüzlü güzellik olarak görmeyi sürdürdüğü için sitem bağlılığı yenemez.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.161 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ömer mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak ergun1936-n161-0D844CBA7C8E; Ergun 1936 No.161, PDF 181; 7 birim/14 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı; belirsiz yüzeyler ikinci tanık olmadan tekleştirilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Kâkül sevdası kaddi lâm harfi gibi büker; aşkın izi bedende yazıya dönüşür. Bûy üzerinden anber ile misk-i Hıtâ arasında kurulan seçenek, saçın kokusunu uzak ve değerli maddelerle ölçer; gözün gördüğü eğrilik burnun aldığı rayihayla tamamlanır.