Kalbüni pür-nûr iderseñ zikr-i Hakla dâ’imâ
Zikri kalbi aydınlatan bir cevher olarak kuran gazel, emir ve yasaklara uymayı bu aydınlığın şartı sayar; toplu anmadan Fahrî için bağışlanma duasına geçer.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kalbüni iderseñ zikr-i Hakla dâ’imâ
Cümle müşkil olur âsân lutf-ı Hakla dâ’imâ
1Kalbini Hakk’ı anmakla daima ışıkla doldurursan,
2Hakk’ın lütfuyla bütün güçlükler daima kolaylaşır.
- 2
Emr u nehye inkıyâdla cân u dil olur
Cevher-i zikr-i Hudâ-yı lehû dâ’imâ
1Emir ve yasaklara boyun eğmekle can ve gönül ışıkla dolar;
2ezelî Allah’ı anmanın cevheri daima ona nasip olur.
Emir ve yasaklara uymak can ile gönlü aydınlatır; ezelî Allah’ı anmanın cevheri de böyle davranana sürekli nasip olur. Zikir yalnız dil tekrarı olarak bırakılmaz, davranış disipliniyle tamamlanır. ‘Cevher’ bu pratiği kalıcı, değerli ve içte taşınan bir öz gibi gösterir.
- 3
Allâh Allâh diyelim yâd idelim Hakkı müdâm
Cân u dilden gice gündüz aşk ile dâ’imâ
1‘Allah, Allah’ diyelim; Hakk’ı sürekli analım,
2gece gündüz, canıgönülden ve aşkla, daima.
‘Allah Allah’ diyerek Hakk’ı gece gündüz canıgönülden ve aşkla anma çağrısı yapılır. Birinci çoğul ‘diyelim’ bireysel öğüdü ortak sese çevirir. Gece-gündüz karşıtlığı zamanın bütününü kapsarken aşk, mekanik tekrarı iç katılım ve canlı yöneliş hâline getirir.
- 4
Enbiyâ vü evliyânuñ hürmetine cümleyi
Lutfuñ ile eyle mesrûr mağfiretle dâ’imâ
1Peygamberlerin ve velilerin hürmetine herkesi
2lütfunla sevindir, daima bağışlanmaya eriştir.
Peygamberler ile velilerin hürmetine herkesin lütufla sevinmesi ve sürekli bağışlanmaya erişmesi dilenir. Dua tek kişinin kurtuluşuyla sınırlı değildir; ‘cümle’ sözü topluluğu kapsar. Tarihsel şefaat dili, merhamet talebini örnek kabul edilen kişilerin saygınlığına bağlar.
- 5
Mazhar olursun Hudânın dâ’imâ sen lutfuna
Fahr-i âlem sünnetine imtisâlle dâ’imâ
1Sen daima Allah’ın lütfuna erişirsin,
2âlemin övüncünün sünnetine sürekli uyarak.
Allah’ın lütfuna erişmenin yolu, âlemin övüncü diye anılan peygamberin sünnetine sürekli uymaktır. İlk dizedeki vaat ikinci dizede davranış şartı kazanır. ‘Mazhar olmak’ pasif beklenti değil örnek yaşama biçimini izleyerek lütfa açık hâle gelmek anlamında kullanılır.
- 6
Dünye vü ukbâda bî-çâre günehkâr Fahrîyi
eyle yâ Rab mağfiretle dâ’imâ
1Dünya ve ahirette çaresiz, günahkâr Fahrî’yi
2ey Rabbim, bağışlamanla daima sevinçli kıl.
Fahrî dünya ve ahirette kendisini çaresiz ve günahkâr diye sunar; Rabbinden bağışlamayla onu sevinçli kılmasını ister. Gazel genel öğütten mahlasa bağlı kişisel duaya daralır. ‘Şâd u handân’ yalnız affedilmek değil yüzün korkudan neşeye dönmesi arzusunu taşır.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:n17-pdf92-93-printed83-84. Akın neşrinde manzume 17, basılı s. 83–84/PDF 92–93; 12 dize, basılı kalıp adı ve sonraki numarayla tam sınır sabittir. Sapmaz'ın bağımsız neşri basılı s. 11–12/PDF 33–34'te aynı incipit–mahlas/son–sonraki numara sınırını doğrular. Sapmaz, ilk dizede idersin ve üçüncü beyitte hâne-i dil varyantlarını verir; Akın'ın iderseñ ve cân u dil okumaları ana gövdede korundu. Sapmaz PDF'si yalnız sınır ve kısa okuma tanığı olarak kullanıldı; çağdaş neşrin tam metni buraya aktarılmadı. AVESİS'teki CC BY bağlantısı ana dosya ekine komşudur, PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kerem-kânı Hudâsın sen İlâhâMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Kalp Hakk’ı sürekli anmakla ışıkla dolarsa bütün güçlükler ilahi lütufla kolaylaşır. Şart ile sonuç iki dizeyi birbirine bağlar; aydınlanma soyut süs değil gündelik müşkülü dönüştüren kuvvettir. ‘Dâ’imâ’ redifi zikrin tek seferlik değil yenilenen pratik olduğunu duyurur.