Uzun boyuna ardıç desem yeridir
Şair sevgilinin boyunu ardıca, dudağını şekere ve kendisini eşsiz cevhere benzetir; dilinin onu anlatmakta yetersiz kaldığını söyler. Gözler bütün gönülleri avlar, kıvrımlı saç ejder gibi yüz hazinesini korur. Son bölümde gerçek değeri bilmeyip cahillerle düşüp kalkanları eleştirir; Ömer bu kişilere sert bir ad verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kamet-i bâlâsına da dersem elverir
Leblerinin kandine şekker de dersem elverir
1Uzun boyuna ardıç desem yeridir.
2Dudaklarının tatlılığına şeker desem yeridir.
- 2
Vasfını etmek diler âciz ü kasırdır dilim
Her ne denlu medh edüp dilber de dersem elverir
1Seni anlatmak isteyen dilim güçsüz ve yetersizdir.
2Ne kadar övsem ve sana sevgili desem yeridir.
Dil sevgiliyi anlatmak istediği hâlde güçsüz ve yetersiz kalır. Övgünün çokluğu bu eksikliği gidermez; sevgili sözcüklerin erişemediği düzeydeyken ‘dilber’ adı bile ancak yaklaşan bir tanım olur.
- 3
Bir güzel gözlü güzel ra’nâ güzeldir sevdiğim
Hüsnü ü müsellem bîbedeldir sevdiğim
1Sevdiğim güzel gözlü, zarif bir güzeldir.
2Güzelliği seçkin, kabul edilmiş ve eşsizdir.
Güzel göz, zarafet, seçkinlik ve eşsizlik üst üste sıralanır. Sevgilinin güzellerin önderi sayılması, kişisel beğeniyi genel bir hiyerarşiye çevirir ve onu başkalarının üstüne yerleştirir.
- 4
Hûbların serdârıdır dersem mahaldir sevdiğim
Mislini göz görmemiş gevher de dersem elverir
1Güzellerin önderidir desem uygun düşer.
2Benzerini göz görmemiş cevher desem yeridir.
Gözün görmediği cevher benzetmesi nadirlik ile değeri birleştirir. Görülmemiş olmak yalnız fiziksel güzelliğin benzerinin yokluğu değil, onun kıymetini ölçebilecek örneğin bulunmaması anlamına gelir.
- 5
Sun’-i kudretle yaratmış ol Ganî Perverdigâr
Gözleri -ı âlem mürg-i dil eyler şikâr
1Hiçbir şeye muhtaç olmayan Tanrı onu kudret sanatıyla yaratmış.
2Gözleri dünyanın avcısıdır, gönül kuşunu avlar.
Tanrı’nın kudretle yarattığı sevgilinin gözleri gönül kuşlarını avlar. İlahi yaratılış övgüsü, bakışın tehlikesini ortadan kaldırmaz; güzellik hem kutsal sanat hem güçlü av düzeneğidir.
- 6
Gûyya rümhâl olup gencîne bekler rûy-i yâr
Kâkülü pürçînine ejder de dersem elverir
1Sanki mızrak olmuş, sevgilinin yüz hazinesini bekler.
2Kıvrımlı kâkülüne ejder desem yeridir.
Mızrak gibi duran unsur yüz hazinesini korur, kıvrımlı kâkül de ejdere benzetilir. Sevgilinin yüzü değerli hazineye dönüşürken çevresindeki saç ve bakış yaklaşmayı engelleyen silahlı bekçiler olur.
- 7
Gelmemiş misli cihâna bir güher
Kameti mevzun güzeldir cemâli şems ü kamer
1Eşi dünyaya gelmemiş, tek ve değerli bir incidir.
2Boyu ölçülü, yüzü güneş ve ay gibi güzeldir.
Sevgili dünyaya bir kez gelmiş tek inci, yüzü güneş ve aydır. Değerli taş ile gök ışıkları, hem maddi paha hem erişilemez parlaklık vererek eşsizliği iki farklı ölçekte kurar.
- 8
Serteser gezdim cihânı var mı akrânı meğer
Anın için rûyine enver de dersem elverir
1Dünyayı baştan başa gezdim; acaba bir benzeri var mı?
2Bu yüzden yüzüne ışıklı desem yeridir.
Şair bütün dünyayı gezdiğini söyleyip benzer bulunup bulunmadığını sorar. Yüzün ışıklı oluşu yalnız geleneksel bir benzetme değil, geniş deneyim sonunda verilmiş karşılaştırmalı hüküm gibi sunulur.
- 9
Tutalım kim gice gündüz eylemişsin gayreti
Kâmile yok i’tibârı câhil ile sohbeti
1Diyelim ki gece gündüz gayret gösterdin.
2Olgun kişiye değer vermez, cahille sohbet edersin.
Gece gündüz gayret edilmiş olsa bile olgun kişiye değer vermeyip cahille sohbet etmek eleştirilir. Şiir güzellik övgüsünden toplumsal seçime döner ve liyakatsiz yakınlığın kıymeti düşürdüğünü söyler.
- 10
Dâimâ ile ülfette bilmez kıymeti
Ey Ömer ben bunlara itler de dersem elverir
1Sürekli değersiz kimselerle yakın olup kıymet bilmezsin.
2Ey Ömer, bunlara it desem yeridir.
Değersiz kişilerle sürekli yakınlık kuranlar gerçek kıymeti bilmez. Ömer’in sert son adı, şiirin zarif benzetmelerinden bilinçli biçimde ayrılır; estetik üstünlük ile ahlaki kabalığı karşılaştırır.
Metnin kaynağı
Basılı dizideki görünür Âşık Ömer mahlası ve Ergun koleksiyon yerleşimi birlikte doğrulandı: 20. dize “Ey Ömer ben bunlara itler de dersem elverir”.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri baskısındaki 554 numaralı metnin 20 dizesi ve 10 birimi basılı sırayla korunmuştur. Tarama yeniden dağıtılmamıştır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Kande idi câm-ı Cem kandeydi Keykâvûs-i hâsÂşık Ömer · Şiir→
Uzun boy ardıca, dudak tadı şekere benzetilir. Şair ilk iki dizede biçim ile lezzeti ayrı duyular üzerinden över ve ‘yeridir’ tekrarıyla benzetmelerin abartı değil hak edilmiş hüküm olduğunu savunur.