Karanlık
Yedi dizede bülbülün feryadı ile şairin feryadı yer değiştiriyor. Klasik gül–bülbül eşleşmesini çağırıp gülü hiç anmaması, şiirin bütün yükünü ayrılığa bırakıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Aşkın bu karanlık gecesinde
yine vahşi ,
Mecnûnu terk etti mi Leylâ?
sesi, sesi sandım.
1Aşkın bu karanlık gecesinde
2bülbül yine yabanî bir şarkıcı;
3Leylâ, Mecnûn'u terk etti mi?
4O yabanî sesi ayrılık sesi sandım.
- 2
Aşkın bu karanlık gecesinde
Hicrânımı duydum, seni andım,
gibi yandım.
1Aşkın bu karanlık gecesinde
2ayrılık acımı duydum, seni andım,
3ayrılık vurmuş bülbül gibi yandım.
İlk dize birebir tekrar ediyor ve iki bendi aynı gecenin içine kapatıyor. Önceki bentte bülbülün sesi yorumlanıyordu, burada şair kendini onun yerine koyuyor: “firkat-zede bülbül gibi yandım”. Üç dize üç geçmiş zaman fiiliyle kapanıyor — duydum, andım, yandım.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 173772 numaralı sürüm esas alındı. Sayfanın sonundaki “Vezin: Mef'ûlü mefaîlû feûlün” satırı şiirin dizesi olmadığı için metne alınmadı; oradaki “mefaîlû” dizgisi kaynakta böyle, ölçü alanına kalıbın doğru adı yazıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bî-haber gövdeme gelmiş konmuş,Ahmet Hâşim · Şiir→
Bülbül klasik şiirde gülün âşığıdır; Hâşim onu “vahşi müterennim” yaparak bahçeden çıkarıyor, evcilleşmemiş bir sese çeviriyor. Üçüncü dizedeki soru feryada bir sebep arıyor ve ayrılığın en bilinen adını çağırıyor. Dördüncü dizedeki “sandım” yorumun şaire ait olduğunu itiraf ediyor.