DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiir · 19.–20. yüzyıl

Başım

1926'da Piyale'de çıkan şiir, başı gövdeye sonradan konmuş yabancı bir organ sayıyor. Dört bentte baş sırayla bir yaş, bir ayna, bir ağız ve bir ifrit oluyor; son iki dize bütün şanı tek bir dinlenme ânına satmayı teklif ediyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Bî-haber gövdeme gelmiş konmuş,

    , bir baş;

    Ayırır sanki bu baştan etimi

    Ömr-i ehrâma muâdil bir yaş!..

    1Haberim olmadan gövdeme gelip konmuş

    2coşkun, kasılmış bir baş;

    3sanki bu baştan etimi

    4ehramların ömrüne denk bir yaş ayırıyor!..

    Baş gövdeye ait değil, ona “gelmiş konmuş” — bir kuş gibi, dışarıdan. “Müteheyyiç” coşmuş, “mütekallis” kasılmış demek: iki sıfat aynı anda hem heyecanı hem kasılmayı gösteriyor. Etle baş arasına giren şeyin bir yaş, hem de ehramlar kadar eski bir yaş olması zihni bedeninden yaşlı sayıyor.

  2. 2

    Ürkerim kendi hayâlâtımdan,

    Sanki kandır şakağımdan akıyor;

    Bir kızıl çehrede âteş gözler

    Bana güya ki içimden bakıyor.

    1Kendi hayallerimden ürkerim,

    2sanki şakağımdan kan akıyor;

    3kızıl bir yüzdeki ateş gözler

    4bana sanki içimden bakıyor.

    Ürkütücü olan dış dünya değil kendi hayalleri. Şakaktan akan şeyin kan olması bir yaralanmayı değil düşünmenin kendisini anlatıyor. Üçüncü dize bir aynada karşılaşma gibi kuruluyor, sonra “içimden bakıyor” bakışın yönünü tersine çeviriyor: yüz dışarıda değil, içeride duruyor.

  3. 3

    Bu cehennemde yetişmiş kafaya

    Kanlı bir lokmadır ancak mihenim,

    Ah ya Rabbî, nasıl birleşti

    Bu çetin başla bu suçsuz bedenim?

    1Bu cehennemde yetişmiş kafaya

    2çektiğim çileler ancak kanlı bir lokmadır;

    3ah ya Rabbi, nasıl birleşti

    4bu çetin başla bu suçsuz bedenim?

    “Mihen” zahmetler, çileler demek: bütün acılar bu kafaya ancak bir lokma. Baş burada besleniyor, düşünmek bir yeme eylemi oluyor. Son iki dize dua diline geçip şiirin asıl sorusunu soruyor ve suçu paylaştırıyor — baş çetin, beden suçsuz. Hâşim'in kendi görünüşünden duyduğu rahatsızlık burada bir hukuk davasına dönüşmüş.

  4. 4

    Dişi, tırnakları geçmiş tenime

    Gövdem üstünde duran ifrîtin;

    Bir küçük lâhza-i ârâma feda

    Bütün âlâyîşn nam ü sıytin!..

    1Dişleri, tırnakları tenime geçmiş

    2gövdemin üstünde duran o ifritin;

    3küçük bir huzur ânına feda olsun

    4senin bütün gösterişin, adın ve şanın!..

    Baş bir ifrite dönüşüyor ve gövdenin üstünde diş tırnak tutunuyor; taşıyan ile taşınan arasındaki ilişki artık bir saldırı. Şiir bir takas teklifiyle bitiyor: bütün nam ve şan tek bir “lâhza-i ârâm” için verilir. Son dizedeki iyelik ekleri başa doğrudan sesleniyor — şan onun, huzursuzluk şairin.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 141045 numaralı sürüm esas alındı. Sayfadaki “Yakup Kadri'ye” ithafı, “Piyale, 1926” künyesi ve “Vezin:” satırı şiirin dizesi olmadığı için metne alınmadı. On altıncı dizedeki “âlâyîşn” dizgisi kaynakta böyle (âlâyişin olmalı); düzeltilmedi.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSeher
Ağaçların seherî zirvesinde titreşiyor
Ahmet Hâşim · Şiir

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

müteheyyiç

Coşmuş, heyecana kapılmış

mütekallis

Kasılmış, büzülmüş

ömr-i ehrâm

Ehramların, yani piramitlerin ömrü

mihen

Zahmetler, çileler

ifrît

Kötü ruh, dev

lâhza-i ârâm

Dinlenme ânı, huzur ânı

âlâyiş

Gösteriş, debdebe

sıyt

Ün, şan