Kasîde-i Bahâriyye der Hakk-ı Müşâriin-ileyh
Kasidenin ilk yarısı, bahar çiçeklerini kıskanan, sarhoş olan, şal kuşanan ve birbirine tanıklık eden kişilere dönüştürür.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Açıl ey gonce-i zîbâ açıl fasl-ı bahar oldı
Hezârın hasret-i dîdâr ile derdi hezâr oldı
Donandı her taraf elvan ile yer yer
Yine sun'-ı Cenâb-ı aşikâr oldı
Takarrub edicek teşrifi sultân-ı gülin nâ-gâh
Dikildi tûğ-ı şâhî bağ u sahra kânı-kâr oldı
Bahar erdûsını sünbül-teber tebşire geldikde
Kurup çadır çiçekle muntazır her kûh-sâr oldı
Bu eyyâm-ı ferah-zâye tahassür çekmeden fulya
Sarardı sureta bir âşık-ı zar u oldı
Meğer neşv ü nema bulmuş şarâb-ı erguvan ile
Anın'çün çeşm-i dilber gibi nergis pür-humâr oldı
Görüp zülf-i arûsın ziynet ü dârâtını bî-şekk
Civan perçem başa çıktıkda gayet dil-figâr oldı
Benefşe çıkdı her-câyî deyu ifrât-ı ye'sinden
Olup sünbül perişan lâle yek-ser dâğ-dâr oldı
Eder şeb-bû ile ay-çiçeği gece safa, mehtâb
Görince fûl-ı bahrî yollar üzre hep oldı
Düzüp zerrin kadehle bezmini çark-ı felek güya
Çekildi bir kenâre cümleden sâhib-vakâr oldı
Sarıldı nahl-ı leylâk üzre güya bir çiçekli şal
Bakup serv u sünûber bîd-i reşkiyle çinâr oldı
Şakâyıkda görince revnak ü rengi kemâlinde
Hasedle zenbakın hep akl u fikri târ u mâr oldı
Bilür erbabı kadrin bak alur göz ile haşhaşa
Ki attâr-ı felekden keyfe ber-güzâr oldı
Karanfil yâsemen aşkile sîne çak çak etdi
Ya her dem tazeye meyi etmede bî-ihtiyâr oldı.
Ne kabil misk-i Rûmî ıtr-ı şâhîyle ola hem-bû
Girince araya şimşir bu da'vâ ber-karâr oldı
Bütün ezhâre hâlât-ı hazânı etmeğe ifşa
Gelüp kartopu güya tercemân-ı rûzigâr oldı
Bahâriyye temam olduysa da ey hâme güya ol
Gazel de söylemek şâirlere çünkim şiar oldı
Yine ey gül-izâr-ı işve vakt-ı âh u zar oldı
Bu da'vâya delîl ü şâhid istersen hezâr oldı
Buyur geşt ü güzâr et cümle ezhârı çemen-zârın
Kudûmın öpmeğe hep dîde dûz-ı intizâr oldı
Görince bülbülün cûş u hürüsün fart-ı gayretle
Benim de seyl-i eşkim ğıbta-bahş-ı cûy-bâr oldı
Gelüp bâd-ı sabâ dedi Şeref geç bu hevâlardan
Bu nazmın gerçi evrâk-ı sipihre yadigâr oldı
Ne sarf etdin bahara cevher-i güftârını ancak
Sebeb-i asayiş dünyâya bir âlî-tebâr oldı
Edersin medh ol zât-ı şerifi et ki âlemde
Senası mahz-ı farz u her sağar ü her kibar oldı
Bu vasfa Hazret-i Alî Emîn Paşa sezadır kim
Duây-ı devleti vird-i zeban ü her diyar oldı
Makâm-ı âliyi teşrif edel'den zât-ı ülyâsı
Umûr-ı hâriciyye nâzırıyle pür-vakâr oldı
Huzurunda şükûfe şîşesi olmak ümidiyle
Ne rütbe şimdi çeşm-i bülbüle bak i'tibâr oldı
Nesîm-i lutfı ğâlibdir bahara hâcâtın
Nihâl-i maksad u amali hep pür berg ü bâr oldı
olmakda gerçi cümleye nakd ü inâyâtın
Senin hakkında ise şad hezâr u bî-şümâr oldı
Düşüp ümmîd-i afv ile der-i ihsanına gönlüm
Bilür cürm ü kusûrın pây-mâl-i i'tizâr oldı
Kerem-kârâ şeref-sadrâ sipihr-i devlete bed-râ
Eğerçi bunda ıtrâ'-ı makâla ibtidâr oldı
Vesîle-cûy idim neşr etdim işte bu bahaneyle
Bütün ezhâr bûy-i midhatinden hisse-dâr oldı
Kıyâs olsa yanında bir içim su gibidir nîsân
Ki cûd u şefkatin baranı bahr-ı bî-kenâr oldı
Umûrında muvaffaksın o rütbe zanneder herkes
Ya Zât-ı Hızr yâ tevfik-i Bari müsteşar oldı
Bekây-ı ömr ü ikbâlindir elbet matlabı halkın
Vücûdın mutlaka dünyâya lutf-ı Gird-gâr oldı.
Penâh eden hücûm-ı ceyş-i gamdan olur asude
Der-i Devlet-meâbın bir üstüvâr oldı
Değil fahriyye yazmak gerçi haddim kendi hakkımda
Bana Zât-ı Şerifin lîk mahz-ı iftihar oldı
Ederken âh ü feryâd endelib efsâne dinlemez
Şeref, başla du'âya gayrı vakt-ı İhtisar oldı.
Akîb-i cemrede her sal meymûn fal dendikce
Cihâna feyz-i nevrûzın yeter pertev- oldı
Riyâz-ı ömr ü câhı haşre-dek her dem bahar olsun
Denildikçe yine vakt-ı safay-ı gül-izâr oldı.
1Açıl ey güzel gonca, açıl; bahar mevsimi geldi.
2Bülbülün sevgiliyi görme özlemiyle derdi bin oldu.
3Her yan, yer yer rengârenk çiçeklerle donandı.
4Yaratıcı Tanrı’nın sanatı yine görünür oldu.
5Gül sultanının gelişi ansızın yaklaşınca,
6Şahlık tuğu dikildi; bağ ve kır baştan başa maden gibi parladı.
7Sümbül baltalı haberci bahar ordusunu müjdelemeye gelince,
8Her dağ çiçekten çadır kurup beklemeye başladı.
9Fulya bu sevinçli günlere özlem çekmekten,
10Sarardı; görünüşte inleyen, zayıf bir âşığa döndü.
11Meğer erguvan şarabıyla gelişip serpilmiş;
12Bu yüzden nergis sevgilinin gözü gibi sarhoşlukla dolmuş.
13Gelinin saçının süsünü ve gösterişini görünce kuşkusuz,
14Genç perçem başa çıkınca pek gönlü yaralandı.
15Menekşe her yerde ortaya çıktı diye aşırı umutsuzluktan,
16Sümbül perişan, lale ise baştan başa yaralı oldu.
17Şebboyla ayçiçeği gece mehtapta eğlenir;
18Deniz fasulyesi bunu görünce yollara saçıldı.
19Felek, altın kadehle meclisini kurmuş gibiydi;
20Vakar sahibi olan, herkesten ayrılıp bir kenara çekildi.
21Leylak fidanına sanki çiçekli bir şal sarıldı.
22Servi ile çam bakınca, çınar kıskançlıktan söğüde döndü.
23Gelincikte renk ve parlaklığın olgunluğunu görünce,
24Zambağın aklı fikri kıskançlıktan darmadağın oldu.
25Değerini bilen, haşhaşa ibret gözüyle bakar;
26Çünkü felek aktarından keyif ehline armağan oldu.
27Karanfil, yasemin aşkıyla göğsünü parça parça etti;
28Yoksa her an taze şaraba istemeden mi yöneldi?
29Rumî misk, şah kokusuyla nasıl aynı kokuyu taşıyabilir?
30Şimşir araya girince bu dava karara bağlandı.
31Kartopu, bütün çiçeklere sonbahar hâllerini açıklamak için,
32Gelip zamanın tercümanı oldu sanki.
33Ey kalem, bahariye bittiyse gazele geç;
34Çünkü gazel söylemek şairlere gelenek olmuştur.
35Ey işveli gül yüzlü, yine ağlayıp inleme vaktidir.
36Bu davaya kanıt ve tanık istersen bülbül hazırdır.
37Buyur, çimenliğin bütün çiçekleri arasında dolaş;
38Hepsi gelişini karşılayıp ayaklarını öpmek için gözlerini yola dikti.
39Bülbülün coşup haykırdığını görünce kıskançlığın şiddetiyle,
40Benim gözyaşı selim de ırmakları kıskandırdı.
41Saba yeli gelip “Şeref, bu heveslerden geç” dedi.
42Gerçi bu şiirin felek sayfalarında bir hatıra kaldı.
43Söz incini neden yalnız bahar için harcadın?
44Dünyanın huzuruna sebep olan soylu biri var.
45O şerefli kişiyi öv; çünkü âlemde
46Onu övmek küçüğe büyüğe düpedüz görev olmuştur.
47Bu övgü Hazret-i Ali Emin Paşa’ya yaraşır;
48Devletinin duası her diyarda dillerin zikridir.
49Yüce kişiliği yüksek makamı şereflendirdiğinden beri,
50Dışişleri nazırlığı onunla vakar doldu.
51Huzurunda çiçek şişesi olma umuduyla,
52Bak, Çeşm-i Bülbül camı şimdi ne büyük itibar kazandı.
53Onun lütuf yeli ihtiyaç sahipleri için bahardan üstündür;
54Dilek ve umut fidanları yaprak ve meyveyle doldu.
55Bağışlarının parası herkese saçılsa da,
56Senin hakkındaki sevinç binlerce, sayısız oldu.
57Gönlüm bağışlanma umuduyla ihsan kapına düştü;
58Suçunu ve kusurunu bilir, özür dileyerek ayaklara kapanır.
59Ey cömertlik sahibi, ey şerefli başköşe, devlet göğünün dolunayı!
60Burada sözü abartarak söylemeye girişilmiş olsa da,
61Bir vesile arıyordum; işte bu bahaneyle yayımladım.
62Bütün çiçekler övgünün kokusundan pay aldı.
63Nisan yağmuru yanında bir yudum su kadar kalır;
64Çünkü cömertlik ve şefkatinin yağmuru kıyısız bir denize dönüştü.
65İşlerinde öylesine başarılısın ki herkes,
66Ya Hızır’ın kendisi ya da Tanrı’nın yardımı sana danışman oldu sanır.
67Halkın isteği elbette ömrünün ve ikbalinin sürmesidir.
68Varlığın dünyaya mutlaka Tanrı’nın bir lütfu oldu.
69Gam ordusunun saldırısından sana sığınan huzur bulur;
70Yüce devlet kapın sağlam bir hisar oldu.
71Kendim için övünme şiiri yazmak haddim değildir gerçi;
72Fakat şerefli kişiliğin benim için salt övünç oldu.
73Bülbül ağlayıp feryat ederken masal dinlemez;
74Şeref, artık duaya başla; sözü kısaltma vaktidir.
75Her yıl cemrelerin ardından uğurlu fal denildikçe,
76Nevruzunun bereketi dünyaya ışık saçmaya yeter.
77Ömür ve makam bahçen mahşere dek her an bahar olsun;
78Böyle denildikçe yine gül yüzlünün sefa vakti gelsin.
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Şeref Hanım adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142070 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Dili şuride hayfa yâre, yâr ağyare maildirŞeref Hanım · Gazel→
Kasidenin ilk yarısı, bahar çiçeklerini kıskanan, sarhoş olan, şal kuşanan ve birbirine tanıklık eden kişilere dönüştürür. Kalem sonra bu renkli bahariyeyi Ali Emin Paşa övgüsüne bağlar: baharın yağmuru onun lütfu karşısında küçülür, kapanış duası da makam ve ömür bahçesinin hiç solmamasını diler.