Kedi Mersiyesi
Sadrazam Mahmud Nedim Paşa'nın düşüşünü bir kedinin ölümü gibi ağıtla anlatan; Diyojen dergisinde imzasız çıkan, yedi bentlik mütekerrir müseddes hicviye.
- 1
Kedimin her gece böbrekle dolardı sepeti
Yok idi nimetinin rahatının hiç adedi
Çeşm-i şehlâ nigehi fârik iken nîk ü bedi
Sardı etrâfını bin türlü adûlar türedi
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Kedimin sepeti her gece böbrekle dolardı.
2Nimetinin de rahatının da haddi hesabı yoktu.
3Şehlâ gözü iyiyi kötüden ayırırken
4etrafını bin türlü düşman sardı, türedi.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
- 2
Keyfi gelse bıyığın oynatarak mırlar iken
Kızdırırsan yüzüne atlayarak hırlar iken
Kuyruğu geçse ele dırlanarak zırlar iken
Sofradan her kedinin def'ini hazırlar iken
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Keyfi gelince bıyığını oynatarak mırlarken,
2kızdırırsan yüzüne atlayıp hırlarken,
3kuyruğu ele geçse söylenip zırlarken,
4sofradan her kediyi kovmaya hazırlanırken...
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Dört dizenin dördü de sese bağlı: mırlamak, hırlamak, zırlamak, kovmak. Paşanın iktidarı böylece bir program değil bir gürültü olarak anlatılıyor; ses kesilince geriye bir iş kalmıyor.
- 3
Kîseyi kapsa dökerdi yere hep pâreleri
Ciğere işler idi tırnağının yâreleri
Koşdurur oynar idi kukla gibi fareleri
Deliğe sokmaz idi bir gün o âvâreleri
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Keseyi kapsa bütün paraları yere dökerdi.
2Tırnağının açtığı yaralar ciğere işlerdi.
3Fareleri kukla gibi koşturur, oynatırdı;
4o avareleri bir gün olsun deliğe sokmazdı.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Fareler burada memurlar; kukla gibi koşturulmaları bir yönetim tarzının tarifi. Kedinin onları deliğe sokmaması merhametten değil, oyunu sürdürmek istemesinden; av bittiği gün iktidar da bitiyor.
- 4
Ne zaman bir tarafa hışm ile saldırsa eğer
Başı kaplan kesilip kuyruğu gûyâ ejder
Hasmını yan bakışı eyler idi zîr ü zeber
Yanına uğramamıştı ebedî havf u hazer
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Ne zaman bir yana öfkeyle saldırsa
2başı kaplan kesilir, kuyruğu güya ejder olurdu.
3Yan bakışı hasmını altüst ederdi.
4Korku ve çekinme hiçbir zaman yanına uğramamıştı.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Kedi saldırırken kaplana ve ejderhaya büyüyor; abartı arttıkça hedefin küçüklüğü daha çok görünüyor. Korkusuzluk da bir erdem değil, kimseye hesap vermemenin adı oluyor.
- 5
Ürperip tüyleri bir kerre deyince mırnav
Korkudan başlar idi lerzişe bakkalla manav
Saldırırdı adama bulmaz ise başka bir av
Yüzünü görse köpekler diyemezken hav hav
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Tüyleri ürperip bir kez 'mırnav' deyince
2bakkalla manav korkudan titremeye başlardı.
3Başka av bulamazsa insana saldırırdı.
4Köpekler yüzünü görünce 'hav hav' bile diyemezdi.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Korkanların listesi çarşıdan seçilmiş: bakkal ve manav. Hiciv büyük adları saymak yerine sıradan esnafı anarak iktidarın gündelik hayatta nasıl hissedildiğini gösteriyor.
- 6
Sokulunca yatağa kovmak ile gitmez idi
Okşamakla tokadı pençeyi fark etmez idi
Yiyecek görse gözü mırlaması bitmez idi
N'eylemezdi daha kalsaydı eğer n'etmez idi
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Yatağa sokulunca kovmakla gitmezdi.
2Okşamayla tokadı, pençeyi birbirinden ayırmazdı.
3Yiyecek görünce gözü de mırlaması da bitmezdi.
4Daha kalsaydı neler yapmaz, neler etmezdi.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Utanma duygusunun yokluğu tek bir ayrıntıyla anlatılıyor: okşamayla tokadı ayırt edememek. Son dize ise düşüşü bir kayıp değil, zamanında gelmiş bir kurtuluş sayıyor.
- 7
Etmedik yer mi kodu savleti dünyada harâb
Ne imâret ne kebapçı ne salâş u ne kasâb
Hep şaşıp kalmış iken bahtına akrân etrâb
Âkıbet eyledi devrân anı da mahv ü türâb
Kedimi gaflet ile fare-i idbâr yedi
Buna yandı yüreğim ah kedi vah kedi
Günümüz Türkçesi +
1Hücumu dünyada harap etmedik yer bıraktı mı?
2Ne imaret kaldı, ne kebapçı, ne salaş, ne kasap.
3Akranları hep onun talihine şaşıp kalmışken
4sonunda devran onu da yok edip toprak etti.
5Kedimi gaflet içindeyken talihsizlik faresi yedi.
6Buna yüreğim yandı: ah kedi, vah kedi.
Bend yorumu +
Yıkımın listesi imaretten kasaba iniyor; devletin sofrasıyla şehrin sofrası aynı dizede buluşuyor. Sonu getiren de bir düşman değil, herkesi eşitleyen devran.
Metnin kaynağı
Metin, Türk Dil Kurumu'nun Türk Edebiyatında Mizah kitabındaki Abdulmuttalip İpek yazısından (s. 57–58) alındı; şiirin Diyojen'in 128. sayısında imzasız yayımlandığı ve veznin fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün olduğu aynı yazıda bildirilir. Vikikaynak'taki 'Hırrenâme' başlıklı kayıt (revizyon 152565) aynı şiirin eksik ve bozuk bir aktarımıdır: dördüncü bent tümüyle düşmüş, ikinci bentte 'zırlar' yerine 'hırlar' tekrarlanmıştır. Bu nedenle TDK neşri esas alındı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bend yorumu +
Ağıt biçimi ciddi, konusu bir kedi, kastedilen ise imparatorluğun sadrazamı. Övgü sözleri böbrek dolu sepete indikçe mersiyenin kendisi hakarete dönüşüyor; ölçü ne kadar ağırbaşlı kalırsa alay o kadar keskinleşiyor.