Kesildi mi Ellerin
Para isteyen oğul annesini bıçaklar; yaralı anne geçmiş emeğini ve uğradığı ihaneti anlatırken oğlunun elindeki kanı görünce yine onu korumaya çalışır ve bağışlanmasını diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
— Anne, anne, , !...
— O kim?
— Benim. Kalk, kalk, para ver.
— Ooh senmişsin, ...
— Yeri nerde? Kalk, göster!
— Çıldırdın mı, çocuk, bende para nerden olacak?
Benim gibi bir dul kadın kimden para alacak?
— Miras yedin...
— Onu baban sağlığında bitirdi;
, şurda burda yedirdi.
1— Anne, anne, sessizce dinle!
2— Kim o?
3— Benim. Kalk, bana para ver.
4— Senmişsin; ödüm koptu.
5— Para nerede? Kalk, göster!
6— Çıldırdın mı çocuk, bende para nereden olsun?
7Benim gibi dul bir kadın kimden para alabilir?
8— Miras yedin.
9— Onu baban hayattayken tüketti;
10eğlencelerde, şurada burada harcadı.
- 2
Param olsa el dikişi diker miyim? Böyle ben
Bir kör mumun...
— O masalı başkasına anlat sen;
Kalk, para ver!..
— Sarsma oğlum, Hak'tan korkun yok mudur?
Bir anaya kalkan eli...
— Sus, dırlanma...
— Vurma, dur;
Beni dinle, hangi ana para vermez oğluna?
Vallahi yok, olmuş olsa feda olsun yoluna.
1Param olsa el dikişi diker miydim? Böyle ben,
2kör bir mumun...
3— O hikâyeyi başkasına anlat;
4kalk ve para ver!
5— Beni sarsma oğlum, Allah'tan hiç korkmuyor musun?
6Bir anneye kalkan el...
7— Sus, söylenme!
8— Vurma, dur;
9beni dinle: Hangi anne oğluna para vermez?
10Yemin ederim yok; olsaydı yoluna feda ederdim.
Annenin kör mum başındaki dikiş cümlesi oğul tarafından yarıda kesilir; modern karşılık da kaynakta tamamlanmayan bu sözü tamamlamaz. İnanç, annelik ve para olsaydı verme isteği şiddeti durduramaz; konuşmanın parçalanması yaklaşan saldırının ritmini taşır.
- 3
— Kalk diyorum. «Para, para!» Şimdi seni vururum..
— Billâhi yok...
Ah, vuruldum. Aman, aman omuzum.
Oğul, oğul, beni vuran elin yere döşene!..
Hain evlât, beğendin mi? Bak ananın haline.
Ah, ben senden son vaktimde evlâtlıklar beklerken
Beni böyle al kanların içersine koydun sen!..
1— Kalk diyorum, para ver! Şimdi seni vuracağım.
2— Vallahi yok.
3Ah, vuruldum! Aman, omzum!
4Oğul, beni vuran elin yere serilsin!
5Hain evlat, hoşuna gitti mi? Annenin hâline bak.
6Ben son zamanımda senden evlatlık görevi beklerken
7sen beni böyle al kan içinde bıraktın.
Bıçak darbesinden sonra annenin sesi sahneyi ele geçirir. İlk beddua hemen ‘ananın hâline bak’ çağrısına ve oğlundan beklediği evlatlık görevine döner; al kan görüntüsü, para isteğinin aile bağını nasıl fiziksel şiddete çevirdiğini gösterir.
- 4
Ben seninçün doğmuş idim, ben seninçün yaşardım;
Sendin benim her düşüncem, sendin benim her derdim!
Bir parçacık benzin uçsa, bir kerecik: «Of!» desen,
Ne cehennem azapları çeker idim o gün ben.
1Senin için doğmuş, senin için yaşamıştım;
2bütün düşüncem ve derdim sendin.
3Yüzünün rengi biraz solsa, bir kez “Of!” desen,
4o gün cehennem azabı çekerdim.
Anne geçmiş hayatını oğluna adanmış bir emek olarak özetler. Çocuğun yüzü biraz solduğunda cehennem azabı çeken kişi, şimdi kendi ağır yarası karşısında onun duyarsızlığıyla yüzleşir; sevgi ile karşılıksızlık arasındaki uçurum büyür.
- 5
İşte artık senin için çarpan yürek duruyor,
Ağlayan göz kapanıyor, gülen dudak kuruyor,
Çalışan el uyuşuyor; rahat olsun her yerin!..
1Şimdi senin için çarpan bu yürek duruyor;
2ağlayan göz kapanıyor, gülen dudak kuruyor,
3çalışan el uyuşuyor; bütün bedenin rahat etsin!
Duran yürek, kapanan göz, kuruyan dudak ve uyuşan el ölümün bedende ilerleyişini sıralar. ‘Rahat olsun her yerin’ sözü, ölüm anında bile oğlunun rahatını düşünen annenin acı ironisini yoğunlaştırır.
- 6
Kim derdi ki, o koynumda büyüttüğüm ellerin
Benim şu ak, şu kınalı saçlarımdan tutarak
Acımadan, titremeden bana bıçak vuracak?..
Bu ne yürek? Para için insanlıktan geçiyor;
Bu ne alçak susayış ki ana kanı içiyor!
Seni böyle kimler etti, kanlı cellât, canavar?..
1Kim derdi ki, o koynumda büyüttüğüm ellerin
2benim ak ve kınalı saçlarımdan tutup
3acı duymadan, titremeden bana bıçak vuracak?
4Bu nasıl bir yürek ki para uğruna insanlığını bırakıyor?
5Bu nasıl aşağılık bir susuzluk ki anne kanı içiyor!
6Seni bu hâle kim getirdi, kanlı cellat, canavar?
Koynunda büyütülen ellerin saça tutunup bıçak vurması, bakımın aracını cinayet aracına dönüştürür. Para susuzluğu anne kanını içen insanlık dışı bir iştah gibi gösterilir; soru biçimleri oğlun dönüşümünü anlamaya çalışan son bir çabadır.
- 7
Hayır hayır, onlarda da senden pek çok duygu var:
Senin elin, bir cellâdın bıçağından duygusuz;
Senin elin, bir kaplanın tırnağından duygusuz;
Senin elin, her bir şeyden haindir.
Ah, bir cellât senin gibi kanlıları gebertir;
Bir kaplan da anasından başkasını pençeler.
1Hayır; cellat ve canavarlarda bile senden daha çok duygu var:
2Senin elin bir celladın bıçağından daha duygusuz;
3senin elin bir kaplanın tırnağından daha duygusuz;
4senin elin kan döken her şeyden daha haindir.
5Bir cellat senin gibi kanlı kişileri öldürür;
6bir kaplan bile kendi annesinden başkasını pençeler.
Cellat ve kaplan benzetmeleri oğlun eylemini insanlığın dışına iter; ardından bu varlıkların bile daha duygulu olduğu söylenir. Tarihsel ve sert şiddet dili saldırıyı teşhir eder; kaplanın kendi annesine saldırmaması oğlun aştığı son sınırı belirler.
- 8
Haram olsun, o uykusuz bıraktığın geceler;
Bugüne dek emeklerim dursun iki gözüne;
Kan yerine irin olsun emdiklerin!...
O kan ne?..
O damlayan kimin kanı, avucunun içinden?..
Yoksa beni vurur iken, bana bıçak saplarken
Kesildi mi ellerin?..
Of, sızlıyor omuz başım, yaralarım pek derin!
1Beni uykusuz bıraktığın o geceler sana haram olsun;
2bugüne dek verdiğim emekler iki gözüne dursun;
3emdiğin süt kan yerine irin olsun!
4O kan nedir?
5Avucunun içinden damlayan kimin kanı?
6Yoksa beni bıçaklarken
7ellerin mi kesildi?
8Omuz başım sızlıyor, yaralarım çok derin.
Beddua, uykusuz geceler ve anne sütü çevresinde yükselir; ‘iki gözüne dursun’ kalıbı emeğin oğlun gözünde bir engel ve vicdan yükü olmasını diler. Avuçtaki kan fark edilince öfke aniden kaygıya döner: başlığın sorusu, annenin kendi yarasını unutacak ölçüde süren koruma içgüdüsünü açığa çıkarır.
- 9
Kaç buradan, seni şimdi gelip burda tutarlar;
Zincir vurup o karanlık zindanlara atarlar;
Kaç buradan kuş gibi!
Ben kanımı helâl ettim, sen de affet ya Rabbi!...
1Buradan kaç; şimdi gelir seni burada yakalarlar,
2zincire vurup karanlık zindanlara atarlar.
3Kuş gibi kaç buradan!
4Ben hakkımı helal ettim; Rabbim, sen de onu bağışla.
Anne oğlunu yaklaşan tutuklamadan kaçırmaya çalışır, hakkını helal eder ve Tanrı’dan da bağışlanmasını ister. Bu bağışlama saldırıyı mazur göstermez; manzume aile içi şiddet ile koşulsuz annelik arasındaki tarihsel ve trajik çelişkiyle kapanır.
Metnin kaynağı
165441 ana oldid'i, Türk Sazı taramasının kalite-4 Sayfa 28–29 oldid 163628 ve 163629 tanıklarındaki “Kesildi mi Ellerin” başlıklı tam şiiri aktarır. Şiir Sayfa 28'de başlar, Sayfa 29'da annenin bağışlama duasıyla biter; sonraki başlık sınırı doğrular. Wiki girinti işaretleri çıkarıldı, kaynak sözcükleri sessizce düzeltilmedi.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sen o zaman, bu dünyanın yuvarlak olduğunu sezmiştin:Mehmet Emin Yurdakul · Bentli şiir→
Gece içindeki kısa replikler para talebini hızla tehdide çevirir. Oğul yalnız emrini yinelerken dul anne mirasın baba tarafından eğlencede tüketildiğini anlatır; savurgan geçmiş ile bugünkü yoksulluk aynı ev içi çatışmada birleşir.