Kibritçi Kız
Hasta annesine ekmek götürmek için sokakta kibrit satan küçük kız, babasını hiç tanımadığı için aşağılanır. Şiir çocuğun doğumundan sorumlu tutulmasını reddeder ve yoksulluğun onu sömürüye açık bırakmasını sorgular.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
— Efendiler, kibrit, kibrit!... Üç kutusu !...
1— Efendiler, kibrit alın; üç kutusu on para!
- 2
Merhametli beyefendi! Annem hasta, ekmeksiz;
Alın bunu, kuzum bana on paracık verin siz.
1Merhametli beyefendi, annem hasta ve ekmeksiz;
2bunları alın, bana on para verin.
Kibrit satışı hemen hasta anne ve ekmek ihtiyacına bağlanır. ‘Kuzum’ diye müşteriye seslenen çocuk, yetişkinden merhamet isterken ticaret dilini aileyi doyurma sorumluluğuyla birleştirir.
- 3
Yavrucuğun o , gür saçları dağınık,
Gözlerinin altı çürük, yüzü kirli ve yanık,
Üstü eski, ayağında koca bir çift .
1Küçük çocuğun sarı ve gür saçları dağınıktır;
2gözlerinin altı morarmış, yüzü kirli ve yanık görünür;
3giysileri eski, ayağında çok büyük bir çift ayakkabı vardır.
Sarı gür saç, morarmış göz altı, kirli yüz, eski giysi ve ayağa büyük gelen kundura tek bir portrede toplanır. Çocuğun canlılığı ile yoksulluğun bedensel izleri yan yana durur; büyük ayakkabı onun kendisine ait olmayan bir hayatı taşıdığı duygusunu güçlendirir.
- 4
Şu talihsiz kızcağız da bir lokma ekmek için
Sokak sokak: «Kibrit!» diye dolaşıyor bütün gün
Nice çirkin, yüzlere:
«Benim güzel beyim!» diyor, belki günde yüz kere.
1Bu talihsiz kız da bir lokma ekmek kazanmak için
2bütün gün sokak sokak “Kibrit!” diye dolaşıyor;
3frengili ve çirkin yüzlü pek çok kişiye
4belki günde yüz kez “Güzel beyim!” diyor.
Bütün gün sokak sokak dolaşan kız, müşterilere ‘güzel beyim’ demek zorundadır. Dörtlük, hayatta kalma gereğinin çocuğa yetişkinleri hoşnut eden bir hitap ezberlettiğini gösterir.
- 5
— Kızım, senin baban kimdir? Senin evin nerede?
Bak, kırk para vereceğim, sorduğumu söyle de.
Baban yok mu, bilmez misin onu sen?
— Benim babam yoktur, evet, bilmiyorum onu ben!...
1— Kızım, baban kim, evin nerede?
2Söylersen sana kırk para vereceğim.
3Baban yok mu, onu tanımıyor musun?
4— Babam yok; gerçekten onu tanımıyorum.
Babasının kimliği kırk para karşılığında sorulur; böylece merhamet bile pazarlığa dönüşür. Kızın kısa cevabı, tanımadığı babanın yokluğunu açıklamaya zorlanmasıyla soru soranın merakını çocuğun mahremiyetinin önüne koyar.
- 6
Biçare kız, her bir yerde gariptir;
Herkes onu: «Piç!» diyerek incitir.
Onun zayıf vücudunun üstüne
Bir kimsecik kanat gerip durmuyor;
Onun için hiç bir yürek vurmuyor.
Bugüne dek bilmemiş ki baba ne?...
1Zavallı kız her yerde yabancı ve kimsesizdir;
2herkes ona «Piç!» diyerek eziyet eder.
3Onun zayıf bedeninin üstüne
4hiç kimse koruyucu bir kanat germiyor;
5hiçbir yürek onun için çarpmıyor.
6Bugüne kadar babanın ne olduğunu bilmemiştir.
Toplumun kullandığı aşağılayıcı söz alıntı içinde verilir ve hemen ardından koruyucu bir kanadın yokluğu gösterilir. Her yerde garip sayılan çocuğun bedeni zayıftır; onun için çarpan bir yüreğin bulunmaması toplumsal dışlanmayı kişisel hakaretin ötesine taşır.
- 7
Masumcuğu alçak görmek... Bu neden?
Bu çocuk da anasından doğarken
Minimini bir kanatsız kuş gibi
Yaratılmak kanununa baş eğmiş;
Öyle ise, suçsuz yere inciniş
Zavallının niçin olsun nasibi?...
1Bu masum çocuğu hor görmek neden?
2Bu çocuk da annesinden doğarken
3küçücük ve kanatsız bir kuş gibi
4yaratılışın zorunluluğuna boyun eğmiştir;
5öyleyse suçsuz yere incinmek
6neden bu zavallının payı olsun?
Kanatsız kuş benzetmesi babasız doğmayı suç değil yaratılış koşulu olarak düşünür. Retorik sorular, kendi seçmediği bir başlangıç yüzünden çocuğun incinmesini adaletsiz bulur ve masumiyetini açıkça savunur.
- 8
Çalışıyor... Çalışmasın, ne yapsın?
Çalışmaktan başka yol yok ki sapsın.
Kendisiyçin çabalayan kimi var?
Kimi var ki bir ekmeği: «Al, ye!...» der;
Bir şey veren, ondan da bir şey ister...
Ah yoksulluk, ah babasız çocuklar!...
1Çalışıyor; çalışmasa ne yapabilir?
2Çalışmaktan başka yönelebileceği yol yoktur.
3Onun için çabalayan kim var?
4Kim ona bir ekmek verip “Al, ye!” der?
5Bir şey veren kişi de ondan karşılık bekler.
6Ah yoksulluk, ah babasız çocuklar!
Son bent çalışmayı özgür seçim değil açlığın kapattığı yolların sonucu sayar. Bir şey verenin karşılık istemesi sömürü tehlikesini sezdirir; kapanış yoksulluğu ve babasızlığı tek tek çocukların değil toplumsal düzenin sorunu olarak adlandırır.
Metnin kaynağı
165442 ana oldid'i, Türk Sazı taramasının kalite-4 Sayfa 24–25 oldid 163622 ve 163623 tanıklarındaki “Kibritçi Kız” başlıklı tam şiiri aktarır. Portre ve soru Sayfa 24'te, düşünce bölümü Sayfa 25'te sürer ve sonraki başlıktan önce biter.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
— Babacığım, terlemişsin, gel, terini sileyim!.Mehmet Emin Yurdakul · Şiir→
Tek başına duran satış çağrısı, çocuğun sesini kalabalık sokağa duyurma çabasını işitir kılar. Üç kutunun on para oluşu, daha şiirin başında emeğin küçücük bir bedel için tekrar tekrar sergilenmek zorunda kaldığını gösterir.