Kûhken geldi bu ‘ışk bünyâdına bir taş kodı
Ferhâd’ın aşk yapısına koyduğu taşın yerine gönlün başını sunmasıyla açılan gazel, Mecnûn’la içilen ezel kadehini, kaş yayı ve gamze okunu, ufku tutuşturan ahı işler; aşk sultanına gözlerin iki kâse armağan edilmesiyle kapanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
geldi bu ‘ışk bünyâdına bir taş kodı
Kaldurup ol taşı yirine bu göñlüm baş kodı
1Dağ delen Ferhâd gelip bu aşk yapısına bir taş koydu;
2gönlüm o taşı kaldırıp yerine başını koydu.
- 2
Câm-ı ‘ışkı bile nûş itdük Mecnûn ile
Ol ayagı gör ki meclisde niçe ser-hoş kodı
1Aşk kadehini ezelde Mecnûn ile birlikte içtik;
2şu kadehe bak, mecliste bizi nasıl sarhoş bıraktı.
Şair aşk ortaklığını zamandan önceye, ezel meclisine taşır ve yanına Mecnûn’u koyar. Ayak sözcüğünün kadeh anlamı, içilen nesneyi konuşmanın merkezine getirir; tek içişin süregelen sarhoşluğu aşkın sonradan edinilmediğini gösterir.
- 3
Kaşı yâsını görüp gamze okın dilberüñ
Cânı kurbân eyleyüp dil sîne kodı
1Gönül, sevgilinin kaş yayını ve gamze okunu görünce
2canı kurban etti, göğsü de ok kılıfı yaptı.
Kaş yay, yan bakış ok olunca âşığın göğsü bunları karşılayan bir tirkeşe dönüşür. Gönül yalnız saldırıya uğramaz; canı bilerek kurban edip bedeni silahın yuvası yapar, böylece yaralanmayı kendi seçtiği bir kabul törenine çevirir.
- 4
Görinen kenârında anı sanmañ şafak
Sûz-ı âhumdur anuñ dâmânına âteş kodı
1Göğün kıyısında görüneni şafak sanmayın;
2o, ahımın yakıcılığıdır ve göğün eteğini ateşe vermiştir.
Ufuktaki kızıllık doğal şafak olmaktan çıkarılıp âşığın ahıyla yakılan gök eteği diye açıklanır. Çarhın dâmeni göğü giysili bir varlığa dönüştürür; içteki yanışın kozmik sınıra ulaşması acının ölçeğini bir anda büyütür.
- 5
Ey Muhibbî geldi çün dil şehrine sultân-ı ‘ışk
İki kâse gözlerüm dür öñüne kodı
1Ey Muhibbî, aşk sultanı gönül şehrine gelince
2iki kâse olan gözlerim, incilerini onun önüne armağan koydu.
Aşk sultan, gönül şehir olarak kurulunca iki kâse göz karşılama armağanını sunan özneye dönüşür. Gözlerin içindeki dürler gözyaşı incileridir ve doğrudan aşk sultanının önüne konur; böylece pîşkeş altın değil, acıyla birikmiş yaş olur.
Metnin kaynağı
adile1890:p220:g3 görselinde kapanış beyti Muhibbî mahlasını açıkça taşır.
Atıf kanıtını aç ↗adile1890:p220:g3. Dîvân-ı Muhibbî, Âdile Sultan 1890, basılı/PDF 220/PDF 224: 5 beyit/10 dize, Muhibbî mahlaslı kapanış ve Dostum didüm gül-i handâna beñzetdüm seni sonraki sınırı 500 dpi görselde birebir doğrulandı. Aynı şiir, kaynak sırasında c19’da incipit olarak görülmüş; fakat o önceki geçiş sabitlenmiş görselle tam gövde düzeyinde kapanmadığı için bekletilmiş ve kataloğa alınmamıştır. B257 c30 birebir tanığı tek katalog kimliğidir; ikinci şiir sayılmaz. Maktada pîşkeşi koyan özne iki kâse gözler, sunulan nesne dürler ve hedef aşk sultanıdır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Ferhâd’ın dağı delen emeği yapının tek taşına indirgenirken gönül o taşı bile yetersiz bulup kendi başını temele koyar. Baş koymak hem bedensel kurbanı hem de bir davaya bütünüyle bağlanmayı aynı mimari hareket içinde birleştirir.