DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Muhibbî/Kûhken geldi bu ‘ışk bünyâdına bir taş kodı
Gazel · 16. yüzyıl

Kûhken geldi bu ‘ışk bünyâdına bir taş kodı

Ferhâd’ın aşk yapısına koyduğu taşın yerine gönlün başını sunmasıyla açılan gazel, Mecnûn’la içilen ezel kadehini, kaş yayı ve gamze okunu, ufku tutuşturan ahı işler; aşk sultanına gözlerin iki kâse armağan edilmesiyle kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    geldi bu ‘ışk bünyâdına bir taş kodı

    Kaldurup ol taşı yirine bu göñlüm baş kodı

    1Dağ delen Ferhâd gelip bu aşk yapısına bir taş koydu;

    2gönlüm o taşı kaldırıp yerine başını koydu.

    Ferhâd’ın dağı delen emeği yapının tek taşına indirgenirken gönül o taşı bile yetersiz bulup kendi başını temele koyar. Baş koymak hem bedensel kurbanı hem de bir davaya bütünüyle bağlanmayı aynı mimari hareket içinde birleştirir.

  2. 2

    Câm-ı ‘ışkı bile nûş itdük Mecnûn ile

    Ol ayagı gör ki meclisde niçe ser-hoş kodı

    1Aşk kadehini ezelde Mecnûn ile birlikte içtik;

    2şu kadehe bak, mecliste bizi nasıl sarhoş bıraktı.

    Şair aşk ortaklığını zamandan önceye, ezel meclisine taşır ve yanına Mecnûn’u koyar. Ayak sözcüğünün kadeh anlamı, içilen nesneyi konuşmanın merkezine getirir; tek içişin süregelen sarhoşluğu aşkın sonradan edinilmediğini gösterir.

  3. 3

    Kaşı yâsını görüp gamze okın dilberüñ

    Cânı kurbân eyleyüp dil sîne kodı

    1Gönül, sevgilinin kaş yayını ve gamze okunu görünce

    2canı kurban etti, göğsü de ok kılıfı yaptı.

    Kaş yay, yan bakış ok olunca âşığın göğsü bunları karşılayan bir tirkeşe dönüşür. Gönül yalnız saldırıya uğramaz; canı bilerek kurban edip bedeni silahın yuvası yapar, böylece yaralanmayı kendi seçtiği bir kabul törenine çevirir.

  4. 4

    Görinen kenârında anı sanmañ şafak

    Sûz-ı âhumdur anuñ dâmânına âteş kodı

    1Göğün kıyısında görüneni şafak sanmayın;

    2o, ahımın yakıcılığıdır ve göğün eteğini ateşe vermiştir.

    Ufuktaki kızıllık doğal şafak olmaktan çıkarılıp âşığın ahıyla yakılan gök eteği diye açıklanır. Çarhın dâmeni göğü giysili bir varlığa dönüştürür; içteki yanışın kozmik sınıra ulaşması acının ölçeğini bir anda büyütür.

  5. 5

    Ey Muhibbî geldi çün dil şehrine sultân-ı ‘ışk

    İki kâse gözlerüm dür öñüne kodı

    1Ey Muhibbî, aşk sultanı gönül şehrine gelince

    2iki kâse olan gözlerim, incilerini onun önüne armağan koydu.

    Aşk sultan, gönül şehir olarak kurulunca iki kâse göz karşılama armağanını sunan özneye dönüşür. Gözlerin içindeki dürler gözyaşı incileridir ve doğrudan aşk sultanının önüne konur; böylece pîşkeş altın değil, acıyla birikmiş yaş olur.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

adile1890:p220:g3 görselinde kapanış beyti Muhibbî mahlasını açıkça taşır.

Atıf kanıtını aç ↗

adile1890:p220:g3. Dîvân-ı Muhibbî, Âdile Sultan 1890, basılı/PDF 220/PDF 224: 5 beyit/10 dize, Muhibbî mahlaslı kapanış ve Dostum didüm gül-i handâna beñzetdüm seni sonraki sınırı 500 dpi görselde birebir doğrulandı. Aynı şiir, kaynak sırasında c19’da incipit olarak görülmüş; fakat o önceki geçiş sabitlenmiş görselle tam gövde düzeyinde kapanmadığı için bekletilmiş ve kataloğa alınmamıştır. B257 c30 birebir tanığı tek katalog kimliğidir; ikinci şiir sayılmaz. Maktada pîşkeşi koyan özne iki kâse gözler, sunulan nesne dürler ve hedef aşk sultanıdır.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirLeb mi bu yâ la‘l mi yâhûd mey-i sahbâ mı kiMuhibbî · Gazel

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

Kûhken

Dağ delen; Ferhâd'ın lakabı

câm-ı ‘ışk

Aşk kadehi

ezel

Zamanın ve yaratılışın başlangıcından önce

terkeş

Ok kılıfı, sadak

çarhuñ

Göğün, feleğin

pîşkeş

Bir büyüğe sunulan armağan