Leb mi bu yâ la‘l mi yâhûd mey-i sahbâ mı ki
Sevgilinin dudağını lal taşı ile kırmızı şarap arasında sorgulayan gazel, onun sözünü ölüleri dirilten İsa nefesine benzetir; öldürücü nazın güzelliğin gereği olup olmadığını sorar, sûfînin güzel yüze yasağını eleştirir ve Muhibbî'nin sözlerini gönül denizinden çıkan eşsiz inciler sayar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Leb mi bu yâ la‘l mi yâhûd mı ki
Söz deminde ihyâ kılur ‘Îsâ mı ki
1Bu dudak mı, lal taşı mı, yoksa kızıl şarap mı?
2Konuştuğu anda ölüleri dirilten İsa mı?
- 2
Bilmezem kasdı helâk itmek midür ‘uşşâkı
yohsa nâz u mı ki
1Bilmiyorum, amacı âşıkları öldürmek midir;
2yoksa bu güzelliğin gerektirdiği naz ve ilgisizlik midir?
Sevgilinin davranışı iki ihtimal arasında tartılır: bilinçli bir öldürme kastı veya güzelliğin doğal sonucu olan naz ve istiğna. Soru kesin hüküm vermez; âşığın uğradığı zararı sevgilinin niyetiyle güzellik düzeni arasında askıda bırakır.
- 3
Vech-i zîbâdan niçün men‘ idesin sûfî bizi
inkâr eylemek takvâ mı ki
1Ey sûfî, bizi güzel yüzden niçin alıkoyuyorsun?
2En güzel yaratılışı inkâr etmek takva mıdır?
Sûfînin güzeli seyretme yasağı, insanın en güzel biçimde yaratıldığına işaret eden ahsen-i takvîm kavramıyla karşılanır. Beyit, takvayı güzelliği reddetmek değil yaratılıştaki ilahî biçimi tanımak üzerinden yeniden tanımlar.
- 4
Gitmedi başuñdan iy dil zülfinüñ sevdâsı âh
Bilmedüm dîvâne mi yâhûd bu dil şeydâ mı ki
1Ey gönül, saçının sevdası hâlâ başından gitmedi;
2bilmem, bu gönül divane mi yoksa çılgın mı?
Sevdâ hem kara saçın rengi hem zihinden çıkmayan tutku olarak başa yerleşir. Dîvâne ile şeydâ arasında görünürde seçenek kurulur, fakat ikisi de aklın yitimi demektir; gönlün kurtulamadığı hâl soru biçiminde pekişir.
- 5
Her ne söz kim söyledüñ bir gevher-i yek-dânedür
İy Muhibbî yohsa bu göñlüñ senüñ deryâ mı ki
1Söylediğin her söz eşsiz bir incidir;
2ey Muhibbî, yoksa senin bu gönlün bir deniz midir?
Mahlas beyti sözleri tek tek eşsiz inciler sayınca onların kaynağı olan gönül de denize dönüşür. Şair kendi şiirini doğrudan övmek yerine inciyi doğuran derya sorusunu kurar; önceki beyitlerin soru zinciri poetik bir soruyla tamamlanır.
Metnin kaynağı
adile1890:p217:g1 bağımsız görsel karşılaştırmada kaynakla birebir bulundu; mahlas kapanışta açıktır.
Atıf kanıtını aç ↗adile1890:p217:g1; Âdile Sultan 1890, basılı s. 217. Gövde, Muhibbî mahlaslı son ve sonraki incipit 500 dpi görselde kapatıldı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dudağın kimliği art arda gelen üç soruyla belirsizleştirilir: beden parçası, değerli taş ve sarhoş edici içki tek kızıllıkta birleşir. İkinci dize rengi aşarak söze geçer; dudak İsa'nın can veren nefesini taşır.