DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Virânî/Lâ İlâh' illâ Ali'dir Nûr-i Zât-ı Zülcelâl
Gazel · 17. yüzyıl

Lâ İlâh' illâ Ali'dir Nûr-i Zât-ı Zülcelâl

On sekiz dizenin on yedisi aynı yedi heceyle, kelime-i tevhidin ikinci yarısı değiştirilmiş bir kalıpla açılır; her dizenin geri kalanı yeni bir sıfat getirir. Sıfatlar soyuttan somuta doğru iner ve son beyit kalıbı kırarak şairi tek bir dervişin gözü ve tacı ölçeğine indirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Lâ İlâh' illâ Ali’dir nûr-i

    Lâ İlâh illâ Ali’dir Hayy-i bâkî

    1Ali'den başka ilâh yoktur: celâl sahibi Zât'ın nûru odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: yok olmayan, ölümsüz diri odur.

    Kalıp ilk dizede kurulur ve şiirin sonuna kadar bozulmaz: sabit bir zikir cümlesi, ardından değişen bir yüklem. İki sıfat da en soyut yerden başlar — önce Zât'ın nûru, sonra bekā. Ergun derlemenin tanıtımında Virânî'nin divanında Ali-Allahî telakkilerin “pek açık olarak” terennüm edildiğini söylerken tam bu tür metinlere bakar.

  2. 2

    Lâ İlâh illâ Ali’dir gün gibi olan

    Lâ İlâh illâ Ali’dir görünen şirin cemâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: gün gibi apaçık parlayan odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: görünen o tatlı yüz odur.

    İkinci beyit ilkinin tersine iner: “nûr-i Zât” gibi kavramsal bir sıfattan “gün gibi rûşen” ve “görünen şirin cemâl” gibi göze hitap eden sıfatlara geçer. “Rûşen” hem parlak hem apaçık demektir; beyit böylece görünürlüğü hem ışık hem delil olarak kullanır.

  3. 3

    Lâ İlâh illâ Ali’dir vâkıf-i

    Lâ İlâh illâ Ali’dir sâhib-i nutk-ı kemâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: Tanrı katından gelen gizli bilginin sahibi odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: olgunluk sözünün sahibi odur.

    İlm-i ledün, Kehf sûresinde Hızır'a verilen ve öğrenilmeyip bağışlanan bilginin adıdır; beyit bunu Ali'ye bağlayarak velâyet bilgisini nübüvvet bilgisinin yanına koyar. İkinci dizedeki “nutk” bilgiyi söze çevirir: bilen değil, söyleyen sıfatı öne çıkar.

  4. 4

    Lâ İlâh illâ Ali’dir şems-i şâh-ı

    Lâ İlâh illâ Ali’dir gökteki bedr ü hilâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: “Vedduhâ”nın andığı güneşin şahı odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: gökteki dolunay da hilâl de odur.

    “Vedduhâ” Duhâ sûresinin ilk kelimesidir ve kuşluk güneşine yemin eder; beyit âyetin yeminini bir sıfata çevirir. İkinci dize güneşin yanına ayın iki hâlini koyar: dolunay ile hilâl, yani tamlık ile eksiklik. Aynı ad hem doluya hem eksiğe verilince gökyüzü bütünüyle tek bir işarete indirgenir.

  5. 5

    Lâ İlâh illâ Ali’dir çeşme-i hayvânımız

    Lâ İlâh illâ Ali’dir nûr-i mutlak bî zevâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: bizim dirilik çeşmemiz odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: sönmeyen mutlak nûr odur.

    İlk kez birinci çoğul şahıs giriyor: “çeşme-i hayvânımız”. Sıfat listesi burada topluluğun malı olur, şiir bir inanç beyanından bir cemaat diline geçer. Âb-ı hayât mazmunu Virânî'nin öteki manzumelerinde de Hızır'la birlikte anılır; ikinci dize aynı ölümsüzlüğü su yerine ışık üzerinden tekrarlar.

  6. 6

    Lâ İlâh illâ Ali’dir pâdişâh-ı âlemîn

    Lâ İlâh illâ Ali’dir kevser-i âb-ı

    1Ali'den başka ilâh yoktur: âlemlerin padişahı odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: kevserin tatlı, duru suyu odur.

    “Pâdişâh-ı âlemîn” Fâtiha'daki “rabbü'l-âlemîn” tamlamasının saltanat diline çevrilmiş hâlidir. İkinci dize bir önceki beyitte açılan su damarını sürdürür ve çeşmeyi kevsere yükseltir; “zülâl” tatlı ve berrak su demektir, cennet suyunun tadını duyulur kılar.

  7. 7

    Lâ İlâh illâ Ali’dir Mustafâ vü Murtezâ

    Lâ İlâh illâ Ali’dir gözüme ayn-ı visâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: Mustafâ da Murtezâ da odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: gözüme görünen, kavuşmanın ta kendisidir.

    İlk dize iki lakabı tek adda birleştirir: Mustafâ Peygamber'in, Murtezâ Ali'nin sıfatıdır; ikisinin aynı özneye yüklenmesi nûr-i Muhammedî anlayışının kısaltılmışıdır. İkinci dizedeki “ayn” hem göz hem “ta kendisi” demek; görme ile kavuşma tek kelimede çakışır.

  8. 8

    Lâ İlâh illâ Ali’dir gönlümün şâhı benim

    Lâ İlâh illâ Ali’dir üste oldur bi melâl

    1Ali'den başka ilâh yoktur: benim gönlümün padişahı odur.

    2Ali'den başka ilâh yoktur: en üstte, usanmaksızın duran odur.

    Ölçek yine daralıyor: âlemlerin padişahı bu beyitte bir tek gönlün padişahı olur. Şiirin genel hareketi budur — kozmik sıfattan şahsî bağlılığa. İkinci dizedeki “bi melâl” usançsızlık, bıkkınlık duymama anlamındadır ve yüceliği bir süreklilik vasfına çevirir.

  9. 9

    Lâ İlâh illâ Ali’dir bu Vîrânî dervişin

    Gözü nûru başta tâcı ol Ali

    1Ali'den başka ilâh yoktur: bu Vîrânî dervişin

    2gözünün nûru, başındaki tacı, celâli yüce olan o Ali'dir.

    Mahlas beyti kalıbı ilk ve son kez kırar: on yedi dizedir her satırın başına düşen zikir cümlesi burada yalnız birinci dizede kalır, ikinci dize serbest kalıp cümleyi tamamlar. Böylece sıfat yığını dilbilgisel olarak da tek bir kişiye, tacını taşıyan dervişe bağlanır.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144616 numaralı sürüm esas alındı; gövdenin başındaki sıra numarası (“—6—”) derlemeye ait olduğu için alınmadı, geriye on sekiz dize kaldı. Kaynakta yalnız ilk dizede kesme işareti var (“Lâ İlâh' illâ”), kalan on altı dizede yok; son beyitte de mahlas “Vîrânî” diye şapkalı, şairin öteki manzumelerinde ise çoğu yerde “Virânî” dizilmiş. İkisi de kaynaktaki gibi bırakıldı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirZâhidâ Rûz-i Ezel Sübhân-ını Bektâşiler
Zâhidâ rûz-i ezel Sübhân-ını Bektâşiler
Virânî · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

Zât-ı Zülcelâl

celâl sahibi olan Zât; Tanrı

lâyezâl

yok olmaz, tükenmez

rûşen

parlak; apaçık

ilm-i ledün

Tanrı katından bağışlanan gizli bilgi

Vedduhâ

“Kuşluk vaktine and olsun” diye başlayan Duhâ sûresi

çeşme-i hayvân

dirilik çeşmesi, âb-ı hayât kaynağı

zülâl

tatlı ve berrak su

Celle Celâl

“celâli yüce olsun” anlamında saygı sözü