Lâle-zâr-ı Sîne-i Pür-dâğı Seyrân Eyle Gel
Üç dörtlük bentten oluşan şarkı, sevgiliyi yara laleleriyle dolu göğsü seyretmeye ve yüzünün güneşiyle gönülleri çerağan etmeye çağırır; bahçe, bülbül ve şehnâz makamıyla canlanır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-ı sîne-i pür-dâğı seyrân eyle gel
Gel efendim lâle-ruhsârım eyle gel
Mihr-i rûyunla dil-i ‘uşşâkı sûzân eyle gel
Gel efendim lâle-ruhsârım eyle gel
1Yara laleleriyle dolu göğüs bahçesini seyretmeye gel;
2gel efendim, lale yanaklım, ortalığı kandillerle aydınlat.
3Yüzünün güneşiyle âşıkların gönlünü yakmaya gel;
4gel efendim, lale yanaklım, ortalığı kandillerle aydınlat.
- 2
Lâle-zârı makdemin reşk-i behişt itsün yine
Gül açılsun ‘azm-i gülşen ile rûyun şevkine
başlasun şarkılara gül üstine
Gel efendim lâle-ruhsârım eyle gel
1Gelişin lale bahçesini yeniden cenneti kıskandıracak hâle getirsin;
2bahçeye yönelmenle, yüzünün hevesine gül açılsın.
3Bülbüller gülün üstünde şarkılara başlasın;
4gel efendim, lale yanaklım, ortalığı kandillerle aydınlat.
İkinci bent bakışı göğüsten dışarıya, gerçek bahçeye taşır ve hareketi sevgilinin adımına bağlar: geliş, bahçeyi cennetin kıskanacağı bir yere çevirir. Gül sevgilinin yüzünü görmek istediği için açar, bülbül de ötmez, “şarkılara başlar” — bendin sonundaki nakarat böylece bir müzik parçasının içine yerleşir.
- 3
Râsimâ gülşende zevke ehl-i dil âgâz idüp
Şevk-ile terennüm itmede idüp
Sen de ey gül-çehre bir şeb def‘-i hâb-ı nâz idüp
Gel efendim lâle-ruhsârım eyle gel
1Ey Râsim, gönül ehli bahçede zevke başlayıp
2çalgıcı coşkuyla şehnâz makamında söylerken,
3sen de ey gül yüzlü, bir gece naz uykusunu bırakıp
4gel efendim, lale yanaklım, ortalığı kandillerle aydınlat.
Son bent mahlasla açılır ve sahneyi bir meclise dönüştürür: gönül ehli bahçede, çalgıcı şehnâz makamında hazırdır. Yalnız bir kişi eksiktir; bu yüzden sevgiliden istenen şey gelmek değil önce “hâb-ı nâz”ı, yani nazın uykusunu bırakmaktır. Nakarat dördüncü kez döndüğünde çağrı hazır bir topluluğun beklemesine dönüşmüştür.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g22-pdf201. Ana açık edisyon G22'i basılı s.188–189/PDF 201–202'de tam gövde, basılı kalıp adı ve G23/PDF 202 sınırıyla verir. dize sırası korunur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nâm-dâş-ı fahr-i ‘âlem Kethüdâ-yı ÂsafâEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Açılış bendi seyredilecek yer olarak bahçeyi değil âşığın kendi göğsünü gösterir: yaralar lale, göğüs de lale tarlasıdır, yani acı doğrudan manzaraya çevrilir. Nakaratla dönen kandil çağrısı buna ışık ekler; üçüncü dize ise aynı yüzün gönülleri yalnız aydınlatmadığını, “sûzân”, yani yakıcı olduğunu söyler.