DDizegâhDijital şiir arşivi
Manzume · 20. yüzyıl

Leyl-i Veda

Son bir gece isteği. “Ooh, gel” üç kez tekrarlanır ve her tekrarda ayrılık biraz daha kesinleşir. Fikret burada toplumdan tamamen çekilip yalnız iki kişiye ve bir deniz kıyısına bakıyor.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ooh, gel... rûh-ı tabiat gibi ü .

    Bu vefâsız gecenin koynunda

    Kalalım bir ebedî sâniye dalgın, ...

    Kim bilir, belki de son leyle-yi sevdâmızdır;

    Bunda her lâhza biraz ömr-i saâdet sayılır!

    1Ooh, gel... tabiatın ruhu gibi mahmur ve suskun,

    2bu vefasız gecenin koynunda

    3sonsuz bir saniye dalgın, kendinden geçmiş kalalım...

    4Kim bilir, belki de sevdamızın son gecesidir;

    5burada her an biraz mutluluk ömrü sayılır!

    Şiir bir davetle açılıyor ve daveti sonlandıran şey baştan söyleniyor: belki son gece. “Ebedî sâniye” bir çelişki gibi görünür ama tam da istenen şey odur — kısa olanı sonsuz saymak.

  2. 2

    Ooh, bak dalgaların -yi sâfiyyetine;

    Sanki bir hamle-yi sevdâya açık bir sine.

    1Ooh, bak dalgaların saf coşkusuna;

    2sanki bir sevda atılımına açık bir göğüs.

    Deniz bir bedene benzetilir; ince titreyiş ve rüzgârla ürperme, dış manzarayı vedanın duygusuyla aynı harekette buluşturur. Bu yakın okuma şiiri belirli bir edebî topluluğun zorunlu örneği diye sınırlamaz.

  3. 3

    O kadar ü sâkit, o kadar ,

    O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak.

    1Her şey o kadar durgun, o kadar sessiz, o kadar dalgın,

    2o kadar uykuda ki neredeyse korkulacak.

    Üç kez “o kadar” tekrarlanarak sessizlik yığılıyor ve sonunda korkuya dönüşüyor. Huzurun fazlası tekinsizleşiyor — çünkü bu sessizlik ayrılığın habercisi.

  4. 4

    Ooh, gel gel, bu hafâ-gâha berâber gidelim:

    Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.

    1Ooh, gel gel, bu gizlenme yerine birlikte gidelim;

    2orada, sensiz geçecek günleri telafi edelim.

    “Tazmin” bir hukuk kelimesi: uğranılan zararın karşılanması. Henüz olmamış bir kaybı şimdiden ödemeye çalışmak, şiirin en çaresiz hamlesi — çünkü tazmin ancak zarar gerçekleştikten sonra istenebilir. “Hafâ-gâh”, yani gizlenme yeri, bu imkânsız hesabın yapılacağı sığınak olarak öneriliyor.

  5. 5

    Bir siyah kuş gibi -yi ü firâr

    Bu vefâsız gecenin koynunda

    Edelim gel, ebedî kalmak için bir ısrar...

    Kim bilir, belki de son lâhza-yı sevdâmızdır;

    Hoş geçen her dem-i sevdâ ebediyyet sayılır!...

    1Kara bir kuş gibi uçmaya ve kaçmaya hazır,

    2bu vefasız gecenin koynunda

    3gel, sonsuza kalmak için bir ısrar edelim...

    4Kim bilir, belki de sevdamızın son ânıdır;

    5hoş geçen her sevda ânı sonsuzluk sayılır!..

    İlk bent neredeyse aynen dönüyor ama iki kelime değişmiş: “gece” yerine “an”, “sayılır” aynı kalıyor. Zaman birimi küçüldükçe iddia büyüyor — sonunda tek bir an sonsuzluk sayılıyor.

Kavram sözlüğü (10) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 145488 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirMatemzede
Yine birlikte toplamışlardı
Tevfik Fikret · Manzume

Kavram sözlüğü

10 kavram bulundu.

leyl-i vedâ

Veda gecesi

mahmûr

Süzgün, uyku ve sarhoşluk arası

hamûş

Sessiz, suskun

bî-hûş

Kendinden geçmiş

cezbe

Kendinden geçiren coşku

râkid

Durgun, hareketsiz

müstağrak

Dalmış, gömülmüş

hafâ-gâh

Gizlenme yeri

âmâde

Hazır

pervâz

Uçuş