Leyl-i Veda
Son bir gece isteği. “Ooh, gel” üç kez tekrarlanır ve her tekrarda ayrılık biraz daha kesinleşir. Fikret burada toplumdan tamamen çekilip yalnız iki kişiye ve bir deniz kıyısına bakıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ooh, gel... rûh-ı tabiat gibi ü .
Bu vefâsız gecenin koynunda
Kalalım bir ebedî sâniye dalgın, ...
Kim bilir, belki de son leyle-yi sevdâmızdır;
Bunda her lâhza biraz ömr-i saâdet sayılır!
1Ooh, gel... tabiatın ruhu gibi mahmur ve suskun,
2bu vefasız gecenin koynunda
3sonsuz bir saniye dalgın, kendinden geçmiş kalalım...
4Kim bilir, belki de sevdamızın son gecesidir;
5burada her an biraz mutluluk ömrü sayılır!
- 2
Ooh, bak dalgaların -yi sâfiyyetine;
Sanki bir hamle-yi sevdâya açık bir sine.
1Ooh, bak dalgaların saf coşkusuna;
2sanki bir sevda atılımına açık bir göğüs.
Deniz bir bedene benzetilir; ince titreyiş ve rüzgârla ürperme, dış manzarayı vedanın duygusuyla aynı harekette buluşturur. Bu yakın okuma şiiri belirli bir edebî topluluğun zorunlu örneği diye sınırlamaz.
- 3
O kadar ü sâkit, o kadar ,
O kadar uykuda her şey ki hemen korkulacak.
1Her şey o kadar durgun, o kadar sessiz, o kadar dalgın,
2o kadar uykuda ki neredeyse korkulacak.
Üç kez “o kadar” tekrarlanarak sessizlik yığılıyor ve sonunda korkuya dönüşüyor. Huzurun fazlası tekinsizleşiyor — çünkü bu sessizlik ayrılığın habercisi.
- 4
Ooh, gel gel, bu hafâ-gâha berâber gidelim:
Orda, sensiz geçecek günleri tazmin edelim.
1Ooh, gel gel, bu gizlenme yerine birlikte gidelim;
2orada, sensiz geçecek günleri telafi edelim.
“Tazmin” bir hukuk kelimesi: uğranılan zararın karşılanması. Henüz olmamış bir kaybı şimdiden ödemeye çalışmak, şiirin en çaresiz hamlesi — çünkü tazmin ancak zarar gerçekleştikten sonra istenebilir. “Hafâ-gâh”, yani gizlenme yeri, bu imkânsız hesabın yapılacağı sığınak olarak öneriliyor.
- 5
Bir siyah kuş gibi -yi ü firâr
Bu vefâsız gecenin koynunda
Edelim gel, ebedî kalmak için bir ısrar...
Kim bilir, belki de son lâhza-yı sevdâmızdır;
Hoş geçen her dem-i sevdâ ebediyyet sayılır!...
1Kara bir kuş gibi uçmaya ve kaçmaya hazır,
2bu vefasız gecenin koynunda
3gel, sonsuza kalmak için bir ısrar edelim...
4Kim bilir, belki de sevdamızın son ânıdır;
5hoş geçen her sevda ânı sonsuzluk sayılır!..
İlk bent neredeyse aynen dönüyor ama iki kelime değişmiş: “gece” yerine “an”, “sayılır” aynı kalıyor. Zaman birimi küçüldükçe iddia büyüyor — sonunda tek bir an sonsuzluk sayılıyor.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 145488 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Yine birlikte toplamışlardıTevfik Fikret · Manzume→
Şiir bir davetle açılıyor ve daveti sonlandıran şey baştan söyleniyor: belki son gece. “Ebedî sâniye” bir çelişki gibi görünür ama tam da istenen şey odur — kısa olanı sonsuz saymak.