Mahsûl-i mâtem
Bir fırtına tasviriyle açılan yedi bentlik muhammes; şimşek, gök gürültüsü ve karanlık sırayla yasın alâmetine dönüşür. Ortada kanlı bir kefen içinde gülen sevgili hayali belirir, sonunda şair sorusuna tek kelimelik bir karşılık bulur.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Âfâk-ı hazîn ü zulmet-âbâd
Bir zulmete âlem oldu
Gökten geliyor hezâr feryâd
Mâtemle san âsmân kararmış
Gönlüm açılıp cihân kararmış
1Ufuklar hüzünlü, karanlık yurdu;
2âlem bir karanlığa boyun eğdi.
3Gökten bin feryat geliyor;
4sanki gökyüzü yasla kararmış,
5gönlüm açılıp cihan kararmış.
- 2
Bir san şehîd kanlı
Bir şârıka san ümmîd şanlı
Bir san yezid canlı
Bir velvele ki çatlar
Bir gamgama sanki hâk patlar
1Sanki şehit kanına bulanmış bir şimşek,
2sanki şanlı bir ümit gibi parlayan bir ışık,
3sanki canlı bir Yezid gibi bir yıldırım,
4kulak zarını çatlatan bir velvele,
5sanki yeri patlatan bir gürleme.
Beş dize ‘bir’ sözüyle art arda fırtına unsurlarını sayar. Şehit kanı, ümit ışığı ve Yezid'e benzetilen yıldırım aynı karanlık sahnede buluşur; Kerbelâ çağrışımlı tarihsel dinî şiddet dili güncel bir düşmanlaştırma olarak olumlanmaz.
- 3
Nâliş yağıyor garîk-i
Feryâd iniyor elif-i zulmet
Rikkat dökülür refîk-ı
Bir dâhiye, bir mezâr açılmış
Âlemlere san keder saçılmış
1İnilti yağıyor, felakete gömülmüş;
2feryat iniyor, karanlığın elifi;
3acıma dökülür, sıkıntının yoldaşı.
4Bir felaket, bir mezar açılmış;
5âlemlere sanki keder saçılmış.
Üç dize üç yağış fiili kullanıyor — yağıyor, iniyor, dökülür — ama yağan şey su değil, inilti ile acıma. Fırtına böylece duyguya çevriliyor. “Elif-i zulmet” bir yazı imgesi: gökten inen dik çizgi, harfin kendisi. Bendin sonunda açılan gök bir mezara dönüşüyor.
- 4
Şâdî sanırım ki mâtem olmuş
Âlem yanarak cehennem olmuş
sönerek bu âlem olmuş
Gitmiş cihân âsmâna dalmış
Zulmetle semâ cihâna dalmış
1Sanırım sevinç yas olmuş;
2âlem yanarak cehennem olmuş,
3cehennem sönerek bu âlem olmuş.
4Cihan gitmiş, gökyüzüne dalmış;
5gökyüzü karanlıkla cihana dalmış.
Bent iki kez yer değiştirme üzerine kuruluyor. Önce âlem yanıp cehennem, cehennem sönüp âlem oluyor; sonra cihanla semâ birbirinin içine dalıyor. Muhammesin aaabb düzeni bu değiş tokuşa hazır bir kap: üçlü kısım dönüşümü sayıyor, ikili kapanış tersine çeviriyor.
- 5
dolaşır fezâ içinde
Âlem yüzüyor kazâ içinde
İnsan geziyor belâ içinde
Yerler öterek belâ belâ der
Gökler bağırıp kazâ kazâ der
1Sıkıntı feza içinde dolaşır,
2âlem kaza içinde yüzer,
3insan bela içinde gezer.
4Yerler öterek “belâ belâ” der,
5gökler bağırıp “kazâ kazâ” der.
“İçinde” üç dizede redif gibi dönüp iç içe üç kap kuruyor: fezanın içinde sıkıntı, kazanın içinde âlem, belânın içinde insan. Son iki dize aynı kelimeleri kavram olarak değil ses olarak geri veriyor. Sıra da tersine dönüyor: belâyı yer, kazâyı gök bağırıyor.
- 6
Yer yer görünür hayâl-i cânân
Bir kisve-i nûr içinde nâlân
Bir kanlı kefen içinde handân
Yârab bu ne zulm-i haşyet-efzâ
Yârab bu ne hâl-i girye-bahşâ
1Yer yer sevgilinin hayali görünür:
2bir nur elbisesi içinde inleyen,
3bir kanlı kefen içinde gülen.
4Yârab, bu ne korku artıran zulüm,
5Yârab, bu ne ağlatan hâl!
Şiirin tek insan yüzü burada, üstelik hayal olarak giriyor ve hemen ikiye ayrılıyor: nurdan giysi içinde inliyor, kanlı kefen içinde gülüyor. İki dize giysiyle hâli çaprazlıyor: ışık ağlamayla, kan gülmeyle eşleşiyor. Yas ancak bu yüzü bulunca Tanrı'ya sesleniyor.
- 7
Bildim ne imiş bu hâl-i âlem
Mâtemli gönül olur mu ?
Mâtem imiş âh âh mâtem
Her lâhza cihân tebeddül eyler
Ahvâl-i cihân ne hayret-âver!
1Bildim, âlemin bu hâli neymiş:
2Yaslı gönül sevinçli olur mu?
3Mâtem imiş, âh âh, mâtem.
4Her an cihan değişir;
5cihanın hâlleri ne kadar şaşırtıcı!
Başlıktaki hasat burada devşiriliyor ve ürün bir totoloji: mâtemin cevabı yine mâtem. Kaynakta bu dize ölçünün iki hece altında; söz tam anlamını bulduğu yerde kısalıyor. Son iki dize manzaradan çıkıp vecize kuruyor — Tâmât'ın tekrarladığı kapanış alışkanlığı.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142960 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Otuz beş dize, beşer dizelik yedi bende bölündü; kafiye örgüsü yedi bentte de aaabb, yani metin bir muhammes. Sekizinci dizedeki “yezid” kaynakta küçük harfle dizilmiş, düzeltilmedi. Otuz üçüncü dize (“Mâtem imiş âh âh mâtem”) kalıbın iki hece altında; eksik tamamlanmadı. Sekiz dize dokuz hecede, feûlün yerine fa'lün ile kapanıyor. Başlık metne alınmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bir şûh-ı safâ-nisâr gördümCenab Şahabeddin · Manzume→
Muhammes bir kişiyle değil bir hava durumuyla açılıyor: konuşan yok, ufuk var. Bendin yükü son dizede toplanıyor, orada iki zıt fiil çarpışıyor — gönül açılırken cihan kararıyor. İkisi aynı ana konunca yas bir manzara olmaktan çıkıp bir bakış hâline geliyor.