DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Mahsûl-i mâtem
Muhammes · 19. yüzyıl

Mahsûl-i mâtem

Bir fırtına tasviriyle açılan yedi bentlik muhammes; şimşek, gök gürültüsü ve karanlık sırayla yasın alâmetine dönüşür. Ortada kanlı bir kefen içinde gülen sevgili hayali belirir, sonunda şair sorusuna tek kelimelik bir karşılık bulur.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Âfâk-ı hazîn ü zulmet-âbâd

    Bir zulmete âlem oldu

    Gökten geliyor hezâr feryâd

    Mâtemle san âsmân kararmış

    Gönlüm açılıp cihân kararmış

    1Ufuklar hüzünlü, karanlık yurdu;

    2âlem bir karanlığa boyun eğdi.

    3Gökten bin feryat geliyor;

    4sanki gökyüzü yasla kararmış,

    5gönlüm açılıp cihan kararmış.

    Muhammes bir kişiyle değil bir hava durumuyla açılıyor: konuşan yok, ufuk var. Bendin yükü son dizede toplanıyor, orada iki zıt fiil çarpışıyor — gönül açılırken cihan kararıyor. İkisi aynı ana konunca yas bir manzara olmaktan çıkıp bir bakış hâline geliyor.

  2. 2

    Bir san şehîd kanlı

    Bir şârıka san ümmîd şanlı

    Bir san yezid canlı

    Bir velvele ki çatlar

    Bir gamgama sanki hâk patlar

    1Sanki şehit kanına bulanmış bir şimşek,

    2sanki şanlı bir ümit gibi parlayan bir ışık,

    3sanki canlı bir Yezid gibi bir yıldırım,

    4kulak zarını çatlatan bir velvele,

    5sanki yeri patlatan bir gürleme.

    Beş dize ‘bir’ sözüyle art arda fırtına unsurlarını sayar. Şehit kanı, ümit ışığı ve Yezid'e benzetilen yıldırım aynı karanlık sahnede buluşur; Kerbelâ çağrışımlı tarihsel dinî şiddet dili güncel bir düşmanlaştırma olarak olumlanmaz.

  3. 3

    Nâliş yağıyor garîk-i

    Feryâd iniyor elif-i zulmet

    Rikkat dökülür refîk-ı

    Bir dâhiye, bir mezâr açılmış

    Âlemlere san keder saçılmış

    1İnilti yağıyor, felakete gömülmüş;

    2feryat iniyor, karanlığın elifi;

    3acıma dökülür, sıkıntının yoldaşı.

    4Bir felaket, bir mezar açılmış;

    5âlemlere sanki keder saçılmış.

    Üç dize üç yağış fiili kullanıyor — yağıyor, iniyor, dökülür — ama yağan şey su değil, inilti ile acıma. Fırtına böylece duyguya çevriliyor. “Elif-i zulmet” bir yazı imgesi: gökten inen dik çizgi, harfin kendisi. Bendin sonunda açılan gök bir mezara dönüşüyor.

  4. 4

    Şâdî sanırım ki mâtem olmuş

    Âlem yanarak cehennem olmuş

    sönerek bu âlem olmuş

    Gitmiş cihân âsmâna dalmış

    Zulmetle semâ cihâna dalmış

    1Sanırım sevinç yas olmuş;

    2âlem yanarak cehennem olmuş,

    3cehennem sönerek bu âlem olmuş.

    4Cihan gitmiş, gökyüzüne dalmış;

    5gökyüzü karanlıkla cihana dalmış.

    Bent iki kez yer değiştirme üzerine kuruluyor. Önce âlem yanıp cehennem, cehennem sönüp âlem oluyor; sonra cihanla semâ birbirinin içine dalıyor. Muhammesin aaabb düzeni bu değiş tokuşa hazır bir kap: üçlü kısım dönüşümü sayıyor, ikili kapanış tersine çeviriyor.

  5. 5

    dolaşır fezâ içinde

    Âlem yüzüyor kazâ içinde

    İnsan geziyor belâ içinde

    Yerler öterek belâ belâ der

    Gökler bağırıp kazâ kazâ der

    1Sıkıntı feza içinde dolaşır,

    2âlem kaza içinde yüzer,

    3insan bela içinde gezer.

    4Yerler öterek “belâ belâ” der,

    5gökler bağırıp “kazâ kazâ” der.

    “İçinde” üç dizede redif gibi dönüp iç içe üç kap kuruyor: fezanın içinde sıkıntı, kazanın içinde âlem, belânın içinde insan. Son iki dize aynı kelimeleri kavram olarak değil ses olarak geri veriyor. Sıra da tersine dönüyor: belâyı yer, kazâyı gök bağırıyor.

  6. 6

    Yer yer görünür hayâl-i cânân

    Bir kisve-i nûr içinde nâlân

    Bir kanlı kefen içinde handân

    Yârab bu ne zulm-i haşyet-efzâ

    Yârab bu ne hâl-i girye-bahşâ

    1Yer yer sevgilinin hayali görünür:

    2bir nur elbisesi içinde inleyen,

    3bir kanlı kefen içinde gülen.

    4Yârab, bu ne korku artıran zulüm,

    5Yârab, bu ne ağlatan hâl!

    Şiirin tek insan yüzü burada, üstelik hayal olarak giriyor ve hemen ikiye ayrılıyor: nurdan giysi içinde inliyor, kanlı kefen içinde gülüyor. İki dize giysiyle hâli çaprazlıyor: ışık ağlamayla, kan gülmeyle eşleşiyor. Yas ancak bu yüzü bulunca Tanrı'ya sesleniyor.

  7. 7

    Bildim ne imiş bu hâl-i âlem

    Mâtemli gönül olur mu ?

    Mâtem imiş âh âh mâtem

    Her lâhza cihân tebeddül eyler

    Ahvâl-i cihân ne hayret-âver!

    1Bildim, âlemin bu hâli neymiş:

    2Yaslı gönül sevinçli olur mu?

    3Mâtem imiş, âh âh, mâtem.

    4Her an cihan değişir;

    5cihanın hâlleri ne kadar şaşırtıcı!

    Başlıktaki hasat burada devşiriliyor ve ürün bir totoloji: mâtemin cevabı yine mâtem. Kaynakta bu dize ölçünün iki hece altında; söz tam anlamını bulduğu yerde kısalıyor. Son iki dize manzaradan çıkıp vecize kuruyor — Tâmât'ın tekrarladığı kapanış alışkanlığı.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142960 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Otuz beş dize, beşer dizelik yedi bende bölündü; kafiye örgüsü yedi bentte de aaabb, yani metin bir muhammes. Sekizinci dizedeki “yezid” kaynakta küçük harfle dizilmiş, düzeltilmedi. Otuz üçüncü dize (“Mâtem imiş âh âh mâtem”) kalıbın iki hece altında; eksik tamamlanmadı. Sekiz dize dokuz hecede, feûlün yerine fa'lün ile kapanıyor. Başlık metne alınmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTesâdüf
Bir şûh-ı safâ-nisâr gördüm
Cenab Şahabeddin · Manzume

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

münkad

Boyun eğmiş

bârika

Şimşek, ani parıltı

sâika

Yıldırım

sımâh

Kulak deliği

nekbet

Felaket, talihsizlik

ducret

Sıkıntı, iç darlığı

dûzah

Cehennem

hurrem

Sevinçli, şen