Mâil Oldum Gözler İle Kaşına Dilberlerin
Şair genç güzellerin kaşına ve gözüne tutulur, kendisini cevherden anlayan bir satıcı gibi tanıtır. Tek bir selam beklerken rakiplerden korkar; sonunda iki sevgilinin bile yeterli olduğunu söyleyen mizahi bir ölçü kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Mâil oldum gözler ile kaşına dilberlerin
Hiç sözüm yok on üç on dört yaşına dilberlerin
1Güzellerin gözlerine ve kaşlarına gönül verdim.
2On üç on dört yaşlarında olmalarına diyecek sözüm yok.
- 2
Âşıkım bilürüm kıymetlerin
Anın içün dedim elmas taşına dilberlerin
1Âşığım, cevher satıcısıyım; değerlerini bilirim.
2Bu yüzden güzellerin kaşına elmas taşı dedim.
Kendisini cevher satıcısı sayan şair güzelliği tanıma uzmanlığı iddia eder. Kaşı elmasa benzetmesi yalnız parlaklık değil, değer biçme dilidir; âşık seçiminin rastgele olmadığını söyler.
- 3
Şîrin olmayınca dağı varup delmedi
Gönlümüz tabîat gayrıya bend olmadı
1Şirin olmasaydı Ferhat gidip dağı delmezdi.
2Anka yaradılışlı gönlümüz başkasına bağlanmadı.
Ferhat ile Şirin örneği büyük emeğin ancak eşsiz sevgili için gösterileceğini anlatır. Anka yaradılışlı gönlün başkasına bağlanmaması, erişilmezlik ve tek eşlilik iddiasını aynı masalsı kuşta toplar.
- 4
Çok zamandır bir selâmın gelmedi
Korkarım rakîbler üşer başına dilberlerin
1Uzun zamandır bekliyorum; bir selam gelmedi.
2Korkarım rakipler güzellerin başına üşüşür.
Beklenen şey yine tek bir selamdır; fakat rakiplerin üşüşmesi bu küçük umudu bile tehlikeye sokar. Şair yalnız sevgilinin sessizliğinden değil, çevredeki kalabalığın fırsatı elinden almasından korkar.
- 5
Anların da gözleri bencileyin mülden m-ola
Bülbülün âh ü figanı kırmızı gülden m-ola
1Onların gözleri de benimki gibi şaraptan mı acaba?
2Bülbülün ahı ve feryadı kırmızı gülden mi doğar?
Gözlerin şaraptan olup olmadığı sorusu sarhoşluğun kaynağını belirsiz bırakır. Bülbülün feryadını güle bağlayan ikinci soru, aşk acısının sevilen nesneden doğduğunu mecazlar aracılığıyla araştırır.
- 6
Yâr ile sohbette cânım yoksa m-ola
Bir haber sormak murâdım başına dilberlerin
1Basılı “Yâr ile sohbette cânım yoksa mâtemden m-ola” söz diziminin soru bağlantısı açık değildir.
2Güzellerin hâlini sormak istiyorum.
Sevgili sohbeti ile matem arasındaki karşıtlık âşığın iç hâlini sınar. Bir haber sormak istemesi, şiirin spekülatif sorularını gündelik ve somut bir görüşme arzusuna indirir.
- 7
Ol perînin âteşiyle bu sînem yanup düter
Aldı aklımı başımdan kıldı Mecnun’dan beter
1O perinin ateşiyle göğsüm yanıp tütüyor.
2Aklımı başımdan aldı, beni Mecnun’dan beter etti.
Göğsün yanıp tütmesi sevgiliyi ateş, âşığı duman çıkaran ocak yapar. Aklın kaybı Mecnun karşılaştırmasıyla büyür; güzellik bilgisi iddia eden kişi sonunda ölçüsünü kaybetmiştir.
- 8
Der ki Ömer iki sevsem banai biris yeter
Ba’zı ahmak meyledermiş beşine dilberlerin
1Ömer der ki: İki güzel sevsem bana biri yeter.
2Bazı ahmaklarsa güzellerin beşine birden gönül verirmiş.
Son iki dize kendisiyle alay eden bir kapanış kurar. İki güzel sevse birinin yeteceğini söylemek sadakat iddiasını mizahla gevşetir; beş kişiye meyledenleri “ahmak” sayarak kendi sınırını yine üstün gösterir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.477; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 477 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n477-CB2F99795ED4.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Mâsivâdan fârig u âzâd olayım bir zamanÂşık Ömer · Şiir→
Kaş ve göz, sevgilinin ilk yakalayan ayrıntılarıdır. Yaşın özellikle anılması şiirin tarihî söylemini korur; modern yorum bunu onaylayan bir ölçüye değil, kaynakta kurulmuş gençlik tasvirine bağlar.