Mehtabta Leylekler
Dört beyitte gökyüzü bir göle, yıldızlar o gölün böceklerine dönüşüyor. Kıyıdaki leylekler avlanmıyor; şiir de sorusunu cevaplamadan ilk beytinin dizesini tekrar ederek kapanıyor.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Kenâr-ı âba dizilmiş, sükûn ile bekler
Füsûn-ı mâha dalan leylekler...
1Su kıyısına dizilmiş, sessizce bekler
2ayın büyüsüne dalan hayal dolu leylekler...
- 2
Havâda bir gölü tanzir eder semâ bu gece
Onun böcekleri gûyâ nücûmdur ...
1Gökyüzü bu gece havada bir göle benziyor;
2onun böcekleri de sanki baştan sona yıldızlar...
Beyit gökyüzünü suya çeviriyor: “tanzîr” benzetme, örnekseme demek. Göl bir kez kurulunca yıldızlar zorunlu olarak su böceği oluyor — benzetmenin kendi mantığı ikinci dizeyi getiriyor. “Yekser” baştan sona demek; yani gökten geriye benzetmeye katılmayan bir parça kalmıyor.
- 3
Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok
Bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?
1Neden bu göksel suda avlanan kimse yok,
2bu ışıktan böcek kalabalığını hangi kuşlar yer?
Gökyüzü göksel bir suya dönüştürüldükten sonra bu suda neden avlanan bulunmadığı sorulur. Yıldızlar ‘ışıktan küçük canlıların kalabalığı’ diye bir araya getirilir; ikinci soru onları hangi kuşların yiyeceğini açık bırakır.
- 4
Eder bu hikmete gûyâ ki
Füsûn-ı mâha dalan leylekler.
1Bu hikmete sanki ruhunu ve bakışını adamış
2ayın büyüsüne dalan hayal dolu leylekler.
Son beyit soruyu cevaplamaz, ilk beytin ikinci dizesini geri getirir. ‘Vakf-ı rûh u nazar’ leyleklerin ruhlarını ve bakışlarını bu hikmete adadığını söyler. Hikmetin ne olduğu tek bir bilmeceye indirgenmez; kuşlar seyre dalmışken şiir de cevap vermeden biter.
Metnin kaynağı
Türkçe Vikikaynak'taki 142007 numaralı sürüm esas alındı. Beyitlerle yazılmış ve kafiyesi gazele benziyor ama mahlas yok, son beyit ilk beytin ikinci dizesini tekrar ediyor; bu yüzden manzume sayıldı. Bu neşirde ikinci ve dördüncü dizeler kalıbın gerektirdiğinden bir hece kısa; dizeye ekleme yapılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Bî-haber gövdeme gelmiş konmuş,Ahmet Hâşim · Şiir→
İki dize bir tablo kuruyor: kıyı, sessizlik, bekleyiş. “Füsûn-ı mâh” ayın büyüsü demek ve leylekler ona “dalmış” — bakmakla kalmıyor, içine giriyor. “Pür-hayâl” hem hayal dolu hem dalgın anlamında; kuşları düşünen varlıklar hâline getiriyor.