DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Nedîm/Mest-i nâzım kim büyütdü böyle bî-pervâ seni
Gazel · 18. yüzyıl

Mest-i nâzım kim büyütdü böyle bî-pervâ seni

Sevgilinin nasıl yetiştiğini soran, ipek giysisindeki gülün dikeninden bile korkan ve sonunda kendi güçsüzlüğünü meclisteki sürahiye işaret ettiren yedi beyitlik gazel.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Mest-i nâzım kim büyütdü böyle bî-pervâ seni

    Kim yetiştirdi bu gûne servden seni

    1Ey naz sarhoşum, seni böyle pervasız kim büyüttü?

    2Kim yetiştirdi de seni serviden yüksek yaptı?

    Soru, sevgilinin güzelliğini değil terbiyesini sorguluyor: bu pervasızlık kimin eseri? Nedîm övgüyü şikâyet kılığına sokarak sevgiliyi bir ustanın elinden çıkmış gibi anlatıyor.

  2. 2

    Bûydan hoş rengden pâkîzedir nâzik tenin

    Beslemiş koynunda gûyâ kim seni

    1Nazik tenin kokudan hoş, renkten temizdir.

    2Sanki seni koynunda al bir gül beslemiş.

    Ten, kokudan ve renkten daha saf sayılıyor; yani duyuların ölçemeyeceği kadar ince. Gülün beslediği bir bedeni anlatmak için şair, gülü sevgiliden aşağı bir dadı yerine koyuyor.

  3. 3

    Güllü giydin ammâ korkarım âzâr eder

    Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i seni

    1Güllü ipek giydin ama korkarım incitir.

    2Nazlım, ipekteki gülün dikeninin gölgesi seni yaralar.

    Korkulan şey diken değil, dokunmuş bir gülün dikeninin gölgesi. Nedîm tehlikeyi üç kat inceltiyor; teni yaralayacak şey artık maddeden tamamen çıkmış durumda.

  4. 4

    Bir elinde gül bir elde câm geldin sâkiyâ

    Kangısın alsam gülü yâhud ki câmı yâ seni

    1Bir elinde gül, bir elinde kadeh geldin, ey saki.

    2Hangisini alsam: gülü mü, kadehi mi, yoksa seni mi?

    İki elde iki nesne, ortada üçüncü bir seçenek: sakinin kendisi. Beyit, sunulanla sunanı aynı listeye koyarak seçimi imkânsız kılmıyor, yalnızca utandırıcı hâle getiriyor.

  5. 5

    Sandım olmuş ceste bir -i

    Böyle gösterdi bana ol kadd-i müstesnâ seni

    1Diri fışkırmış bir âb-ı hayat fıskiyesi sandım.

    2O emsali olmayan boyun bana seni böyle gösterdi.

    Servi yerine fıskiye: boy artık dikili değil, yukarı fırlayan bir hareket. Lâle Devri bahçelerinin su oyunları, klasik boy mazmununu duran bir ağaçtan akan bir cisme çeviriyor.

  6. 6

    Sâf iken âyîne-i endâmdan sînem dirîğ

    Almadım bir kerrecik âgûşa ser-tâ-pâ seni

    1Göğsüm senin endamının aynası kadar duruyken bile

    2seni bir kerecik baştan ayağa kucaklayamadım.

    Ayna sevgilinin bütün bedenini alıyor, âşığın kolları bir kez bile alamıyor. Görmekle dokunmak arasındaki mesafe, gazelin en somut yoksunluğu hâline geliyor.

  7. 7

    Ben dedikçe böyle kim kıldı Nedîm’i nâ-tüvân

    Gösterir engüşt ile meclisdeki seni

    1Ben ‘Nedîm’i böyle güçsüz kim bıraktı’ dedikçe

    2meclisteki sürahi parmağıyla seni gösteriyor.

    Suçluyu bulan şair değil, masadaki sürahi; uzun boynu bir parmak gibi işaret ediyor. İtham eşyaya devredilince gazel, şikâyetini kimseye söylemeden kanıtlamış oluyor.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak’taki 167255 numaralı kalıcı sürüm esas alındı; sayfadaki vezin kaydı (fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün) korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirEy kaşı yâ yüzün beri dönmez misin dahıNedîm · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

mest-i nâz

Naz sarhoşu; nazıyla kendinden geçmiş güzel

bâlâ

Yüksek, yüce

gül-i ra’nâ

İki renkli, alımlı gül türü

dîbâ

Nakışlı, ağır ipekli kumaş

fevvâre

Fıskiye

âb-ı hayât

İçene ölümsüzlük verdiğine inanılan su

âgûş

Kucak

mînâ

Uzun boyunlu cam sürahi