Târîh-i Vilâdet-i Mahdûm
Başlığı yalnız ‘mahdûm’ diyen sekiz beyitlik doğum tarihi, bebeği cisimleşmiş nur, yıldız ve inci imgeleriyle över; beşik ve gök tasvirlerini tarih duasına bağlar ve kapanışta Hâşim İsmail Bey'in adını verir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
nûr-âsâ toğdı Feyz-i Hazret-i
Olup tâli‘ şeref burcundan ol mihr-i cihân-vârı
1Yüce Yaratıcı'nın feyzi, cisimleşmiş bir nur gibi doğdu;
2dünyayı aydınlatan o güneş şeref burcundan yükseldi.
- 2
Ki ya‘ni geldi bir -ı âlî-kadr dünyâya
Göñüller makdemiyle kıldı güm âsâr-ı ekdârı
1Yani çok değerli bir oğul dünyaya geldi;
2onun gelişi gönüllerdeki keder izlerini yok etti.
İkinci beyit “ya‘ni” ile açıklamaya geçiyor: gelen şey bir ışık değil, bir oğuldur. İkinci dize sonucu gönüllere taşıyor ve kederi bir iz olarak adlandırıyor; yani gidenin kendisi değil, bıraktığı işaret siliniyor. Doğum böylece bir başlangıçtan çok bir temizlenme sayılıyor.
- 3
Zihî -ı âlî-kadr ü âl-i seyyidi'l-kevneyn
Zihî -ı bahr-i feyz-i Hakkıñ dürr-i şeh-vârı
1Ne yüce değerli bir oğul, iki âlemin efendisinin soyundan;
2ne güzel, Hak feyzi denizinin sedeflerindeki iri inci.
Üçüncü beyit iki kez “zihî” diyerek hayranlık ünlemini dize başına koyuyor. İlk dize çocuğu bir soya bağlıyor, ikincisi denizden çıkan inciye. İki övgü arasındaki fark önemli: biri miras yoluyla gelen değer, öteki tek tek bulunan ve eşi olmayan değer.
- 4
Cenâb-ı Bâyezîde nisbeti dahi müberhendir
Dü-bâlâdır şeref-zâtında ‘avn-i Hak olup yâri
1Yüce Bayezid'e nispeti de açıktır;
2Hak yardımcısı olunca zatındaki şeref iki katlıdır.
Dördüncü beyit Bayezid'e nispeti ‘müberhen’, yani açık ve delillendirilmiş sayar. İkinci dize şerefi ikiye katlar ve ikinci katı ilahî yardıma bağlar. Nispet ile inayet üst üste konur; birinden geleni öteki pekiştirir.
- 5
Olup meh dâye ol mihr ahtere şâyân idi çarhıñ
Dahi âvîze-i olsa seb‘-i seyyârı
1Ay ona dadı, yıldız o güneşe layıktı;
2yedi gezegen de beşiğine asılsa yeriydi.
Beşinci beyit beşik sahnesini gökyüzüne kuruyor: ay dadı oluyor, yıldız güneşe yaraşıyor. İkinci dize yedi gezegeni beşiğe asılan süse dönüştürüyor. Kozmik cisimlerin ev eşyasına inmesi övgünün ölçüsünü gösteriyor; büyüklük burada mesafeyle değil, hizmete indirilmişlikle anlatılıyor.
- 6
O dem kim zîver-i gül-pûş-ı eczâ-yı vücûd oldı
Ferah-yâb oldılar ser-tâ-ser ahbâb-ı senâ-kârı
1Varlığının parçaları gül renkli örtünün süsü olduğu anda,
2onu öven bütün dostları baştan sona sevindi.
Altıncı beyit doğum anını bedenin kuruluşu olarak anlatıyor: varlığın parçaları gül renkli bir örtünün süsü oluyor. İkinci dize sahneyi insanlara açıyor ve sevinci “ser-tâ-ser”, yani baştan sona yayıyor. Özel bir aile olayı böylece bir çevrenin ortak sevincine dönüşüyor.
- 7
Didiler kim ne târîh ola bu -ı zî-şâna
Bu oldı mülhem-i gaybî zebân-ı hâmeden cârî
1Bu şanlı oğula hangi tarih uygun olur, dediler;
2şu söz gaybdan ilhamla kalemin dilinden aktı.
Yedinci beyit tarih arayışını sahneleştiriyor: bir soru soruluyor, cevabı bekleniyor. İkinci dize cevabın kaynağını insana bırakmıyor; söz gaybdan ilham edilip kalemin dilinden akıyor. Şair böylece bulan değil, aktaran konumuna geçiyor.
- 8
Du‘â tazmîn idüp târîhe Râsim böyle kıl tahrîr
Kudûm-i Hâşim İsmâ‘îl Begi mes‘ûd ide
1Râsim, tarihin içine dua katarak şöyle yaz:
2Yaratıcı, Hâşim İsmail Bey'in gelişini uğurlu kılsın.
Makta duayı tarihin gövdesine yerleştirmeyi buyuruyor: “tazmîn”, bir sözü başka bir sözün içine katma. Son dize hem çocuğun tam adını veriyor hem de tarih mısraı olarak duruyor; iyi dilek ile kayıt aynı satırda birleşiyor.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t48-pdf158-159. Ana açık edisyon T48'i basılı s.145–146/PDF 158–159'de tam gövde, basılı ölçü satırı ve T49/PDF 159 sınırıyla verir. Ana okuma ve sıra korundu. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Allâh Allâh diyerek terk-i sivâyı tâm idüpEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Açılış doğumu bir doğuş sahnesine çeviriyor ve iki gök cismi devreye giriyor: cisimleşmiş nur ile şeref burcundan yükselen güneş. Bebek daha adlandırılmadan gökyüzüne yerleştiriliyor. “Tâli‘” sözü hem yükselen hem talih demek olduğundan, doğum anı ile kader aynı sözcükte birleşiyor.