Târîh-i Ahmed Efendi el-Halvetî
Şeyh Ahmed Efendi'nin ölümü için yazılan üç beyitlik tarih, dünya süsünün geçiciliğini, irci‘î emrini ve rahmet yurduna göçü işler; kapanış beytinde ölen kişi Kız Ahmed lakabıyla anılır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Allâh Allâh diyerek terk-i sivâyı tâm idüp
Oldı Şeyh Ahmed Efendi ‘âzim-i
1'Allah Allah' diyerek Allah'tan başka her şeyi bütünüyle bıraktı;
2Şeyh Ahmed Efendi ebedilik yurduna yöneldi.
- 2
Bî-bekâdır bildi çün âlâyiş-i
Pâdişâh olsa cihâna ‘ömri olsa lâ-yü‘ad
1Aşağı dünyanın süsünün kalıcı olmadığını anladı;
2dünyaya padişah olsa ve ömrü sayısız olsa bile.
Bu beyit ölümü değil, ölümden önceki bilgiyi anlatır: yüklem “bildi”dir, yani geçicilik ona sonradan olan bir şey değil, önceden vardığı bir hükümdür. Kanıt olarak da en uç iki ihtimal seçilir — bütün dünyaya padişahlık ve sayıya sığmayan bir ömür; ikisi de dünyanın süsünü kalıcı kılmaya yetmez.
- 3
emriyle cân indi civâr-ı rahmete
Göçdi Kız Ahmed Efendi ide câ huldı
1'Dön!' emriyle can rahmet civarına indi;
2Kız Ahmed Efendi göçtü; Samed olan Allah ona ebedî yurdu yer etsin.
Kapanış beyti yönü tersine çevirir: emir “dön” derken can yükselmez, rahmetin yakınına “iner”. Ölen kişi burada ilk beyitteki resmî unvanıyla değil “Kız Ahmed” lakabıyla anılır; kaynak bu adı verir, arkasındaki hikâyeyi vermez. Son dilek de Samed adına, yani hiçbir şeye muhtaç olmayana yöneltilir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:t86-pdf185. Ana açık edisyon T86'i basılı s.172/PDF 185'de tam gövde, basılı kalıp adı ve T87/PDF 185 sınırıyla verir. Ana gövde Kız Ahmed tarihsel lakabını verir. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Beni hecrinle ey şûh-ı cihânım pür-melâl itmeEğrikapılı Mehmed Râsim · Gazel→
Ölüm haberi bir zikir sesiyle açılır: tekrarlanan ad, ölen kişinin son eylemini konuşma değil anma yapar. “Tâm” sözü terkin kısmî değil eksiksiz olduğunu vurgular. İkinci dizede “‘âzim” yola çıkan demektir; böylece ölüm bir son değil, yönü belli bir hareket olarak adlandırılır.