Müntehâ kametin görenler dedi
Sevgilinin en yüksek boya ulaşan endamını görenler onu Tuba ağacı veya ardıçla; dudağın sırrına erenler helva ve şekerle karşılaştırır. Resmedilmiş güzelliği aya düşmüş, kâkülü yüzüne gölge salmış ve nice dertliyi yayın önüne getirmiştir. Konuşan sevgilinin hayranı, kapısında bekçisi ya da aba giyen çıplak kulu olmaya razıdır; bir şair kölesinden daha değersiz olmadığını sorar. Zülfe erişen sarhoş olur, dudaktan şeftali alan mestleşir ve gölge gibi yere düşer. Sonunda Ömer, başkalarına zenginlik veren sevgilinin kendi kulunu bir kez olsun görmemesine itiraz eder.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Müntehâ kametin görenler dedi
Lebin esrârına erenler dedi
1En yüksek boya erişen endamını görenler dedi;
2Dudağının sırrına erenler dedi:
- 2
mıdır mıdır bu
Kand-i helvâ mıdır sükker midir bu
1Tuba ağacı mıdır, ardıç mıdır bu?
2Helva şekeri midir, şeker midir bu?
Tuba ağacı cennetle ilişkilendirilen yüce boy ölçüsüdür, ar’ar ise düzgün ve uzun ağaç görüntüsü sağlar. Dudak için kand-i helva ile sükker soruları tatlılığı iki kez sınar; hiçbir benzetme kesin cevap diye kapanmaz.
- 3
Musavver tasvîrin aye düşürmüş
Kâkülü vechine sâye düşürmüş
1‘Resmedilmiş tasvirin aya düşürmüş’ [fail/yön/iyelik bağı açık];
2Kâkülü yüzüne gölge düşürmüş.
Resmedilmiş tasvir ile ay arasındaki tarihî dizimde düşüren fail, iyelik ve yön ilişkisi kesin değildir; ay yalnız taşıyıcı yüzey yapılmaz. Açık ikinci dizede kâkül yüze gölge salar.
- 4
Anca derd ehlini yâye düşürmüş
midir esmer midir bu
1Nice dert sahibini yayın önüne düşürmüş;
2Kırmızı gül müdür, esmer midir bu?
Dert ehlinin yâye düşmesi, kaş yayı veya başka yay görüntüsünün önünde savunmasız kalmayı çağrıştırır. Verd-i ahmer ile esmer arasındaki soru, sevgilinin rengini kırmızı gül ve koyu ton seçenekleri arasında titreştirir.
- 5
Ko ki aşkın ile hayrânın olsun
Ya emr et kapunda derbânın olsun
1Bırak, aşkınla hayranın olsun;
2Ya emret, kapında bekçin olsun.
Konuşan sevgiliden aşkıyla hayran bırakılmayı bile kabul eder; karşılık talebi öncelikle yakınlık hakkıdır. Kapıda derbân olma seçeneği, sevgilinin iç dünyasına giremese bile eşiğinde sürekli hizmet etme arzusunu gösterir.
- 6
Abâlar giysin de üryânın olsun
Şâir gulâmından kemter midir bu
1Abalar giysin, çıplak kulun olsun;
2Şair kölenden daha değersiz midir bu?
Aba giyip üryan olmak dervişçe yoksulluk ile dış örtüyü aynı görüntüde birleştirir; konuşan böyle bir kul olmaya razıdır. Kendini şair gulamından kemter sayıp saymama sorusu, en alt hizmet mertebesinde bile kabul arar.
- 7
Her kim ki zülfünle olur
Lebinden şeftali alan mest olur
1Her kim zülfüne erişirse;
2Dudağından şeftali alan sarhoş olur.
Zülfe destirest olmak saça erişmek ve onu tutabilmektir; fiziksel yakınlık hemen sarhoşluk alanına geçer. Dudaktan şeftali almak öpüşü meyve tadıyla anlatır ve mestliği şaraptan değil sevgilinin ağzından doğurur.
- 8
Sâye veş zemîne düşer olur
Dilberâ şerâb-ı ahmer midir bu
1Gölge gibi yere düşüp alçalır;
2Ey sevgili, kırmızı şarap mıdır bu?
Gölge gibi yere düşmek, sarhoş kişinin ayakta kalamayışını ve sevgili karşısında alçalmasını birlikte taşır. Şarab-ı ahmer sorusu bu etkinin içkiden mi dudaktan mı geldiğini belirsizleştirerek önceki mestlik görüntüsünü tamamlar.
- 9
Lûtfunla ağyâra gınâlar verüp
Bendene bir kerre demedin görüp
1Lütfunla başkalarına zenginlikler verip;
2‘Bendene bir kere demedin görüp’ [eksiltili kişi/fiil bağı açık].
Sevgili lütfuyla ağyara zenginlik verirken bende için gelen ikinci dize eksiltili kalır. “Demedin görüp” yüzeyinden doğrudan bir “gör” buyruğu türetilmez; kişi, söyleme ve görme bağı aparatla korunur.
- 10
Eylersin hâtırın safâlar sürüp
Kulum Âşık Ömer serser midir bu
1Gönlünü hoş tutup eğlenceler sürersin;
2‘Kulum Âşık Ömer serser midir bu’ [konuşur/hitap bağı açık]?
Sevgilinin gönlünü hoş tutup safalar sürmesi, konuşanın yoksunluğuna karşı rahat bir dış dünya kurar. Kul, mahlas ve serserilik sorusunu birleştiren son sözde konuşur kişi ile hitap yönü kesinleştirilmeden aparatlı tutulur.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.147 gövdesinde “Kulum Âşık Ömer serser midir bu” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n147-531CB5760827. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.147, PDF 173; 10 iki dizelik birim/20 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Mürg-i dil pervâz urur azm-i miyânım kim bilürÂşık Ömer · Şiir→
Münteha kamet sevgilinin boyunu erişilebilecek en uç güzellik noktasına yerleştirir; görenler bu hükmü topluca söyler. Dudağın esrarına erenler ise yalnız görünüş değil tadılan veya kavranan gizli anlam üzerinden tanıklık eder.