Nâr-ı ‘Aşka Yanmayan Sûzân Bilmez Kandedir
Fahrî, aşkı ateş, deniz ve dert imgeleriyle ancak yaşanarak bilinebilen bir tecrübe olarak anlatır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Nâr-ı ‘aşka yanmayan bilmez kandedir
Bahr-i ‘aşka dalmayan bilmez kandedir
1Aşk ateşinde yanmayan yanışın nerede olduğunu bilmez;
2aşk denizine dalmayan okyanusun nerede olduğunu bilmez.
- 2
Râh-ı Hakda sa‘y idüp ey tâlib dîdâr olan
Özin itmeyen cânân bilmez kandedir
1Ey Hakk'ın yüzünü arayan, Hakk yolunda çabala;
2kendini yok etmeyen sevgilinin nerede olduğunu bilmez.
İkinci beyit şartı ağırlaştırır: sevgiliyi bilmek için kendini “ifnâ” etmek gerekir. Çabayı buyuran ilk dize ile benliği eritmeyi isteyen ikinci dize, arayışı hem etkinlik hem de kendinden vazgeçme olarak birlikte tarif eder.
- 3
Zikr-i Hakka şugl iderseñ cân u dil leyl ü nehâr
Pâk ü tâhir olmayan îmân bilmez kandedir
1Canıgönülden gece gündüz Hakk'ı anmakla uğraşırsan,
2temiz ve arınmış olmayan imanın nerede olduğunu bilmez.
Üçüncü beyit ölçüyü süreye bağlar: zikir gece gündüz, canla gönülle sürdürülmelidir. Buna karşılık gelen nitelik temizliktir; “pâk ü tâhir” olmayanın imanı, ateşte ve denizde olduğu gibi yalnız duyduğu bir addan ibaret kalır.
- 4
Hakka diler iseñ şevk ile gir tâ‘ate
Kulluguñ bildirmeyen sultân bilmez kandedir
1Hakk'a kavuşmak istiyorsan istekle itaate gir;
2kulluğunu göstermeyen sultanın nerede olduğunu bilmez.
Dördüncü beyit kavuşmayı istekle girilen bir itaate bağlar. İkinci dize kulluk ile sultanlığı aynı cümlede karşılaştırır: kendi kulluğunu göstermeyen, sultanın nerede olduğunu da bilemez; alçalma burada tanımanın koşulu sayılır.
- 5
Ehl-i ‘aşkla ol tâlib-i Mevlâ iseñ
Derd-i ‘aşka düşmeyen dermân bilmez kandedir
1Allah'ı arıyorsan aşk ehliyle birlikte otur;
2aşk derdine düşmeyen devanın nerede olduğunu bilmez.
Beşinci beyit arayışı yalnızlıktan çıkarır: Mevlâ'yı isteyen aşk ehliyle birlikte oturmalıdır. İkinci dize dert ile devayı yan yana getirir; devanın yerini sorabilmek için önce derde düşmüş olmak gerekir.
- 6
Fahrîyâ şeyhim gibi kâmil vücûda ile
Bende teslîm olmayan ‘irfân bilmez kandedir
1Ey Fahrî, şeyhim gibi olgun bir varlığa içtenlikle
2kul olup teslim olmayan irfanın nerede olduğunu bilmez.
Kapanış beyti bilme koşulunu somut bir bağa indirir: şeyhe içtenlikle kul olup teslim olmak. Şiir boyunca ateş, deniz ve dert üzerinden kurulan tecrübe burada bir kişiye bağlanma biçimini alır ve “'irfân” bu bağın adı olur.
Metnin kaynağı
Sabit kaynak DEU-AVESIS.173d4472-4f1c-42be-8afc-48c2c8ea7a0d:pdf114-printed105-n46. 46 numaralı kayıt sonraki numaraya kadar tam 12 dizedir; basılı ölçü aynı sınırdadır. AVESİS profili dosyanın yanında CC BY 4.0 bağlantısı verir; PDF içinde gömülü lisans cümlesi yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Nukûş-ı mâsiva’llâhdan kesel kıl uzlet ey âşıkMehmed Fahrî-i Sünbülî · Gazel→
Açılış beyti aynı kalıbı ateş ve su üzerinde iki kez kurar: yanmayan yanışı, dalmayan okyanusu bilemez. Bilgi burada bir tanım değil temas meselesidir; “kandedir” sorusu bilmeyenin elinde yalnız bir yer sorusu bırakır.