DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Cenab Şahabeddin/Nâzire-i Gazel-i Şeyh Vasfî
Gazel / nazire · 19. yüzyıl

Nâzire-i Gazel-i Şeyh Vasfî

Şeyh Vasfî'nin gazeline yazılan nazire, şarap kadehine gösterilen bağlılığı sevgilinin yüzü ve saçına yöneltir; her beyit ‘perestiş’ redifiyle bakışı ibadet yoğunluğuna yükseltir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Meykeşler eder sâgar-ı sahbâya

    Her âşık eder dilber-i ra'nâya

    1Şarap düşkünleri şarap kadehine taparcasına bağlanır;

    2her âşık da güzel sevgiliye aynı tutkuyla bağlanır.

    İlk beyit nazire boyunca işleyecek paralelliği kurar: meykeş için kadeh neyse âşık için sevgili odur. ‘Perestiş’ redifi dünyevî hayranlığa dinî yoğunluk verir.

  2. 2

    Bak eyliyor şûh-ı dilârâm

    Etmez mi göñül böyle temâşâya

    1Bak, gönül dinlendiren o güzel yüzünü gösteriyor;

    2gönül böyle bir seyredişe taparcasına bağlanmaz mı?

    Sevgilinin yüzünü göstermesi edilgin bir görünme değil bilinçli ‘arz’dır. İkinci dizedeki soru, seyretmeyi âşığın kaçamayacağı bir ibadet davranışına dönüştürür.

  3. 3

    Yâd eylerek subha kadar vechini yârin

    Ettim bu gece ben meh-i garrâya

    1Sevgilinin yüzünü sabaha kadar anarak

    2bu gece parlak aya taparcasına hayran oldum.

    Sevgilinin yüzü hatırada parlak aya dönüşür; gece boyunca süren anış, fiziksel buluşma olmadan yapılan bir ayin gibidir. ‘Perestiş’ sözü bakmayı edilgin seyirden çıkarıp yüz–ay benzerliğine yönelen yoğun bir bağlılık hâline getirir.

  4. 4

    Dil secde eder yâr-i vefâkârı görünce

    Kim görse eder vech-i dilârâya

    1Gönül, vefalı sevgiliyi görünce secde eder;

    2o güzel yüzü kim görse taparcasına hayran olur.

    Önceki beyitlerde mecaz olarak hazırlanan ibadet dili burada ‘secde’ ile açıklaşır. Eylemi yalnız şair değil ‘kim görse’ yapar; kişisel hayranlık evrensel güzellik hükmüne çevrilir.

  5. 5

    Zülfün tarıyor şâne-i elmas ile cânân

    Etmez mi göñül zülf-i mutârraya

    1Sevgili saçını elmas bir tarakla tarıyor;

    2gönül o güzel kokulu, taze saça taparcasına bağlanmaz mı?

    Son beyit yüz ve aydan saça yaklaşır; elmas tarağın parıltısı sevgilinin gündelik hareketini törenselleştirir. ‘Mutarrâ’ saçın hem süslenmişliğini hem tazeliğini vurgulayarak redifin hayranlığını somut ayrıntıyla kapatır.

Kavram sözlüğü (6) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

143741 numaralı ana sayfa, Saadet 308 taramasının Sayfa 3 “cen” bölümünü aktarır. Exact Page oldid 98478, nazire başlığını, beş beyitlik gövdeyi ve genç şairi ‘Tıbbiye-i askeriyeye mensup Cenâb’ diye tanıtan imzayı aynı kalite-3 sayfada taşır. Başlık ve iki satırlık imza şiir gövdesine katılmadı; kaynak yazımları korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirTerâne-i Garam
Hem-hiss olarak çarpması bir an iki kalbin:
Cenab Şahabeddin · Manzume

Kavram sözlüğü

6 kavram bulundu.

meykeş

Şarap içmeye düşkün kişi

sâgar-ı sahbâ

Şarap kadehi

perestiş

Taparcasına sevme ve hayranlık

arz-ı cemâl

Yüzünü ve güzelliğini gösterme

vech-i dilârâ

Gönül süsleyen güzel yüz

zülf-i mutarrâ

Süslenmiş, güzel kokulu ve taze saç