Ne Aceb Düştü Bu Gönül Gülüne Mehemmed’in
Şair, Mehemmed’in kaşından beline uzanan güzelliği karşısında Mecnun’dan beter olduğunu söyler. Ayrılık, cevapsız bekleyiş ve sevgilinin nazı onu tüketse de ölmeden önce bir kez daha görüp sarılma dileğini bırakmaz.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne aceb düştü bu gönül gülüne Mehemmed’in
Mâil oldum kaşlarının teline Mehemmed’in
1Bu gönül nasıl oldu da Mehemmed’in gülüne tutuldu?
2Mehemmed’in kaşlarının teline gönül verdim.
- 2
Ben düşüp yâveyliye billâhi beter
Niçe kurban olmayayım yoluna Mehemmed’in
1Başıboş dolaşıp vallahi Mecnun’dan beter oldum.
2Mehemmed’in yoluna nasıl kurban olmayayım?
Mecnun’la karşılaştırma âşığın aklını ve düzenini yitirdiğini açıklar. Kendini ondan da beter sayması abartılı bir övgü değil, Mehemmed’in yolunda kurban olmayı kabul edecek kadar yönünü sevgiliye çevirdiğinin ilanıdır.
- 3
Niçe insan mislidir yoksa anın melek
Yalvarı yakarı gördüm geçmedi yâra dilek
1O da insan mı, yoksa eşi bulunmaz bir huri ya da melek mi?
2Yalvarıp yakardım; dileğim sevgiliye geçmedi.
Sevgilinin insan mı, huri mi, melek mi olduğu sorusu güzelliği dünyevi ölçünün dışına taşır. Buna rağmen yalvarışın sonuç vermemesi, idealize edilen yüz ile âşığın ulaşamadığı gerçek kişi arasındaki mesafeyi keskinleştirir.
- 4
Nazlı yardan ayrı düşürdü bizi
Niçe kurban olmayayım yolune Mehemmed’in
1Dönen felek bizi nazlı sevgiliden ayırdı.
2Mehemmed’in yoluna nasıl kurban olmayayım?
Ayrılığın sorumlusu “çerh-i felek”, yani dönüp duran talih düzenidir. Şair sevgiliyi suçlamak yerine dış kuvveti öne çıkarır; tekrar edilen kurban olma dizesi ayrılığın bağlılığı azaltmadığını özellikle duyurur.
- 5
Ben sana âşık olalı sabra kalmadı
Hasretiyle yandı cismim hâtırım hiç sormadı
1Sana âşık olduğumdan beri sabredecek gücüm kalmadı.
2Hasretinle bedenim yandı; hâlimi hiç sormadın.
Aşk sabır gücünü tüketirken hasret bedende ateş gibi çalışır. Sevgilinin hâl sormaması acıyı karşılıksız bırakır; yanma yalnız uzaklıktan değil, bu uzaklığın öte tarafta merak uyandırmamasından da doğar.
- 6
Çok zamandır bir selâmın gelmedi
Niçe kurban olmayayım yoluna Mehemmed’in
1Uzun zamandır bekliyorum, bir selamın bile gelmedi.
2Mehemmed’in yoluna nasıl kurban olmayayım?
Uzun bekleyişte istenen şey büyük bir kavuşma değil, tek bir selamdır. Böylesine küçük bir haberin bile gelmemesi çaresizliği büyütür; nakarat, bu sessizliğe rağmen yoluna can verme iradesini yeniden kurar.
- 7
Âşık olan çeke gelmiş sevdiğinin
Sırrımı hak demişim ben kimse bilmez ârımı
1Âşıklar eskiden beri sevdiklerinin nazını çekmiştir.
2Sırrımı doğru söyledim; utancımı kimse bilmez.
Şair sevgilinin nazını çekmeyi aşk geleneğinin doğal bedeli sayar. Sırrını doğru söylediğini belirtirken “âr”ını kimsenin bilmemesi, dışarıda açıkça konuşan fakat iç utancını yalnız taşıyan bir âşık portresi çizer.
- 8
Der ki Ömer ölmeden bir dahi görsem yârımı
Sara idim kollarımı beline Mehemmed’in
1Ömer der ki: Ölmeden önce sevgilimi bir kez daha görsem,
2kollarımı Mehemmed’in beline sarardım.
Mahlas beyti ölmeden önce bir kez görme dileğini bedensel sarılmayla tamamlar. Kolları Mehemmed’in beline dolama tasarısı, şiir boyunca soyut kalan kurbanlık ve hasreti somut bir son kavuşma sahnesine dönüştürür.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.464; görünür Ömer/Âşık Ömer mahlası ve bağımsız bir okuyucunun kaynakla birebir karşılaştırması.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun’un 1936 tarihli Âşık Ömer baskısındaki 464 numaralı metnin 16 dizesi ve 8 birimi basılı sırayla, harfi harfine korunmuştur. Kaynak sürümü: ergun1936-n464-3D597718E434.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ne canlardan geri kalmışÂşık Ömer · Şiir→
İlk iki dize gönlün Mehemmed’in “gülüne” düşüşünü kaş teline bağlar. Gül sevilen kişiyi bütün olarak, kaşın ince teli ise âşığı yakalayan küçük ama güçlü ayrıntıyı gösterir; tutulma bu iki ölçekte birden kurulur.