Nice candan arta kalmış bir misafirhanedir dünya
Dünya, nice canın gelip geçtiği harap bir misafirhane ve kuru efsane olarak anlatılır. Yüzüne gülmesine aldanmamak, onu dost sanmamak gerekir; hile kıvılcımı yakar ve sonunda felek hangi yöne gidilirse gidilsin insanı mat eder. Zehirle dolu kadeh imgesi bu aldanışı yoğunlaştırır. Ömer’e yönelen kapanış, dünyanın safasından el çekip cefasından sakınmayı öğütler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ne canlardan geri kalmış
Misâfir hânedir dünyâ
1Nice candan geriye kalmış,
2Bir misafirhanedir dünya.
- 2
olmuş
Yatur vîrânedir dünyâ
1Yıkıntı içinde yıkıntı olmuştur.
2Dünya virane hâlinde yatmaktadır.
‘Harap içinde harap’ sözü yıkımı katlar; dünyanın virane hâlinde yatması canlı görünen mekânın gerçekte terk edilmişliğini gösterir. “Harâb ender harâb” sesi, “Yatur vîrânedir dünyâ” karşılığıyla birimdeki hareketi görünür kılar.
- 3
Harâb olmuşdürür yine
Duâlar yüzü suyine
1Yine de bütünüyle harap olmuştur.
2Ancak duaların yüzü suyu hürmetine ayaktadır.
Harap dünyanın duaların yüzü suyu hürmetine durduğu söylenir. Manevî yakarış, bütünüyle yıkılmayı geciktiren tek dayanak olarak kalır. “Harâb olmuşdürür yine” deyişi, “Duâlar yüzü suyine” devamında kaynak bağlamını kazanır.
- 4
Nazar kıl hây ü hûyine
Kuru efsânedir dünyâ
1Onun gürültü ve telaşına bak.
2Dünya kuru bir efsaneden ibarettir.
Dünyanın gürültüsü dikkat çekici ama içeriksizdir; ‘kuru efsane’ hükmü, görünen telaşın kalıcı bir hakikat taşımadığını belirtir. Birimin “Nazar kıl hây” açılışı “Kuru efsânedir dünyâ” dizesiyle açıklık kazanır.
- 5
-ı mekrine yanma
Yüzüne güler inanma
1Hilesinin kıvılcımına yanma.
2Yüzüne gülerse inanma.
Hile kıvılcıma benzer ve ona yaklaşan yanar. Dünyanın gülümseyen yüzü de güvenilir değil, aynı aldatmanın yumuşak görüntüsüdür. “Şirâr-ı mekrine yanma” vurgusu, “Yüzüne güler inanma” sözünün anlam zeminini hazırlar.
- 6
Sen anı âşinâ sanma
Sakın bîgânedir dünyâ
1Onu kendine yakın bir dost sanma.
2Sakın; dünya sana yabancıdır.
Yakın dost sanılan dünyanın aslında yabancı oluşu doğrudan uyarıyla verilir. Âşinâ ile bîgâne karşıtlığı yanlış güveni çözer. “Sen anı âşinâ” ile açılan söyleyiş “Sakın bîgânedir dünyâ” karşılığına yönelir.
- 7
Ne semte kullanursun at
Felek eyler sen âhır mat
1Atını hangi yöne sürersen sür,
2Felek sonunda seni mat eder.
Atın yönünü insan seçse de oyunun son hamlesini felek yapar. Satrançtaki mat, hareket özgürlüğünün kader karşısında sona erişidir. “Ne semte kullanursun” sözü “Felek eyler sen” dizesindeki sonucu görünürleştirir.
- 8
zehr ile kat kat
Dolu peymânedir dünyâ
1Dünya yalnızca kat kat zehirle,
2Dolu bir kadehtir.
Peymâne normalde haz veren içki taşırken burada kat kat zehirle doludur. Dünya zevki, içildikçe öldüren ters bir kadehe dönüşür. Kaynakta “Mücerred zehr ile” ifadesini “Dolu peymânedir dünyâ” karşılığı izler.
- 9
Ömer el çek safâsından
Vefâ umma vefâsından
1Ömer, onun eğlencesinden el çek.
2Vefasından vefa bekleme.
Mahlaslı öğüt safadan el çekmeyi ve vefadan vefa beklememeyi ister. Aynı kelimenin yinelenmesi, beklentinin kendi içinde çelişkili olduğunu duyurur.
- 10
Hazer eyle cefâsından
Fenâdır yâ nedir dünyâ
1Eziyetinden sakın.
2Dünya yok oluştur; başka nedir ki?
Son emir dünyanın cefasından sakınmaktır; kapanış sorusu cevap da verir: Dünya fenadan, yani yok oluştan başka bir şey değildir. “Hazer eyle cefâsından” ifadesi “Fenâdır yâ nedir” devamına bağlanan odağı kurar.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.636 tam gövdesindeki görünür mahlas: L17 “Ömer el çek safâsından”. Koleksiyon yerleşimi yalnız destekleyicidir.
Atıf kanıtını aç ↗Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), basılı No.636, PDF 504; 10 birim/20 dize. Başlangıç, gövde, bitiş ve sonraki sınır için görsel kanıt kayıt altındadır. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Dünya, nice canın ayrılışından sonra ayakta kalan bir misafirhanedir. Bu benzetme, herkesin geçici konuk olduğunu ilk anda bildirir. “Ne canlardan geri” ifadesinin yönü “Misâfir hânedir dünyâ” sözünde tamamlanır.