DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Ne mümkindir ede zâhid o lâ’l-i canfezâdan haz
Şiir · 17. yüzyıl

Ne mümkindir ede zâhid o lâ’l-i canfezâdan haz

Şair zahidin sevgilinin can bağışlayan dudağından gerçek haz alamayacağını, mizacı çekse bile ancak safa kadehine uzanacağını söyler. Rindler meclisiyle gönül açan harabeyi anlamayan kişi dışarıda bırakılır; sevgilinin cefadan, dünyanın tutkunlardan haz alışı sorgulanır ve Ömer’in aşkta dertten bile haz bulmasıyla kapanır.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Ne mümkindir ede o haz

    Tutalım kim çeke tab’ı ede haz

    1Zahidin o can bağışlayan yakut dudaktan haz alması nasıl mümkün olsun?

    2Varsayalım mizacı çekti de safa kadehinden haz aldı.

    “Zâhid” dış disipline bağlı kişidir; şair onun sevgilinin “lâ’l-i canfezâ” dudağındaki hayat verici zevki tadamayacağını baştan söyler. Ardından “tutalım kim” ile varsayımsal bir taviz verir: mizacı içkiye çekse bile ulaşacağı şey yalnız “câm-ı safâ” hazzıdır. Aşk dudağı ile sıradan kadeh aynı tat değildir.

  2. 2

    Getürme hazzı yoktur ey sâkî

    Anın kim eylemez tab’ı haz

    1Ey saki, onu rindler meclisine getirme; bundan zevk almaz.

    2Onun yaradılışı gönül açan harabeden haz duymaz.

    Sakiye verilen “getürme” buyruğu zahidi rindlerin meclisinin dışında tutar; çünkü onun burada “hazzı yoktur”. İkinci dizedeki “harâb-ı dilküşâ” dıştan virane, içten gönül açıcı mekândır. Zahidin tabiatı bu ters değeri kavrayamaz: düzenli görünen hayatı bırakıp harabede ferahlık bulmaya yatkın değildir.

  3. 3

    Nedir hazzı bize bildir ne buldun bu cefâlarla

    Acebtir tab’ın ey şûhum eder cevr ü cefâdan haz

    1Bize söyle, bunun hazzı nedir; bunca cefada ne buldun?

    2Ey şuhum, yaradılışının eziyet ve cefadan haz alması şaşırtıcıdır.

    Konuşan sevgiliden “ne buldun bu cefâlarla” diyerek eziyetin kazancını açıklamasını ister. Sorunun hedefi âşığın acıdan aldığı haz değil, sevgilinin “cevr ü cefâ” etmekten hoşlanan “tab’”ıdır. “Acebtir” hükmü, başkasını incitmenin zevk kaynağı oluşunu aşk düzeninin şaşırtıcı ahlakı olarak kaydeder.

  4. 4

    Yoluna can verirsin sen edersin ser fedâlar dil

    Bu dehrin eder mi mübtelâdan haz

    1Ey gönül, sen onun yoluna can verir, başını feda edersin;

    2bu dünyanın vefasızları bir tutkundan haz alır mı?

    Gönül sevgilinin yoluna canını ve başını feda eder; “ser fedâlar” bağlılığın bedelini en üst düzeye çıkarır. Buna karşı muhatap tek sevgiliden “dehrin bî vefâları” topluluğuna genişler. Soru, böylesine fedakâr “mübtelâ”dan vefasız dünyanın gerçekten haz duyup duymayacağını tartar.

  5. 5

    Mahabbetten firâkından hazer kılmaz

    Acebdir ey Ömer Âşık eder derd ü belâdan haz

    1Sevgiden usanmaz, ayrılıktan sakınmaz;

    2şaşırtıcıdır, ey Ömer: Âşık dert ve belâdan haz alır.

    Son beyitte gerçek âşığın iki direnci sıralanır: “mahabbetten kesel” gelmez, yani sevgiden usanmaz; firaktan da sakınmaz. Bu dayanıklılık Ömer’in dert ve belâdan bile “haz” almasıyla açıklanır. Şiirin başında zahide kapalı olan tat, sonunda acıyı aşkın kanıtı sayan mahlas sahibinde bulunur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.246 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Acebdir ey Ömer Âşık eder derd ü belâdan haz mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n246-AEF232F9503E. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.246, PDF 210; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirNeden Sen Gül, Ben Bülbül Gibi İnlerim?
Neden sen gül de ben bülbül gibi zâr olmağa bâis
Âşık Ömer · Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

zâhid

Dünya zevklerinden kaçınan, dış ibadete bağlı kişi.

lâ’l-i canfezâdan

Can bağışlayan yakut renkli dudaktan.

câm-ı safâdan

Neşe ve ferahlık kadehinden.

meclis-i rindâne

Dünya kaygısından sıyrılmış rindlerin meclisi.

harâb-ı dilküşâdan

Dıştan virane, gönül açan meyhaneden.

ser fedâ

Başını feda edersin.

bî vefâları

Vefasızları.

kesel gelmez

Usanç ve gevşeklik gelmez.