Beyt-i Haşmet Efendi Der-Mahkeme-i Edirne
Haşmet Efendi'nin ilmi, şiir kudreti ve Edirne'deki adaletli taksimi övülür; yaptırdığı mahkeme binası 1166 yılıyla tarihlenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
-i ķāđį-i dāru’n-naśr
Ǿİlm-ile ol
1Zafer yurdunun kadısının temiz oğluydu;
2ilmiyle çağının İbn Abbâs'ıydı.
- 2
nažįr ü miŝli yok
Ħaşmet-i ŧabǾ ile meşhūr-ı cihān
1Şiir ve nesirde dengi, benzeri yoktu;
2yaratılışının haşmetiyle dünyaca tanınırdı.
Beyit ilim alanından kalem alanına geçer: şiir ve nesirde eşi yoktur. ‘Nažįr’ sözcüğü hem ‘benzer’ demektir hem şairin kendi mahlasını çağrıştırır; övgüyü söyleyen, övülenin benzersizliğini kendi adını taşıyan bir sözcükle ölçmüş olur.
- 3
Edrine şehrine olıcak
oldı taķsįmi hemān
1Edirne şehrine kassam olunca,
2paylaştırması hemen adaletli oldu.
Övgü burada resmî göreve iner: kassamlık, mirasın paylaştırılması işidir. Erdem soyut bir sıfat olarak değil, bir işlemin niteliğiyle — taksimin adaletli oluşuyla — kanıtlanır. ‘Hemân’ sözcüğü de adaleti geciktirilmeden uygulanan bir karar sayar.
- 4
Đarb u zincįrine ĥācet kalmadı
virdi Ǿirfān ile şān
1Dayağa ve zincire gerek kalmadı;
2bilgisiyle şeriat hükmüne itibar kazandırdı.
Beyit yönetimi zorlamayla değil, zorlamaya gerek kalmamasıyla över: dayak ve zincir devre dışı kalır. Hükmü ayakta tutan şey güç değil ‘irfân’ olur. Adalet böylece bir ceza aracı olmaktan çıkıp itibarla iş gören bir ikna gücü olarak sunulur.
- 5
Dil-küşā bu meskeni kıldı binā
Dil-nişįn ü ĥūb u rūşen bį-gümān
1Bu gönül açan mekânı yaptırdı;
2şüphesiz sevimli, güzel ve aydınlıktı.
Şiir kişiden yapıya döner ve binayı üç sıfatla anlatır: gönle yerleşen, güzel, aydınlık. İki dizede de ‘dil’ sözcüğünün başa gelmesi, mekânın değerini taş ve duvarla değil bakanın gönlünde bıraktığı etkiyle ölçer.
- 6
diyerek tārįħini
Fikr ider iken Nažįrā-yı zamān
1Çağın Nazîr'i “Tanrı kutlasın” diyerek,
2tarihini düşünürken,
Şair burada kendi işini sahneye koyar: tarih düşürmek için düşünürken gösterilir. ‘Bâreka'llâh’ hem bir kutlama sözü hem hesaba girecek bir malzemedir. Beyit, yazma anını metnin içine alarak şiiri kendi yapılışının tanığı hâline getirir.
- 7
Gizlice der- didi
Ĥükm-i şerǾ icrāsına aǾlā mekān
1gizli bir görünmez ses şöyle dedi:
2Şeriat hükmünü uygulamak için yüce bir mekân.
Tarih mısraı şairin ağzından değil ‘hâtif-i gaybî’den, görünmez bir sesten çıkar. Bu aktarım hem hesabın isabetini insan üstü bir kaynağa bağlar hem şairi geri çeker. Söylenen cümle de yapıyı bir bina olarak değil bir işlev olarak adlandırır: hükmün uygulandığı yer.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e8807444-8be2-473b-8401-17fe7c7cc29b:tarih38-pdf999-1000; Târihler no.38, basılı 954/gerçek PDF 999-1000, basılı yıl 1166; ayrı numaralı tam kayıt. CC BY profile-adjacent, PDF içine gömülü değil.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
N’ola ġālib olursa elmāsaNazîr İbrahim · Kıta→
Övgü soydan başlar: kişi önce bir kadının ‘temiz oğlu’ olarak tanıtılır, kendi adıyla değil. İkinci dize onu çağının İbn Abbâs'ı sayar; benzetme, bilgiyi ölçmek için geçmişten bir ad ödünç alır. Kimlik böylece iki bağla, babayla ve örnek alınan kişiyle kurulur.