DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Âşık Ömer/Neler kıldı bize ol gamzesi cellâdı söyletsen
Şiir · 17. yüzyıl

Neler kıldı bize ol gamzesi cellâdı söyletsen

Konuşan, cellat bakışlı sevgilinin çektirdiklerini deli gönülden dinlemek ister; güzelliğin geçiciliğini yaşlı dünya ve zehirlenen şehzadelerle anlatır, ardından Mecnun ile Ferhat’ın acısını kendi Ömer mahlasında birleştirir.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Neler kıldı bize ol söyletsen

    Neler çekti elinden bu söyletsen

    1O bakışı cellat sevgili bize neler yaptı; bir söyletsen.

    2Bu çılgın gönül onun elinden neler çekti; bir söyletsen.

    Sevgilinin “gamzesi” sıradan bir bakış değil, eylemlerinden hesap sorulacak cellattır. İlk dizedeki “neler kıldı” dışarıdan yapılan eziyeti, ikinci dizedeki “neler çekti” ise dil-i şeydânın iç deneyimini öne alır. Tekrarlanan “söyletsen” sözü susmuş gönlü tanık kürsüsüne çağırır.

  2. 2

    Cemâlinle gurûr etme şehâ bu

    Ezüp bir kâse zehr etti niçe şehzâdı söyletsen

    1Ey şah, güzelliğinle gururlanma; bu dünya yaşlı bir kadındır.

    2Nice şehzadeyi ezip bir kâse zehre çevirdi; bir söyletsen.

    Güzelliğin doğurduğu gurura karşı dünya “pîrezen”, yani yaşlı kadın olarak çıkarılır; sevgilinin gençliği bu ihtiyar gücün önünde güvence değildir. Dünya nice şehzadeyi ezip “bir kâse zehr” hâline getirmiştir. Hükümdarlık unvanı bile faniliğin öğüttüğü bedeni koruyamaz.

  3. 3

    Ne gün yüzlüleri çekti bu devrân

    Ne canlar harce sürmüştür söyletsen

    1Bu devran nice gün yüzlüleri çekip kucakladı.

    2Harap yurdu söyletsen, nice canları harcayıp sürmüştür.

    Devran “gün yüzlü” insanları kendine çekip kucaklayan bir varlık gibi davranır; derâguş ilk bakışta şefkatli görünen yakınlığı anlatır. Fakat ikinci dize canların harcandığını söyleyerek bu kucağın bedelini açar. “Harâb âbâd” konuşabilse, geçip gidenlerin kaydını verecek yıkık yurttur.

  4. 4

    Ne âşıklar hayâtında elinde âciz olmuşlar

    Sana her biri bir yüzden ider feryâdı söyletsen

    1Nice âşık daha hayattayken onun elinde âciz kalmıştır.

    2Her biri sana başka bir yönden feryat eder; bir söyletsen.

    Âşıkların âcizliği ölüm sonrasına bırakılmaz; “hayâtında” sözü onların yaşarken dünyanın elinde güçsüz kaldığını belirtir. Her birinin başka bir yönden feryat etmesi, tek tip bir acı anlatısını bozar. Sevgiliye yönelen sesler çoğalırken onları bir arada tutan fiil yine “söyletsen” olur.

  5. 5

    Ne kanlar yuttu

    Ne çekti Ömer Ferhâd’ı söyletsen

    1Mecnun gönlü Leylâ aşkının meclisinde ne kanlar yuttu.

    2Ömer Ferhat’ı söyletsen, Şirin’in elinden neler çekti.

    Leylâ’nın aşk meclisinde Mecnun gönlü “kan yutmak” deyimiyle sessiz acıya çekilir; içilen şey şarap değil bastırılmış ıstıraptır. Son dize Ömer’i Ferhat adıyla Şirin’in eline verir. Mahlas, iki ünlü aşk hikâyesini kendi çilesine ölçü yapar fakat Mecnun ile Ferhat’ın ayrı izlerini korur.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Aidiyet doğrulandı

Ergun 1936 şiir No.217 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Ne çekti dest-i Şîrinden Ömer Ferhâd’ı söyletsen mahlası açıkça görünür.

Atıf kanıtını aç ↗

Kaynak sürümü ergun1936-n217-C4E3F3A5BF39. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.217, PDF 200; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirSefer Çağrısı
Nevbahâr eyyâmı erdi her taraf buldu revâc
Âşık Ömer · Tarihî kaynakta nazım şekli ayrıca sınıflandırılmadı

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gamzesi cellâdı

Cellat gibi öldürücü bakışı.

dil-i şeydâyı

Aşktan çılgına dönmüş gönlü.

pîrezen dünyâ

Yaşlı kadın olarak düşünülen dünya.

derâguş etti

Kucakladı.

harâb âbâdı

Yıkılmış, harap olmuş yurdu.

bezm-i aşk-ı Leylâ’da

Leylâ aşkının meclisinde.

dil-i Mecnûn

Mecnun’un gönlü; çılgın âşık gönlü.

dest-i Şîrinden

Şirin’in elinden.