Niçe yıldır sana ben âşıkım ey fitne-i devran
Yıllardır aşk şarabıyla hayran kalan konuşan, sevgilinin açılan göğsünü Rıdvan bahçesine, yüzünü Fürkan ayetine benzetir; Hızır’ın bile onun dudağı karşısında hayat suyundan vazgeçeceğini söyler ve duasına âmin ister.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Niçe yıldır sana ben âşıkım ey
İçüp aşkın şerâbından çün oldum
1Ey devrin fitnesi, ben yıllardır sana âşığım.
2Aşkının şarabını içtiğim için şaşkın ve hayran kaldım.
- 2
Kaçan kim sînesin çâk eyleyüp etse
Görenler der ki var ise açıldı
1Ne zaman göğsünü açıp güzelliğini gösterse,
2görenler, ‘Varsa Rıdvan bahçesi açıldı,’ der.
Sevgilinin göğsünü açması “arz-ı cemâl”, yani güzelliği görünür kılma eylemidir. Buna bakanlar sahneyi Rıdvan cennetinin açılışı olarak yorumlar; “var ise” sözü cenneti kanıtlayan bir tereddüt değil, güzelliği erişilebilecek en yüksek bahçeyle ölçen hayret nidasıdır.
- 3
Sen ol kim nazîrin gelmemiş cânâ
Bu gün cennette tûbâsın yüzündür
1Ey sevgili, sen Allah’ın öyle bir nurusun ki benzerin gelmemiştir.
2Bugün cennette Tuba ağacısın; yüzün Fürkan’ın ayetidir.
“Nûr-i Hudâ” benzetmesi sevgiliyi ışıkla kurar, ardından Tuba ağacı ve Fürkan ayeti aynı yüz çevresinde toplanır. Ağaç boy ve canlılığı, ayet ise yüzün okunabilir işaret oluşunu taşır. “Nazîrin gelmemiş” hükmü bu iki kutsal imgeyi benzersizlik iddiasına bağlar.
- 4
Eğer Hızr-ı zaman ol hâletin görse
Varup içmezdi zulmette husûsâ
1Zamanın Hızır’ı o saf yakut dudağının hâlini görse,
2karanlıkta bulunan hayat pınarına gidip özellikle ondan içmezdi.
Hızır’ın karanlıkta arayıp bulduğu “çeşme-i hayvan” ölümsüzlük veren sudur; burada sevgilinin “lâ’l-i nâb” dudağı onun önüne geçirilir. Koşul cümlesi, Hızır bu dudağın hâlini görseydi hayat suyuna gitmeyeceğini söyler. Dudak böylece yaşam arzusunun ölçüsünü değiştirir.
- 5
Münâcât eyleyim sen söyle âmîn ey gözüm nûru
Âşık Ömer’e yâr ede Sübhan
1Ben yakarayım; ey gözümün nuru, sen de âmin de.
2Sübhan, Âşık Ömer’e seni sevgili etsin.
Son beyitte aşk söylemi açık bir münâcâta dönüşür: konuşan dua eder, sevgiliden de “âmîn” diyerek ona katılmasını ister. Dua Âşık Ömer’in sevgiliye kavuşması içindir ve “Sübhan” adıyla Allah’a yönelir. Muhatap, dileğin konusu olduğu kadar gerçekleşmesi için ses vermesi beklenen kişidir.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 şiir No.213 Âşık Ömer bölümündedir ve gövdede Âşık Ömer’e yâr ede Sübhân mahlası açıkça görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n213-E97EFC3302DF. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.213, PDF 199; 5 iki dizelik birim/10 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
“Niçe yıldır” aşkın geçici bir heves olmadığını ilk sözde bildirir. Aşkın şaraba dönüşmesi, konuşanın içişten sonra “vâlih ü hayran” kalmasını açıklar; şaşkınlık sevgilinin tek bir bakışından değil uzun süren sarhoşluktan doğar. “Fitne-i devran” hitabı bu hâlin kaynağını çağın baş döndürücü sevgilisine verir.