Nisâr Eyledi Şâh-ı Cihân Âfâka
Fâzıl, hükümdarın saçtığı altın ve gümüşü Kârûn'u bile utandıracak bir bolluk olarak över.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
eyledi şāh-ı cihān āfāķa
O rütbe sįm ü zer ki ĥesābdan efzūn
1Cihan padişahı dört bir yana saçtı
2hesaba sığmayacak kadar gümüş ve altın.
- 2
Görünce bende-i ħāś-ı duǾā-geri Fāżıl
Bu beyt-i bį-bedel oldı dehāndan bįrūn
1Onu, duacısı olan özel kulu Fâzıl görünce
2bu eşsiz beyit ağzından çıktı:
İkinci beyit övgünün söyleniş anını şiire katar: Fâzıl kendisini yalnızca nimet alan biri değil, gördüğü sahneyi hemen “bî-bedel” bir beyte çeviren duacı saray şairi olarak sunar.
- 3
Bu keŝret-i zer ü sįmi göreydi şimdi eger
Yere geçer idi şerm ü ĥicābdan
1Kârûn şimdi bu kadar altın ve gümüşü görseydi,
2utanç ve mahcubiyetten yerin dibine geçerdi.
Son beyitte Kur'an kıssalarındaki zenginlik simgesi Kârûn karşılaştırma ölçüsüdür. Kârûn'un yere geçmesi hem bilinen cezaya gönderme yapar hem de hükümdarın serveti karşısında utançtan yere batma deyimini gerçek bir sahneye çevirir.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.093eb627-58cb-4491-b014-6db560254022:f05be22b-mk9-pdf994 sabit kaydıyla tez edisyonunda Mukatta’ât 9, basılı s.978 / PDF 994. PDF 994'te 9 işaretinden 10 işaretinin hemen öncesine kadar altı dize. Şiir gövdesi yalnız bu numaralı bloktan alındı; dipnot aparatı gövdeye katılmadı. Exact AVESIS item CC BY 4.0 bağlantısını bu ekin hemen yanında gösterir; indirilen PDF'nin içinde gömülü lisans beyanı yoktur. Altı dize sırasıyla on iki, on iki, on dört, on üç, on beş ve on üç hecedir; “Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün” dizisi ise on beş hece ister. Dizeler remel ve hezec değişkelerinin hiçbirine tutarlı biçimde oturmuyor; tez edisyonu da bu kısa şiir için basılı bir kalıp adı vermiyor.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Şemsiyye tutmuş el-amân kayıkda ol nûr-ı siyâhEnderunlu Fâzıl · Şarkı→
Açılıştaki “nisâr”, hükümdar cömertliğini düğünde saçılan para görüntüsüne dönüştürür. “Âfâk” ve “hesaptan efzûn” sözleri, armağanın miktarını saray çevresinden bütün dünyaya ve sayılamazlığa doğru büyütür.