Nûr-ı İrfân ile Yâ Rab Dilimi Lâmi‘ Kıl
İrfan nuruyla gönlün parlamasını isteyen kıt‘a, sözün gönül ehline duyurulmasını ve küçük mecmuanın feyzi toplamasını aynı dua zincirinde kurar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
ile Yâ Rab dilimi kıl
Sözüme -i ehl-i dili sâmi‘ kıl
1Ey Rabbim, gönlümü irfan nuruyla parlat;
2sözümü gönül ehlinin kulağına işittir.
- 2
Toldurup -ı hükm-i gayret ile
Cem‘a-i feyze bu mecmû‘acığım kıl
1Gayret hükmünün satır saflarını doldurup
2bu küçük mecmuamı feyiz toplamaya elverişli kıl.
İkinci beyit satırı askerî bir saf gibi düşünür: “saff-ı sütûr” yazıyı hizaya girmiş bir dizi hâline getirir ve bu safı dolduran şey mürekkep değil gayretin hükmüdür. Küçültme ekiyle söylenen “mecmû‘acığım”, tevazu ile büyük bir dilek arasındaki farkı aynı dizede tutar.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.e7912dc2-9d1e-4325-af4a-c55ffa865ab5:k32-pdf342. Elbir neşrinde K32, basılı s. 335/PDF 342; 4 dize, basılı ölçü adı ve Dîger-32, 2 beyit ve sonraki Dîger başlığı ile tam sınır görselden sabittir. Kaynak yalnız görüntü biçimindedir; ana edisyon okuması korunmuştur. AVESIS profilindeki CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
O kim anuñ diye seri rızâ-yı yâre gerekKânî · Gazel→
Açılış beyti iki ayrı duyuyu arka arkaya diler: önce gönül ışıyacak, sonra söz kulağa ulaşacaktır. “Lâmi‘” ile “sâmi‘” kafiyesi ışıkla işitmeyi aynı ses kalıbına sokar. Muhatap da geniş bir okur kitlesi değil, işitme yetisi “ehl-i dil” diye sınırlanmış dar bir çevredir.