O
Dicle kıyısındaki hasta kadınla çocuk, ayın doğuşunu teselli bekler gibi seyreder. Gecenin çiçekleri, gümüş duman ve mahmur ışıklar manzarayı gerçeklikten rüyaya geçirir; son iki dize gökteki kederli alın ile yerdeki yaslı bedeni birbirine bağlar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Bir hasta kadın, Dicle'nin üstünde her akşam
Bir hasta çocuk gezdirerek, çöllere
Sisler uzanırken o senin doğmanı bekler.
Yorgun gibi mühmel duran ufuklar
Titrer, silinir...-i şeb her şeyi saklar,
İklim-i hayalâta bakan bir nazar-ı dûr
Hüzniyle doğar -i sema sâkit ü mahmur;
Bir mâilik üstünde yanar gizli ziyalar
Leylin bütün ezhârı semalarda açarlar,
Leylin bütün ezhârı, bütün ruh-ı ziyası;
Bir -yı meçhulenin eşyaya teması,
Zulmetlerin esrarını baştan başa sallar,
Sen, ah, doğarsın o zaman, mest ü ziyadar...
Sahilleri sessiz dolaşan hasta hayale,
Bir nûr-ı teselli taşır alnındaki hâle;
Hatta o soluk çehreye nûrun dokunurken,
Bir buseye benzerdi ki gelmiş ona senden.
Nehrin gece, rüya vü serâirle boğulmuş,
Ufkunda tahassürler okur gamzede bir kuş.
Bir giryeli ses - belki kadın, belki de erkek -
Söyler gecenin şi'rine bir aşk, bir ahenk...
Nûrun dökülür, sahil erir, karşıki yerler
Bir hâb-ı münevverde hep eşkalini gizler;
Sîmîn dumanlarda ölür ruh-ı menâzır,
Bir ra'şe-i zerrin ta karşıda yer yer
Mahmur ışıklar yüzer esrar üzerinde
Yorgun sular üstünde kanar bir şeb-i hande...
Her lerze, her ahenk bulut, hâb oluyorken,
Bir feyz-i umumi-i ziyadar ile birden,
Sakin soluyorken gece eşbâh ü avâlim,
Yalnız o ziyalarda kalır sakin ü muzlim.
Ey mâh cebînin o cebîn-i keder ü gam,
Altında o yorgun, o soluk heykel-i mâtem!
1Hasta bir kadın, her akşam Dicle'nin üzerinde
2Hasta bir çocuğu gezdirirken, çöllere gül renkli
3Sisler yayılır; o da senin doğmanı bekler.
4Yorgunmuş gibi kendi hâline bırakılmış sakin ufuklar
5Titrer, silinir... Gecenin eteği her şeyi saklar.
6Hayaller ülkesine bakan uzak bir bakış,
7Hüznüyle doğar; göğün yıldızı sessiz ve mahmurdur.
8Mavi bir yüzeyde gizli ışıklar yanar,
9Gecenin bütün çiçekleri göklerde açar:
10Gecenin bütün çiçekleri, ışığının bütün ruhu.
11Bilinmeyen bir esintinin eşyaya dokunuşu
12Karanlıkların sırlarını baştan başa sarsar.
13Sen, ah, işte o zaman sarhoş ve ışıl ışıl doğarsın...
14Kıyıları sessizce dolaşan hasta hayale
15Alnındaki hâle bir teselli ışığı taşır.
16Hatta ışığın o solgun yüze dokunurken,
17Senden ona ulaşmış bir öpücüğe benzer.
18Nehir geceye, rüyaya ve sırlara boğulmuştur;
19Ufukta yaralı bir kuş özlem türküleri söyler.
20Ağlamaklı bir ses —belki kadın, belki erkek—
21Gecenin şiirine bir aşk, bir ahenk söyler...
22Işığın dökülür, kıyı erir; karşıdaki yerler
23Aydınlık bir uykuda bütün biçimlerini gizler.
24Manzaraların ruhu gümüş renkli dumanlarda ölür;
25Altın bir ürperti karşı kıyıya dek yer yer uzanır.
26Mahmur ışıklar sırların üzerinde yüzer;
27Yorgun suların üstünde gülen bir gece kanar...
28Her titreyiş, her ahenk buluta ve uykuya dönüşürken,
29Her yanı saran ışıklı bir bereketle birden,
30Gece, gölgeler ve âlemler içinde sakince solurken,
31Yalnız o, bu ışıkların içinde sakin ve karanlık kalır.
32Ey ay, keder ve gam yüklü alnının
33Altında o yorgun, o solgun matem heykeli!
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ahmet Haşim adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 140736 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Ziya-yı şemse kapanmış bütün deriçeleriAhmet Hâşim · manzume→
Dicle kıyısındaki hasta kadınla çocuk, ayın doğuşunu teselli bekler gibi seyreder. Gecenin çiçekleri, gümüş duman ve mahmur ışıklar manzarayı gerçeklikten rüyaya geçirir; son iki dize gökteki kederli alın ile yerdeki yaslı bedeni birbirine bağlar.