O Eski Hücreye Benzer ki
Keder, güneşe kapanmış eski bir hücreye benzetilir; renkler, çiçekler, ocak ve duvar portreleri unutuluşun eşyalarıdır. Başlangıçtaki hücre benzetmesinin sonda yinelenmesi, teselli ufkuna çekilmiş perdeler yüzünden çıkışsız kalan bir iç mekân duygusu yaratır.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Ziya-yı şemse kapanmış bütün deriçeleri
Bir öyle hücreye benzer ki ömrümün kederi.
-ı ye's ü fena sinmiş orda elvana
Emel, heves bırakılmış sükut u nisyana.
Bütün hadayık-ı histen o toplanan ezhar
Uyur mekaabir-i minada bi-ümid-i bahar.
Bu penbe gül, bu gül ağır ağır erimiş
Üzerlerinde değiştikçe her mükedder kış.
Ocak harab ü , lamba kimsesiz, a'ma
Bu eder hüzn ü uzleti ima.
Soluk cidara asılmış, durur garik-i
O çehreler ki uyur gözlerinde eski hayal...
O eski hücreye benzer ki ömrümün kederi
Çekilmiş ufk-ı teselliye karşı perdeleri...
1Bütün pencereleri güneş ışığına kapanmış
2Öyle bir hücreye benzer ömrümün kederi.
3Umutsuzluğun ve yok oluşun tozu oradaki renklere sinmiş;
4Umut ve istek, sessizliğe ve unutuluşa bırakılmış.
5Duygu bahçelerinin tümünden toplanan o çiçekler
6Bahar umudu olmadan, mine mezarlarda uyur.
7Bu pembe gül, bu gül ağır ağır erimiş
8Üzerlerinde her kasvetli kış birbirinin yerini aldıkça.
9Ocak yıkık ve boş; lamba kimsesiz ve kör.
10Bu hasta sessizlik, hüznü ve yalnızlığı sezdirir.
11Solgun duvara asılı duran ve kedere boğulmuş
12O yüzlerin gözlerinde eski bir hayal uyur...
13Ömrümün kederi o eski hücreye benzer;
14Perdeleri teselli ufkuna karşı çekilmiştir...
Metnin kaynağı
Şiir, bağlı kaynakta Ahmet Haşim adına kayıtlıdır; başlık, gövde ve şair kimliği sabit kaynak zinciriyle eşleştirilmiştir.
Atıf kanıtını aç ↗Metin, Türkçe Vikikaynak'ın 142006 numaralı sabit revizyonuna bağlıdır. Günümüz Türkçesi ve açıklamalar ayrı editoryal katmandır.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Annemle karanlık geceler bazı çıkardık;Ahmet Hâşim · manzume→
Keder, güneşe kapanmış eski bir hücreye benzetilir; renkler, çiçekler, ocak ve duvar portreleri unutuluşun eşyalarıdır. Başlangıçtaki hücre benzetmesinin sonda yinelenmesi, teselli ufkuna çekilmiş perdeler yüzünden çıkışsız kalan bir iç mekân duygusu yaratır.