Olmayaydum ‘âleme ‘aşkuñla rüsvâ kâşkî
Her beyitte ‘kâşkî’ ile geriye dönük bir dilek kuran gazel; aşkın halka açılmasından, derdin zahide anlatılmasından ve geçici dünya malına bağlanmaktan yakınır; kadehin kavgasız barış getirmesini diler.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Olmayaydum ‘âleme ‘aşkuñla kâşkî
Gülmeyeydi hâlüme hecrüñde a‘dâ kâşkî
1Keşke aşkınla bütün dünyaya rezil olmasaydım;
2keşke ayrılığında düşmanlar hâlime gülmeseydi.
- 2
Zâhide ‘aşkuñ gamın sandum söyledüm
Kılmayaydum derdümi bî-derde ifşâ kâşkî
1Aşkının gamını zahide, hâlimden anlar sandığım için söyledim;
2keşke derdimi dertsiz kişiye açmasaydım.
Şair zahidi kendi hâlini paylaşan biri sanıp aşk gamını anlatmıştır; şimdi derdini dertsiz kişiye açtığına pişmandır. Yanlış ‘hem-hâl’ varsayımı sırdaşlık ölçüsünü ortaya çıkarır. Duyguyu yaşamayan kişi onu güvenle taşıyamaz, dolayısıyla ifşa yalnız konuşanın hatası olur.
- 3
Bend-i zülfüñden ne mihnet çekdügin bilsen göñül
Başuña kâkül gibi düşse bu sevdâ kâşkî
1Ey gönül, saçının bağı yüzünden ne sıkıntı çektiğini bilsen;
2keşke bu sevda kâkül gibi başına düşse.
Gönül sevgilinin saç bağı yüzünden çektiği mihneti bilmelidir; bu sevdanın kâkül gibi başına düşmesi dilenir. Saç hem bağlayan zincir hem başa düşen kıvrımdır. Söz oyunu, gönlün dışarıdan öğütle değil aynı esareti bizzat yaşayarak bilgi edinmesini ister.
- 4
Gam çeken mâl ü metâ‘-ı içün
Neydügin bilse me’âl-i hâl-i dünyâ kâşkî
1Temelsiz dünyanın malı ve eşyası için kaygılanan kişi
2keşke dünya hâlinin sonunun ne olduğunu bilse.
Temelsiz dünyanın malı için kaygılanan kişi, dünya hâlinin sonucunu bilseydi bu kadar bağlanmazdı. ‘Meâl’ yalnız anlamı değil varılacak sonu bildirir. Beyit, servetin varlığını inkâr etmez; kalıcı sanılan mülkün dayanıksız temelini görmeyen endişeyi eleştirir.
- 5
‘Aşk ile ser-mest olan bilmez dü ‘âlemden haber
Aña hergiz olmasa dünyâ vü ‘ukbâ kâşkî
1Aşkla sarhoş olan iki âlemden de haber almaz;
2keşke onun için ne dünya ne de ahiret olsaydı.
Aşkla sarhoş olan kişi iki âlemden de haber almaz; onun için ne dünya ne ahiret bulunması dilenir. Bu, teolojik bir inkâr değil aşk sarhoşluğunun bütün karşılık hesaplarını sildiği tarihsel şiir mübalağasıdır. Âşık ödül ve mülk ufuklarının ikisine de yabancılaşır.
- 6
Câm-ı ‘aşkuñ cür‘asın kılsañ bu bezm ehline feyz
Sulha müncer olsa bu bîhûde gavgâ kâşkî
1Aşk kadehinin son yudumunu bu meclis halkına bereket kılsaydın;
2keşke bu boş kavga barışla sonuçlansaydı.
Aşk kadehinin son yudumu meclis halkına bereket olarak dağıtılsa, boş kavganın barışla sonuçlanması umulur. Cür‘a küçük bir artıkken topluluğu dönüştüren feyze çevrilir. Gazel kişisel pişmanlıktan ortak uzlaşma dileğine açılır ve içkinin paylaşım işlevini öne çıkarır.
- 7
Mahrem-i esrâr-ı ma‘nâ hem-zebân-ı hâl yok
‘Aşk sırrın kılmasañ Bâkî kâşkî
1Anlam sırlarına sırdaş, hâlin dilinden anlayan kimse yok;
2ey Bâkî, keşke aşk sırrını açığa vurmasaydın.
Anlam sırlarına mahrem ve hâlin dilini anlayan kimse bulunmadığı için Bâkî aşk sırrını açıklamamış olmayı diler. Makta önceki sırdaşlık hatasını genelleştirir: uygun muhatap yoksa söz hakikati korumaz. Şair kendi şiir söyleyişini de ifşa tehlikesi bakımından sorgular.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.4543efa5-2233-4958-a504-0b76689cc339:g496-pdf301-302. Açık lisanslı tez ekinde G.496, basılı 283–284/PDF 301–302, 7 beyit; şiir-numarası → vezin bağlantısı PDF 65–66'daki Tablo 2'de açık. Sabahattin Küçük neşri yalnız sınır ve kısa okuma farkları için yalnızca araştırma amacıyla tanıktır. CC BY profil-ek ilişkisindedir; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Âşık, sevgilinin aşkıyla dünyaya rezil olmamayı ve ayrılıkta düşmanların hâline gülmemesini diler. ‘Kâşkî’ gerçekleşmiş sonucu geri alamayan pişmanlığı taşır. Aşkın özel sırrı kamusal teşhire dönüşmüş, acıya bir de başkalarının alayı eklenmiştir.