DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Askerî/Pâdişah-ı dehre baş eğmez gedâlar var imiş
Gazel · 16. yüzyıl

Pâdişah-ı dehre baş eğmez gedâlar var imiş

Beş beytin hepsi “var imiş” redifiyle bitiyor ve şiir baştan sona duyulmuş bir haberi aktarır gibi konuşuyor. Haberin içeriği hep aynı tersine çevirme: dilenci padişaha baş eğmiyor, eski şal atlasa değişilmiyor, yırtık gönül süs sayılıyor. Kapanışta şair kendini bu kalabalığın binde biri olarak sayar.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    Pâdişah-ı dehre baş eğmez gedâlar var imiş

    Mülk-i istiğnâda hoş ehl-i gınâlar var imiş

    1Dünyanın padişahına baş eğmeyen dilenciler varmış;

    2istiğna ülkesinde gönlü zengin, hoş insanlar varmış.

    Matla iki kelimeyi birbirine çeviriyor: “gedâ” dilenci, “gınâ” zenginlik. İstiğnâ, hiçbir şeye muhtaç olmama hâlidir; şair onu bir mülk sayıp orada oturanları zengin ilan eder. “Var imiş” redifi hükmü uzaktan duyulmuş bir habere dönüştürüp iddiayı yumuşatır.

  2. 2

    Sakınur ersâr-ı aşkullahı her bigâneden

    Hamdülillâh sırra mahrem âşinalar var imiş

    1Allah aşkının sırlarını her yabancıdan sakınır;

    2hamdolsun, sırra mahrem olan dostlar da varmış.

    Beyit tekkenin en katı kuralını, sır saklamayı anlatıyor ve bunu bir dostluk ölçütü yapıyor: bigâne ile âşinâ arasındaki sınır sırrı taşıyıp taşıyamamaktır. Kaynakta “esrâr” harfleri yer değişmiş biçimde “ersâr” dizilmiş, dizgi kazası olduğu gibi bırakıldı.

  3. 3

    -ı şâha değişmez köhne şâlın âr eder

    Tekye-i dehr içre -ı fenâlar var imiş

    1Eski şalını şahın atlasıyla değişmez, bunu ar sayar;

    2dünya tekkesinde fenaya ermiş abdallar varmış.

    Değiş tokuş reddediliyor, üstelik teklifin kendisi ayıp sayılıyor — “âr eder” beytin ağırlık merkezi. İkinci dize dünyayı han ya da kervansaray değil tekke olarak adlandırır: içinde oturanlar yolcu değil, fenâ makamına yerleşmiş abdallardır.

  4. 4

    Zeyn eder şehbâzlarla bu dil-i sadçâkini

    Zümre-i uşşâk içinde bî nevâlar var imiş

    1Yüz parça olmuş bu gönlünü şahbazlarla süsler;

    2âşıklar topluluğu içinde nevâsız olanlar varmış.

    Yara burada onarılmıyor, takılıyor: yüz yerinden yırtık gönül bir süs levhası gibi donatılıyor. “Bî nevâ” hem nasipsiz hem sessiz demek, çünkü nevâ aynı zamanda ezgi ve bir makam adıdır; âşıklar korosunun içinde sesi çıkmayanlar anlatılıyor.

  5. 5

    Aşk derdinden zebundur gûşe-i meyhânede

    Askerî gibi hezâran mübtelâlar var imiş

    1Meyhanenin bir köşesinde aşk derdinden bitkin düşmüştür;

    2Askerî gibi binlerce müptelâ varmış.

    Mahlas beyti şairi ayrıcalıklı kılmıyor, aksine kalabalığa katıyor: “benim gibi binlercesi” demek, dört beyittir sayılan istisnaları sıradanlaştırmak demek. Latîfî de Askerî'yi “abdâl-meşreb” diye anar ve yıllarca Kerbelâ'da kaldığını kaydeder.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 144553 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Bölüm başlığı (“ASKERΔ), Ergun'un tanıtım paragrafı — içinde Latîfî'den yaptığı uzun iktibas da var — ve gövdenin başındaki sıra işareti (“―1―”) metne alınmadı, geriye on dize kaldı. İkinci beytin ilk dizesinde “esrâr” kelimesi harfleri yer değişmiş biçimde “ersâr” dizilmiş; düzeltilmedi. “Hamdülillâh” ve “bî nevâlar”ın ayrı yazımı da kaynağa ait.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Benzer bir okumaAşk-ı bâlâ-rev ruh-ı dildâra etmez iltifâtŞeyh Gâlib · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

gedâ

dilenci, yoksul

istiğnâ

hiçbir şeye muhtaç olmama, tokgözlülük

gınâ

zenginlik; burada gönül zenginliği

bigâne

yabancı, ilgisiz kimse

atlas

parlak, ağır ipek kumaş

abdâl

gezici derviş; mülkten el çekmiş kimse

sadçâk

yüz parça, yüz yerinden yırtık

bî nevâ

nasipsiz, sesi çıkmayan (nevâ: ezgi, makam adı)