Rakîbi Nev-be-nev Mest Eyleyüp Vaslın Şarâbından
Rakibin kavuşma şarabıyla sarhoş edilmesine karşı âşığın hasret mahmurluğunu anlatan gazel, amber örtü, aşk kitabı, ince belin kıvrımı, Şehnâme ve büyüklerin yalan vaatlerini aynı okuma imgesinde toplar.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
Rakîbi nev-be-nev mest eyleyüp vaslın şarâbından
Beni itme sâkî la‘l-i nâbından
1Rakibi kavuşma şarabınla çeşit çeşit sarhoş ederken,
2ey saki, beni saf yakut dudağının hasret mahmuru bırakma.
- 2
Degil hat kesret-i nazzâre-i ağyârı gördükde
çekdi o meh fart-ı hicâbından
1O görünen ince tüy değildir; ay yüz, rakiplerin çok bakışını görünce
2aşırı utancından amber renkli bir örtü çekti.
Bu beyit gördüğümüz şeyin ne olmadığını söyleyerek başlar: yüzde beliren koyuluk ayva tüyü değildir. Yerine konan açıklama daha ağırdır — rakiplerin bakışı o kadar çoğalmıştır ki ay yüz utancından örtünmüştür. Örtünün amber kokulu oluşu, gizlenmenin bile bir çekim aracına dönüştüğünü gösterir.
- 3
sanma bulandı dîde-i renc-âşinâ yârin
Fürûğ-ı tal‘at-ı mihr-i ‘izârı germ ü tâbından
1Sevgilinin çileye alışık gözü bulanmış; bunu göz iltihabı sanma,
2yanağının güneş gibi yüzünün sıcak ışığındandır.
Aynı “sanma” yapısı bu kez göze uygulanır. Sevgilinin bulanmış gözü için hastalık teşhisi reddedilir; sebep dışarıdan değil kendi yüzünün ışığındandır, yani güzellik kendi kendini rahatsız edecek kadar parlaktır. “Renc-âşinâ”, o gözün acıyla zaten tanışık olduğunu söyleyerek bulanıklığa ikinci bir katman ekler.
- 4
Mukaddem fenn-i ‘aşkı câ-be-câ yazmışdı dil ezber
Anı tashîh itdin şimdi bir kitâbından
1Gönül daha önce aşk ilmini yer yer ezberine yazmıştı;
2sen şimdi onu yeni tüylü bir yüz kitabından düzelttin.
Dördüncü beyit aşkı öğrenilen bir ilim yapar: gönül “fenn-i ‘aşk”ı önceden ezberlemiştir. Ama ezber eksiktir; sevgili yeni tüylenmiş yüzünü bir kitap gibi açarak metni düzeltir. Bilgi böylece kitaptan yüze taşınır ve öğrenme, sevgilinin görünüşündeki değişimle birlikte yenilenir.
- 5
Dolandırmış dilin bir şûh-ı fettân gâlibâ yârin
Mahabbet anlanur ol mûmiyânın pîç ü tâbından
1Galiba bir fitneci güzel sevgilinin dilini dolaştırmış;
2sevgi, o ince belin kıvrılıp bükülüşünden anlaşılır.
Beşinci beyit dedikoduyu bedene bağlar: sevgilinin dilini dolaştıran bir fitneci varsa bunun kanıtı sözde değil belin kıvrımındadır. “Pîç ü tâb” hem bükülmeyi hem iç sıkıntısını karşıladığı için ince bel, hem güzellik ölçüsü hem duygunun okunduğu yer olur.
- 6
Cihânın bilmeyenler oldıgın câhın
Tetebbu‘ eylesün Şeh-nâmenin bir iki bâbından
1Dünyanın makamının su üstündeki nakış olduğunu bilmeyenler
2Şehnâme'nin bir iki bölümünü inceleyiversin.
Altıncı beyit sevgiliyi bırakıp dünyaya döner ve makamın kalıcılığını suya çizilen nakışla ölçer. İlginç olan, bunu inanmayanlara bir öğüt yerine bir okuma ödevi vermesidir: Şehnâme'nin “bir iki bâb”ı bile yeter denir. Kanıt böylece deneyimden değil kitaptan istenir.
- 7
Yine inkâr olınmaz hayli tahsîl-i sudâ‘ itdik
Kibârın Râsimâ -ı bî-hisâbından
1Yine de hayli baş ağrısı kazandığımız inkâr edilemez,
2ey Râsim, büyüklerin sayısız yalan vaadinden.
Makta hesabı zarar tarafından kapatır: elde kalan tek şey “tahsîl-i sudâ‘”, yani kazanılmış bir baş ağrısıdır. “Tahsîl” sözü öğrenim çağrışımıyla önceki beyitlerin kitap ve ilim diline bağlanır. Büyüklerin vaatleri sayısızdır ama hepsi yalandır; gazel böylece sevgilinin vaadinden hâmilerin vaadine geçerek biter.
Metnin kaynağı
DEU-AVESIS.8c2d8694-1cea-4c15-8f4a-330635b74145:g27-pdf204-205. Ana açık edisyon G27'i basılı s.191–192/PDF 204–205'de tam gövde, basılı kalıp adı ve G28/PDF 205 sınırıyla verir. dize sırası korunur. AVESIS CC BY bağlantısı dosya ekine komşudur; PDF içinde gömülü lisans yoktur.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Sa‘âdetle yapup Ahmed Ağa bu menzili RâsimEğrikapılı Mehmed Râsim · Tarih→
Matla iki sarhoşluğu karşı karşıya koyar: rakip kavuşma şarabıyla defalarca mest edilirken konuşana düşen “mahmûr”luk, yani içkiden sonraki ağırlıktır. Aradaki fark içilen miktar değil, hiç içmeden mahmur kalmaktır; sevgiliye “sâkî” diye seslenmesi de dağıtımın onun elinde olduğunu hatırlatır.