DDizegâhDijital şiir arşivi
Şiirler/Recaizade Mahmut Ekrem/Riyâzet zâhide devr-i bekanın cennetindendir
Gazel · 19. yüzyıl

Riyâzet zâhide devr-i bekanın cennetindendir

Dört beyitlik bir hikmet gazeli. Her beyit bir davranışı alıp sebebine bağlıyor ve sebebi her seferinde beklenmedik bir yerde bulur: çile ahiret hazzından, bozgunculuk dünya lezzetinden, coşku dışarıdan gelen rüzgârdan.

Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.

  1. 1

    zâhide devr-i bekanın cennetindendir

    Fesâd ehl-i hevâya mâsivânm Iezzetindendir

    1Zahidin çilesi, ona sonsuzluk çağının cennetinden gelir;

    2hevâ ehlinin bozgunculuğu ise dünyanın lezzetindendir.

    Matla gazelin kalıbını kuruyor: iki insan tipi, iki sebep, tek redif. Zahidin çilesi ilerideki cennetten, hevâ ehlinin bozgunculuğu şimdiki lezzetten besleniyor; yani ikisi de sonunda bir hazza bağlanıyor ve aradaki ahlâkî mesafe eriyor. Bu dizede kaynaktaki iki dizgi kazası olduğu gibi bırakıldı.

  2. 2

    bâ'is-i fikdân-ı hüsn-i zindegânıdır

    Vuhûşa usret-i tahsîl-i dâne vahşetindendir

    1Birbirinden kaçmak, yaşayışın güzelliğini yok eder;

    2yabani hayvanların yem bulmaktaki zorluğu da yabanlıklarındandır.

    Beyit toplumsal bir hüküm veriyor ve delilini hayvanlardan getiriyor: sürüden ayrı düşen vahşi hayvan yemini güçlükle bulur. “Vahşet” hem yabanîlik hem yalnızlık demektir, beyit iki anlamı üst üste bindiriyor. Redif de sebebi sona atarak hükmü bir çıkarıma çeviriyor.

  3. 3

    Verir zûr-ı hevâ deryâ-dilâna ruhsat-ı cünbüş

    yemde zîrâ rûzgâruñ şiddetindendir

    1Rüzgârın gücü, deniz gönüllülere kımıldama izni verir;

    2çünkü denizdeki çalkantı rüzgârın şiddetindendir.

    Beyit “hevâ” kelimesinin çift anlamıyla çalışıyor: hem rüzgâr hem heves. Deniz gönüllü insan kendiliğinden kıpırdamaz, onu harekete geçiren dışarıdan gelen bir kuvvettir. Büyük ruhun coşması da böylece kendi eseri sayılmıyor — bütün gazelde olduğu gibi sebep dışarıda aranıyor.

  4. 4

    Revâcın bulmasa Ekrem n'ola ger -i irfân

    -ı ma'rifet nakkad-ı ilmiñ nedretindendir

    1Ekrem, irfan malı rağbet görmese ne çıkar;

    2marifetin sürümsüz kalması, ilmin kıymetini bilenlerin azlığındandır.

    Mahlas beyti bilgiyi çarşı diliyle anlatır: ‘kâla’ satılık mal, ‘kesâd’ sürümsüzlük, ‘nakkad’ ise kıymet bilen kişidir. İrfan malının rağbet görmemesi, malın değersizliğine değil onu değerlendirecek ilim ehlinin azlığına bağlanır; dışarıdan bir edebiyat piyasası tarihi eklenmez.

Kavram sözlüğü (8) ↓
Kaynak

Metnin kaynağı

Türkçe Vikikaynak'taki 142853 numaralı sürüm esas alındı; imlâsına dokunulmadı. Baştaki “İbtidâ-yı Gazeliyyât” bölüm başlığı metne alınmadı, mahlas dizesindeki yıldızlar ve yıldızların açtığı fazla boşluk atıldı. Matlaın ikinci dizesinde iki dizgi kazası var — “mâsivânm” (mâsivânın olmalı) ve büyük I ile dizilmiş “Iezzetindendir” — ikisi de düzeltilmeden bırakıldı. Kaynaktaki nazal ñ (“rûzgâruñ”, “ilmiñ”) korundu.

Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.
Bir hata mı var? Bildirin

Yanlış bir dize, hatalı bir çeviri ya da eksik bir kaynak gördüyseniz yazın. Metni doğrulayıp düzeltiyoruz.

Okumaya devam edin

Sırada ne var?

Sonraki şiirRuhmı bu yâ âftâb-ı sevdâRecaizade Mahmut Ekrem · Gazel

Kavram sözlüğü

8 kavram bulundu.

riyâzet

Nefsi kısma, çile, perhiz

mâsivâ

Tanrı dışındaki her şey; dünya

tecânüb

Birbirinden kaçınma, uzak durma

vuhûş

Yabani hayvanlar

telâtum

Dalgaların birbirine çarpması, çalkantı

kâla

Satılık mal, meta

kesâd

Sürümsüzlük, alıcı bulamama

nedret

Azlık, seyreklik