Rûz ü şeb bülbül gibi nâlân eden sensin beni
Sevgili, konuşanı gece gündüz bülbül gibi inleten ve güzellik gül bahçesine hayran bırakan kişidir. Âşık malını mülkünü onun yoluna harcar, yalın ayak ve başı açık kalır. Feryadı yedi iklimde duyulur; sevgili onu bütün âleme destan ederek hem şehrini hem adını tanıtır. Son kıtada yıllarca gözünde fer bırakmayan sevgiliden merhamet istenir; Âşık Ömer’in kimseye iftira etmediği, mamurken viran hâle getirildiği söylenir.
Özgün dizeler ve günümüz Türkçesi karşılığı gösteriliyor.
- 1
bülbül gibi nâlân eden sensin beni
hayrân eden sensin beni
1Beni gece gündüz bülbül gibi inleten sensin;
2Beni güzelliğinin gül bahçesine hayran eden sensin.
- 2
Âşık-ı bîçâreye hiç yoğ imiş rahmın senin
Gice gündüz ağlayup giryân eden sensin beni
1Senin zavallı âşığa hiç merhametin yokmuş;
2Beni gece gündüz ağlatıp gözyaşına boğan sensin.
Merhametsizlik sonradan öğrenilen hüküm gibi “yoğ imiş” sözüyle açığa çıkar. Gece gündüz ağlamak “giryân” kimliğini kalıcılaştırır; sevgili yalnız gözyaşının nedeni değil âşığı bütünüyle ağlayan birine dönüştüren faildir.
- 3
Dembedem rahm eyleyüp şâd etmedin
Üstüme hançer çeküp te istedin helâkimi
1Her an ‘rahm eyleyüp şâd etmedin’ gamlı kişini [olumsuzluk kapsamı açık];
2Üzerime hançer çekip ölümümü istedin.
“Dembedem” her an demektir; “rahm eyleyüp şâd etmedin” diziminde olumsuzluğun yalnız sevindirmeye mi, rahmet etme fiiline de mi yayıldığı kapanmaz. Kesin sonuç gamnâk kişinin şad edilmemesi ve hançerle ölümünün istenmesidir.
- 4
Yoluna sarf eyledim hep
Yalın ayak baş açık üryân eden sensin beni
1Bütün malımı ve mülkümü yoluna harcadım;
2Beni yalın ayak, başı açık ve çıplak eden sensin.
Mal ve emlakın bütünü sevgilinin yoluna sarf edilir; aşk ekonomik varlığı tüketen adanmadır. Sonuç “yalın ayak baş açık üryân” üçlemesidir, yani kişi mülkten sonra giysi ve toplumsal korunma işaretlerini de yitirir.
- 5
duydular feryâdımı
Dinlesün şimdengeru serv-i kadi îcâdımı
1Feryadımı yedi iklim ve dört köşe duydu;
2Bundan sonra servi boylu sevgili icadımı dinlesin.
Feryadın yedi iklim ve dört köşede duyulması sesi bütün dünya haritasına yayar. “Serv-i kadi” sevgiliden artık konuşanın “îcâd”ını, yani ortaya koyduğu şiir ve feryat ürününü dinlemesi istenir; uzak âlem duymuşken yakın muhatap sağır kalmamalıdır.
- 6
Bilmeyenler bildiler hem şehrimi hem adımı
Ey vefâsız eden sensin beni
1Bilmeyenler hem şehrimi hem adımı öğrendi;
2Ey vefasız, beni âleme destan eden sensin.
Şehir ve adın bilinmesi aşk acısını istemsiz şöhrete dönüştürür; kişi mahremiyetini feryatla kaybeder. Sevgili onu “destân” ederek hem ünlü kılar hem dillere düşürür, bu nedenle ün bir başarı değil vefasızlığın yan etkisidir.
- 7
Bunca yıldır cevr ile sen komadın
Hâlime bak merhamet et el’aman ey gonca ter
1Bunca yıldır cefayla gözümde ışık bırakmadın;
2Hâlime bak, merhamet et; aman ey taze gonca.
Yıllarca süren cevr gözde “fer”, yani görme ışığı bırakmaz; ağlama duygu kadar fiziksel yıkımdır. “El’aman” acil korunma çağrısı, “gonca ter” ise taze güzellik hitabıdır; sert sonuç yumuşak çiçek imgesiyle muhatap edilir.
- 8
Hak bilür kimseye Âşık Ömer
Hâsılı ma’mûr iken vîrân eden sensin beni
1Hak bilir, Âşık Ömer kimseye iftira etmez;
2Kısacası beni bayındırken viran eden sensin.
Mahlaslı kapanış Ömer’in sözünün doğruluğunu Hak tanıklığına bağlar; kimseye bühtan etmediğini özellikle savunur. Son hüküm sevgilinin onu “ma’mûr” hâlden viraneye çevirdiğini bildirir ve ilk bahçe imgesini yıkılmış mekânla kapatır.
Metnin kaynağı
Ergun 1936 No.337 gövdesinde “Hak bilür kimseye bühtân eylemez Âşık Ömer” mahlası görünür.
Atıf kanıtını aç ↗Kaynak sürümü ergun1936-n337-29FEB275B2A6. Sadeddin Nüzhet Ergun, Âşık Ömer: Hayatı ve Şiirleri (1936), şiir No.337, PDF 272–273; 8 iki dizelik birim/16 dize. Tarama yeniden dağıtılmadı.
Kaynak sayfasını aç ↗Günümüz Türkçesi ve yorumlar Dizegâh editoryası tarafından hazırlanmıştır.Bir hata mı var? Bildirin
Sırada ne var?
Rûz ü şeb derd ü elemdir iddiâsı bahtımınÂşık Ömer · Şiir→
“Rûz ü şeb” iniltinin aralıksızlığını kurar, bülbül benzetmesi bu sesi aşk geleneğinin tanıdık musikisine bağlar. Sevgilinin hüsnü “gülsitân”dır; aynı kişi âşığı hem acıyla öttürür hem kendi bahçesine hayran bırakır.